Subjektif şartlar, objektif şartların üzerinde yükselir diğer bir deyişle, her ülkenin ekonomik bünyesi, maddi varlığı, proletaryasının örgütlenme ve bilinçlenme düzeyini -geniş sınırlar içinde- tayin eder.
Sayfa 97·Kitabı okuyor
Siyaset
Çatışmanın, her iki tarafın da galip geleceği bir biçimde sonuçlanmasının temelinde "dinleme becerisi" yatar. İnsanları dinlemek onlara kendi bakış açılarını ortaya koyma, ne istediklerini ve neden istediklerini açıklama fırsatı verir. Yapıcı bir çatışmaya yönelebilmek için çatışmaya yol açan ve çözümü etkileyen aşağıdaki dört faktörü çok iyi anlamak gerekir. Kişisel boyut: Bir çalışanın "belirlenmiş hedeflere ulaşamaması" objektif bir çatışmanın konusudur. Ancak çalışanın "davranışları"nın eleştirilmesi çatışmanın kişisel boyutunu oluşturur. Çatışmaların yapıcı biçimde çözülmesi için bu boyutların birbirinden ayrı ele alınması önem taşır. Tartışma süresi: İnsanlar özellikle seçeneklerinin sınırlı olduğuna inandıkları durumlarda daha çok tartışır. Tartışma uzadıkça başlangıç pozisyonlarının dışına çıkamayacak duruma gelirler. Fikir tartışması olarak başlayan çatışmaların büyük çoğunluğu kısa bir süre sonra "ego çatışması"na dönüşür. Mevcut şartlar: Taraflar arasındaki ilişkinin derinliği, geçmiş ilişkilerde yaşanan kızgınlık ve tarafların temsil ettiği güçler arasındaki fark şartları belirler. Kişilik ve tutumlar: Farklı kişilikler sorunun farklı algılanmasına, dolayısıyla da farklı çözüm önerileri getirilmesine yol açar. Bu nedenle kişilik, davranış biçimleri ve tutumlar arasındaki farklar da çatışmanın çözümünü kolaylaştırabilir veya zorlaştırabilir. Çözümü kolaylaştıran davranış özelliği "kendini kontrol edebilme" becerisidir. Bir çatışmayı yapıcı bir şekilde çözmek, çatışma durumunda kişinin nasıl davrandığıyla ilgili benlik algısını geliştirmesine bağlıdır.
Sayfa 206 - R. M. Bramson, Coping with Difficult People, Ballantine Book, 2001.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
ve devrimci olmalıdır. Biz yirmi yaşında Haydutları yazan Schiller gibi bir dehaya muhtacız. Bize bir Grabbe, bir Heinrich Heine ister. Bize bir deha, hamleci bir zekâ gerek. Biz romantizmden uzak, realizme yakın, azimli bir gençlik arıyoruz; öyle bir gençlik ki hassasiyeti bir yana bırakacak, objektif ve hâkim, hayatın karanlık sayfalarına cesaretle bakacaktır. Biz gençlere muhtacız, dünyayı olduğu gibi görüp seven bir nesle muhtacız. Gerçeği her şeyin üstünde tutan; planları, tasavvurları olan bir nesle muhtacız. Bu tasavvurların öyle çok derin hikmetler olmasına da lüzum yok. Bunlar öyle eksiksiz, olgun, süzülmüş şeyler olsun demiyoruz, asla! Bir çığlık olsun, gönüllerinden kopan bir haykırış olsun. Soru, ümit, açlık!
Sofist’lere göre, insan ahlâkî bir varlık ve değer olmaktan çok, sadece kendini düşünen, çıkarlarına hizmet eden bencil bir yaratıktır. Öte yandan tüm insanların kabul edebilecekleri objektif, genel, mutlak değerde tek bir gerçek de yoktur, evrenin temel yapı maddesi konusunda değişik ve çeşitli görüşlerin ileri sürülmüş olması da, bunun açık kanıtıdır, “Gerçek” denilen şey, insandan insana değiştiğine göre, insanın dışında ve üstünde mutlak bir “gerçek”,”doğru”, “iyi” olmadığına göre, tüm bu değerler ve yargıların ölçüsü insanların elindedir, yani “insan her şeyin ölçüsüdür”.
Alıntı
Sanat ve Yaratıcılık
Sanatla uğraşmak için sanatçı olmamız gerekmiyor. İnsan var olduğundan beri bunu hep yaptı, yaptığına sanat diye bir isim de koymadı. Şarkı, müzik, dans ile; ateş başında anlattığı hikâyelerle; mağara duvarlarına çizdiği resimlerle iç dünyasını anlattı; hem yaşadıklarını, duygularını hem de hayalini kurduklarını böyle farkı şekillerde ifade etti. (...) Sanatsal üretim, iç malzemeyi dışarı çıkarmaya yardımcı oluyor. Böylelikle soyut, tanımlamakta, anlamakta zorlandığımız iç malzeme ifade bularak üzerinde çalışılabilir hale geliyor; bir anlamda nesnelleşiyor. Bu, insanı içindeki duyguların baskısı ve yükünden kurtarıyor; daha objektif bir bakışı, önceden görülemeyen düşünüş şekillerini mümkün hâle getiriyor. Sanat terapisi aynı zamanda katarsis; yani güç, acı verici ya da karmaşık duyguların dışarı çıkmasını, boşalmasını ve duygusal rahatlamayı da kolaylaştırıyor. Bu, duygusal stres ve anksiyete üzerinde sakinleştirici bir rol oynuyor.
Sayfa 92
Evliya Menkıbeleri
Burada hadisenin objektif şartlara uygunluğu önemli değildir, çünkü anlatılmak istenen şey objektif değildir. Hiçbir evliya menkıbesi (gerçek) bir olayı ifade etmek üzere anlatılmaz. Olay, orada belirtilmek istenen ahlâkî muhteva için bir kılıftır ve bu kılıfın kültürde geçerli olan şeylerden seçilmesi pek tabiidir.
erol güngör·Kitabı okuyor