DOĞU TÜRKİSTAN
Puan vermedi·256 syf.··
2026 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 19:15
Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda hayatınıza kaldığınız yerden devam edemezsiniz ya. Taha Kılınç’ın Doğu Türkistan ile ilgili kaleme aldığı bu yeni eser, benim için tam olarak böyle bir yolculuk oldu.. Sayfalar arasında ilerlerken kah ağladım, kah derin bir tefekküre daldım; bazen kendimi sorgularken buldum, bazense yeni araştırmalar için zihnimde yepyeni kapıların açıldığını hissettim. Yıllar önce Taha Kılınç’ın Kudüs ve Filistin üzerine yazdığı bir yazı, içimde oraları görme niyetini filizlendirmişti ve elhamdülillah nasip olmuştu görmek. Bu kitabı bitirdiğimde ise gözlerimi yumup kendimi Doğu Türkistan’ın kadim sokaklarında, belki de bugün kapısına zincir vurulmuş mahzun camilerinde hayal ettim. Bir gün o sokaklarda yürümek nasip olur mu bilinmez ama bu kitap bana çok net bir hakikati bir kez daha hatırlattı: Müslümanca Yaşamak ve Sorumluluk Almak Doğu Türkistan’ın yeniden özgür kılınması ve Müslümanca yaşanılan bir belde haline gelmesi için sadece üzülmek yetmiyor. Daimi bir dua halinde olmanın yanı sıra, biz Müslümanların üzerindeki o "pasiflik" zırhını artık sıyırıp atması gerekiyor. Kitap boyunca zihnimde yankılanan en güçlü soru şuydu: Bizler ne zaman gerçek manada Müslümanca hareket etmeye başlayacağız? Bu eser, sadece bir bölgenin acılarını anlatmıyor; aynı zamanda bizlere bir şuur ve sorumluluk aşılıyor. Doğu Türkistan’ı sadece bir haber başlığı olarak değil, ruhumuzun bir parçası olarak görmek isteyen herkesin bu satırlara dokunması gerektiğine inanıyorum. Kalemine kuvvet Taha Kılınç Kayıp Coğrafyanın İzinde
Kayıp Coğrafyanın İzindeTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20251,116 okunma
Müslümanların İzzet ve Şeref Kaynağı Onurlu Direnişçiler
10/10
·200 syf.··
2026 10. kitabı
Kitabı okurken Abdullah Bergusi gibi olmak istedim. Orada adı geçenlere hayranlık duydum fakat bir şeyi farkettim ki bu direniş ruhu bambaşka bir şey. Gerçekten Filistin'in bereketli ve mübarek toprak olarak Allah katında bahsedilmesi oranın mübarek ve bereketinin insanlara sirayet etmiş olması. İzzet ve Şeref toprağı ancak İzzet ve şerefli insanlar omzunda yükselir. Beni en çok üzen durum Filistin'in ve Müslümanların, Filistinlilerin, Filistinli ya da Müslüman diğer hainler tarafından bu kadar çok zarara uğraması. Belki ajanlar, hainler, caduslar ve tükenip vazgecenler olmasaydı işgal bu kadar uzun süre haritada ve zihinlerde yer etmez silinip giderdim elbette ki Müslüman ülkelerin kayıtsızlığı da var. Baştaki satılmışlar en büyük sebep. Filistin'in tek sorunu Kudüs, işkence ve ölümler, yıkımlar değil. Birçok sorunu var ve biz bunların hepsini dile getirmeliyiz. Evet, ilk kıblemiz, Peygamberimizin Miraca yükseldiği emin belde, İncirin ve Zeytinin merkezi Mescid-i Aksa işgal altında. Doğru, bu en büyük sorunlarımızdan bir tanesi. Evet Gazze başta olmak üzere Filistinli tüm insanlar ve hatta Lübnan dahi sebepsiz öldürmelere, işkencelere, tutuklamalara maruz kalıyor. Çocuklar, yaşlılar, hamileler, kadınlar hiçbir vasfa bakilmaksizin hatta hayvanlar bile israilin zulmünden payına düşeni alıyor. Diğer en büyük sorun ise işgal edilmiş topraklar. 1948 haritası Oslo sonrası o sonrası bu sonrası bilmiyorum ama Filistin'in tamamı işgal edilmiş israil tarafından. İsrail'in o topraklarda bir karış dahi hakkı yok ve birlikte yaşamak diye bir seçenek dahi olmamalı. Onlar o topraktan tamamen silinip gitmeli. Hiçbir şekilde taviz verilmemeliydi. Bu yaşananlar verilen tavizlerin sonucu. Allah israili kahretsin.
