Onu daha geçenlerde gördün. Yanında bir kadın ve.. bir çocuk vardı. Sen onu fark ettiğin zaman artık o, bir pastahanenin camekânına bakıyordu. Halbuki o, senin karın olabilirdi. Fakat bunu siz, tam istediğiniz kadar da istemiyordunuz; ne eksik ne de fazla. Onu şöyle bir süzdün: Bu bir saniyecik, kanlı kavganın başlangıcından bir evvelki saniyeye benziyordu. Boyanmış ve.. tombul tombul olmuştu. Şıktı; caddeden geçen yüzlerce kadından herhangi birisi kadar şıktı; onlar gibi berberin ve terzinin malıydı. Zayıf taraflarını görmek, rahatlamak istiyordun, gördün ve rahatlandın!
Sayfa 83·Kitabı okuyor
O daha ufacık bir kızdı; fakat bunu önce o istemişti. Seni, büyülü ülkeye elinden tutarak o götürmüştü. Sonra ikiniz de birer ipek böceğine benzediniz; etrafınıza hayal ipliklerinden birer koza ördünüz: Her tel sizi birbirinize biraz daha mahkûm ediyor, fakat ayni zamanda sizi birbirinizden biraz daha ayırıyordu. Böylece o, senin için, olduğundan bambaşka bir varlık haline gelmişti. Bu, onun için de böyleydi. Bir gün bu uykudan uyandınız. Artık her an yeni bir gerçeğinizi daha keşfediyor, hayal kâinatınızdan her an yeni bir yıldızın daha kayıp gittiğini, karanlıkların ardında kaybolduğunu titreyerek hissediyordunuz. Ve sen bu anlardan, yani hayatından, varlığından uzaklaşmak, yaşayışını idrak etmemek için ne ümit ettinse peşinden koşuyordun. İstiyordun ki, rüya devam etsin gitsin. O da öyle... Gerçekleri benimsiyecek kuvveti harcamıştınız. Üstelik o rūya devrini unutmanın, kendinizi inkâr olacağını, hiç değilse sizi küçülteceğini zannediyordunuz. Bu arada birbirinize gülümserken içiniz burkulurdu ve siz müşterek bir sevgilinin ölümünü hatırlamış gibi olurdunuz. Size, karşılaşma bekleyişten, beraber olmak hasretten ezici gelirdi.
Sayfa 82·Kitabı okuyor
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Senin burada, bunların arasında ne işin var?
Sen Fatih'liydin; tertemiz bir mahallenin gül gibi çocuğuydun. Talebeliğin, arkadaşlığın, her şeyin, her şeyin makbuldu: Sonra daha genç yaşta eline kurulu bir düzen geçmişti. Sen onu devraldığından daha iyi bir hale getirmek üzere idin ve yanında annen vardı. Sonra bir gün; ne oldu, nasıl oldu bunu hâlâ bilmezler, sen kendini buralarda bu halde buluverdin. Daha önce annen kalkıp öbür oğlunun yanına gitmişti. Bunu hâlâ itiraf edememekte ne mânâ var? O, ağabeyinin yanına senden kaçmak için gitti. Annen senden kaçmıştı. Fakat senden ilk defa kaçan muhakkak ki o değildi. Ondan, daha aylarca evvel bizzat sen, kendinden uzaklaşabilmek için gaddar bir boğuşmaya girişmiştin. Sende, sana en yakın olan yerinde, öldürmek, parça parça, didik didik etmek istediğin bir şey vardı. Sen, can alacak yerine vurdum zannettikçe o, bir masal canavarı biraz daha canlanıyor, tırnaklarını ciğerlerine biraz daha gömüyordu. İçmiye başladın; hem de deli gibi içiyordun. Kaç gece, geç vakit, yağmur çiselerken, kimsesiz sokaklarda boğulur gibi hıçkıra hıçkıra koştun. İçinde, tam şuranda, canevinde bir boşluk vardı. Kıvrılıverecek, iki büklüm oluverecek gibi olurdun. Bunun devâsını kimlerde aramadın, nelerde aramadın? Benliğini parça parça koparıp atmak, parça parça yeni baştan teşekkül etmek ister gibiydin. Fakat o boşluk son parçadan ilk parçaya yenilmez bir inatla intikal ediyor ve seni biraz daha çileden çıkarıyordu. Annen bu vahşi boğuşmayı, sevgisiyle, gözyaşlariyle önliyebileceğini, sonuna kadar ümit etmiş ve ayrılırken de bir ölüden ayrılır gibi ayrılmıştı. Artık seni, her hafta sonu, bazı rakamlara bakmıya ve bir iki yeri imzalamıya tabi tutuyorlar sonra da harcıyabileceğinden ne eksik ne de fazla bir sürü para veriyorlardı. Bütün bunlara sebep ne idi? Sebep ne olacak; o zamanlar
Sayfa 81·Kitabı okuyor
“Mutlu anlardan geriye kalan eşyalar , o anların hatıralarını , renklerini , dokunma ve görme zevklerini bize o mutluluğu yaşatan kişilerden çok daha sadakatle saklarlar .”
Efendimiz'e (sas) en makbul duanın hangisi olduğu sorulduğunda: "Gaib olanın gaib olana (haberi olmayanın arkasından yapılan) yaptığı dua." diye cevap vermişti. Gaibin gaibe duasının makbul olmasının sebeplerinden en önemlisi hiç şüphesiz günahkar bir ağızdan çıkmamasıdır. Çünkü Allah, günahsız ağızlardan çıkan dualara icabet etmektedir. Hiçbir kimse başka birisinin adına günah işleyemeyeceği için gaibin gaibe yaptığı dua çok önemli görülmüştür. Bunun için mümin bir insan öyle bir hayat yaşamalıdır ki o farkında olmadan ona sürekli dua eden birileri olmalı, o da başkalarına dua etmelidir. (bkz. yorum)
Sayfa 20 - Siyer Yayınları, [Gözden Geçirilmiş] 16. Baskı, Ekim 2022·Kitabı okuyor
Köşkün bahçesinde tanıştığımız o günden sonra Ada, beni daima Mabel diye ünledi. Bunu ikimizden başkası bilmez. Ada, bana sadece ikimiz yalnızken Mabel diye seslenir. Mektupları Mabel diye başlar.
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı