En sevdiğin yol, huzurla yürüdüğün yoldur.
Nereye varacağından bağımsız, içim güzelse yol da varılacak yer de güzelleşir.
Eğer sağlıkla yürüyorsam, ağacı, yolu, gökyüzünü fark ediyorsam o yol en sevdiğim yoldur.
Çocukluk boyunca yaşama doğru büyürsün ve ergenlikte, yani hayatın zirvesinde, ölüme doğru büyümeye başlarsın. Ölümlülük, hoşça karşılanması, kucak açılması gereken bir genişleme hali gibi hissedilir. Bu kültürde
gençler için, yetişkinliğe geçiş hapishaneye girmekten farksızdır. Ölüm onlara bu hapishaneden çıkış yolları bulunduğunu hatırlatır. "huzurlu bir ölüme yarı aşıktım.” demişti yirmi sekiz yaşında yaşamını yitiren
Keats. Biz de öyleydik, o devirde aşık olduğumuz ölümün kendisi değil, sadece fikriydi.
Şişkin cüzdanların yakınında doğmuş olanlardan, istediklerini, neredeyse her zaman, satın alabilen o insanlardan, bugün dahil, her zaman nefret etmişimdir.