1K
Yoldaki MühendisAbdullah Galib Bergusi · Ekin Yayınları · 20246,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Simyacı romanı - İstanbul - Bağdat - Takkeci İbrahim
Puan vermedi
"Simyacı" romanını sevmeyen yoktur, peki bu dünya çapındaki hikayenin aslında 16. yüzyıl İstanbul’undan "araklandığını" biliyor muydunuz? Topkapı surlarındaki Takkeci İbrahim Efendi'nin Bağdat rüyasından, dünya edebiyatına uzanan o muazzam menkıbe.. Takkeci İbrahim Efendi Bir Üzüm Tanesi İçin Bağdat'a Giden İnsan 16. Asırda her sanat iyi kötü para yapar, kolunda bileziği olanlar namerde muhtaç olmadan yaşarlar. İşte Takkeci İbrahim de adı üzerine takke yapıp satar. Çorba öyle de böyle de kaynar. Garibim Topkapı sur dışında, babadan kalma bir evde barınır. Bu sağında solunda harabeler olan bükük belli bir ahşaptır. Pencereler takırdasa da, çatısı, bacası aksa da ecdad yadigarını bırakmaz. Ah bir de yakınlarda bir yerlerde mescidleri olsa. Mahalleli yağmurda çamurda Merkezefendi’ye, Mevlanakapı’ya yürür, yatsı dönüşü köpek def etmek için değnek taşırlar. Takkeci İbrahim, bir cami yaptırsınlar diye beylere, paşalara çıkar. Ağlar, yalvarır, el öper, etek tutar. İyi de devletlülerin daha acil işleri vardır, öyle ya sıra bu kuytuya gelesiye kadaaar... Ama o, işin peşini bırakmaz, mimarlarla tanışır, ustalarla muhabbet kurar. Kafasındaki muhteşem külliyeyi kâğıtlara karalar. İyi de parayı kim kaybetmiş ki o bula. Asmadaki üzüm... İşte böyle koşturup kovaladığı bir günün ardından rahlesinin başına çöker. Biraz Amme cüzünden okur, azıcık tesbih çeker, Tebareke de okusa iyidir ama göz kapakları düşer. Ocak önündeki keçe döşek adeta “gel gel” der. Garibim dayanamaz, önce ateşe bir meşe odunu atar, sonra elini yanağının altına koyar. Tavanda kızılca gölgeler oynaşırken hayallere dalar. Camisine yer beğenir, ona buna kum çakıl ısmarlar. Yine çiniciler, hattatlar, nakkaşlar... İnşaat bittiği gün yanık sesli bir müezzin minareye çıkmalı, komşular camide toplanmalıdırlar.
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,7bin okunma
Ve Bizim Aczimiz
10/10
·257 syf.·
2025 62. kitabı
Başkalarının hayatını okumanın en faydalı yanı ibret almak olmalı. Sonradan gelen, önceden gelip geçmiş olanın anlattıklarının sağladığı avantajı iyi kullanmalı. Peki her başkasının hayatı mühim midir? Belki evet ama asla deneyimlenebilir değil. Bu nedenle büyük isimlerin yolunda gitmişlerin anlattıklarına öncelik vermek şu kısa hayatın bereketlenmesi adına önemli bir iştir. Necip Fazıl Kısakürek üzerine çokça yazılan ve konuşulan bir isim. Şairlerin sultanı, İslam mütefekkiri, çilekeş, alim diyeni olduğu gibi kumarbaz, kadın düşkünü, siyasi kaypak diye vasıflandıranı da oldukça çok. Açıkçası bunda şaşılacak bir durum mevcut değil. Meşhur olmuş hemen her insanın iyisi olduğu gibi kötüsü dahi mübalağaya kaçabiliyor. Hele ki bu kimse yurt genelinde belde belde gezip konferanslarıyla milyonlara seslenmiş kuvvetli bir hatip olunca bunların yaşanması pek olası. Diğer pek çok örneğinde olduğu gibi, Kısakürek için konuşulanlar adına geçerli olan fark da şurada yaşanıyor; olumlu sözler tabandan, olumsuzları idari tepeden makes görüyor. Peki, Kısakürek kendi için ne diyor? Belki şaşırtıcı gelecek ama hemen hepsini kabul ediyor. Başkalarınca öyle söylendiği için değil, kendi kendini öyle anlattığından ötürü, daha doğrusu, eğrisi ve doğrusuyla ona verilen hayatı ve içindekileri kabul ettiğinden saklamıyor. Kabul ettiği kendine söylenen sözler değil, bunlar onun için birer “teneke levha”. Evet, tüm o süslü, övgü dolu sözler de buna dahil. O, büyük sırrın kendine biçtiği elbiseyi herkese gösteriyor. Elbisedeki kadın ve özellikle kumar marazını en küçük hücresine değin utanarak ve daima günahı günah bilerek söylüyor. Bu diyor, benim başımın belası. Ne bir özendirme ne bir yönlendirme ama daima kötüleme, bed, iğrenç, zelil ve hakir görme. Küçüklükten zekasıyla tüm aile efradında
O ve BenNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202110bin okunma
10/10
·112 syf.··
2025 63. kitabı
"Hesaptan düşülmüş, defterden silinmiş Doru Kısrak'ın yılkıya bırakılma öyküsü anlatılmaktadır. Kışın dağda, belde başının çaresine bakacak, çıplak tabiatla savaşacak, ömrü olur da bahara yıllıktan sağ dönerse, o zaman ona bir iş düşünülecektir. Halk dilinin zengin kelime ve deyimleriyle işlenerek, şiirsel bir anlatımla ölümsüzleştirilmiştir."
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
Seven sevdiğinin sevdiklerini de sever.
10/10
·368 syf.··
2025 54. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2025 15:32
“Can bula cananı Bayram o bayram ola”… Sahabiler sevgilerinin izharını “ anam babam sana feda olsun” diye itham ederler Resullullah’a sanmayın ki kendi canlarını önemsediklerinden, onların feda ettikleri canlarının cananları … Efendimiz, “Sizden biriniz, beni, kendisinden, annesinden, babasından, çoluk çocuğundan ve herkesten daha çok sevmedikçe gerçek manasıyla iman etmiş olmaz,”dediğini bilen ve bu hadise itaat eden mümin kulun bu kelama karşılık ahdidir. Ve onun pak incisi Fatıması, cehennem ateşinden uzak olanı Zehra’sı göz aydınlığı, nurunu babasından alan ışık saçanı Betül’ü iffetlisi ve bu sadece bedeninde değil aklınada tezahür eden en sevimlisi ay yüzlüsü Bir ışık binbir pırıltı… Ben bu kitabı çokkkkk sevdim Kitap sevincin hüznüydü hüzün sevinçli olabilir miydi? Ben bu kitapta onu bildim… Eser; Dıvan-ı Zehra adlı kitabı yazan ve çıkan bir yangın sonrası küllenen sahifelerindeki hüznün tesellisini yardımcısının şu sözleriyle anımsayan “Yazılanlar hep içinizde değil mi yani kalbinizde Ha yazmışsınız ya yazmamışsınız hepsi gönlümüzde değil mi ? Aşktan gayri ne var ki dünyada “ Aşk imiş her ne varsa alemde, gerisi bir kylı ü kal imiş.” Efendi’nin kalbe sekinet veren sözler ile kendine gelip yola devam eden ve bu yolda yine küllenen eserin yazarı olup olmadığını ispatlaması için bu sefer yazması değil,içini dökmesi gerektiğini bilip imtihanın sırrına vakıf olup 40 meseleyi hikayelendirip anlatması ile başlayacaktır. Açıkçası eser düşündüğüm gibi sadece Hz Fatma bahsinden bahsetmiyor.Yazarın hünerli ellerinden binbir menkibe ile cesed halinde olan kelimelere tasvir gücü giydirilerek onları hareket haline bürüyen sözlere kendini kaptırmamak mümkün değil.Eser durulanma, temizlenme yenilenme arınma buluşma, daha bir çok olma fiilinin yazıya alınmış
Duygu ve Düşünce
CanfedaSibel Eraslan · Timaş Yayınları · 2012833 okunma