Yoldaşım bugün veda etti…
Puan vermedi·116 syf.·
2026 6. kitabı
Melisa Kesmez’in kaleminden etkilenince bana hediye edilen kitap olur kendileri. Bu kitaba ilk başladığımda hayatımın zor bir sürecinden gecmekteydim, hâlâ da geçmiş sayılmam. Bu süreçte kitaptaki Türkan gibi ben de yolumu bulmaya çalışıyor, düşünüyor, çırpınıyorken bu kitap bana eşlik ediyordu. Benimle doğada geziniyor, kafelerde oturuyor, ben uyurken baş ucumda uyanmamı bekliyor, hastanede sonuç bekliyor hatta ameliyat sonrası beni odamda bekliyordu. Sonunda bugün bana veda etti… Kitaba gelecek olursak; duygu durumlarını bu kadar güzel ifade eden, dokunan cümleler olunca durup durup düşünüyorsunuz, o yüzden bir çırpıda bitmiyor, iyi ki de bitmiyor. Kendini arayan, içinde bitmek bilmeyen savaşın yer aldığı her kadın okumalı, hissetmeli, demlenmeli. Uyanmalı, ayılmalı okumalar olsun :))
Duygu ve Düşünce
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,7bin okunma
Puan vermedi·680 syf.··
2026 4. kitabı
Kalp düşünebilseydi, atmaktan vazgeçerdi.  "Ne uzun yaşadım hiç yaşamaksızın! Ne çok düşündüm hiç düşünmeksizin! Durgun şiddetlerle, kıpırdamadan aşılmış serüvenlerle dolu dünyalar çöküyor üstüme. Hiç sahip olmadıklarıma ve asla olmayacaklarıma doydum artık." Huzurlu odamda, kederler içinde yazıyorum, şimdiye kadar olduğum, bundan sonra da olacağım gibi yapayalnızım. Birden sıkıntı bastı. Sessizliğin nefesi kesilmişti bir anda. ...bende kalan hatıran öylesine temiz, öylesine okunaklı. “Ben ki hayatın ne olduğunu bile bilmezken,ben mi onu yaşıyorum yoksa o mu beni...” “Sevmekten âciziz, sevilmek için gereken sözlerse daha söylenmeden yorar bizi.” - Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum. Özlediğim hiçbir şey yok.Hayatım acıyor .Bulunduğum yer acıyor , kendimi bulabileceğimi düşündüğüm yer çoktandır acıyor. Çöküş, bilinçaltının tamamen yitirilmesi demektir, çünkü bilinçaltı yaşamın temelidir. insan baskı altında yaşamamışsa, özgürlüğün değerini ölçemez. Şu küçücük dünyada herkes incitilmiş, isimsiz, herkes yanlış yerde. Hissetmek ne renktir acaba? fernando pessoa // huzursuzluğun kitabı
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 201714,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
NUTUK __Bir Milletin Hafızası__ NUTUK
10/10
·688 syf.·
2026 17. kitabı
Nutuk’un son sayfasını kapattığımda odamın sessizliği değişti. Bir kitabı bitirmiş gibi değildim. Zihnim sanki bir kapıyı kapatmış, başka bir kapıyı açmıştı. Masanın üzerindeki kitap olduğu yerde duruyordu ama zihnim çoktan bulunduğum yerden ayrılmıştı. Bir süre sonra ne odam kaldı ne de duvarlar. Zihnimi açtığımda kendimi Ankara’da buldum. Takvimler 1929 yılını gösteriyordu. Sonbaharın sert ayazı sokaklarda dolaşıyordu. Ben, Ravi, Hiç ve Münzevi eski bir konağın üst katındaki küçük bir okuma odasında oturuyorduk. Bu konak, eski bir karargah binasından dönüştürülmüş bir yapının içindeydi. Duvarlarda haritalar hala duruyor. Fakat artık masanın üzerinde silah değil kitaplar var. Ortadaki ahşap masanın üzerinde Nutuk duruyor. Gaz lambasının sarı ışığı kitabın kapağına vuruyordu. Kömür sobasının içinden gelen çıtırtılar sessizliği bölüyor, sonra yeniden kayboluyordu. Bir süre kitabın ilk sayfalarından konuştuk. Ancak kısa süre sonra fark ettik ki Nutuk’u yalnızca olayları öğrenmek için okumak mümkün değildi. Bu kitapta anlatılanlar yalnızca tarihten ibaret değildi.
NutukMustafa Kemal Atatürk · Parola Yayınları · 201434,5bin okunma
Hayal kırıklığı
3/10
·976 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 13:45
Diğer bir hayal kırıklığı oldu... dediğim gibi bu ay neredryse hiç kitap okumamıştım ve elime aldığım iki kitabın biri alchemised diğeri buydu. Şimdi kitapta tam 4 tane anlatıcı var ama diğer 3 anlatıcıya kıyasla hikâye bence ead ve kraliçe sabran üzerinden ilerliyor. simyacıya girmiyorum bile anlatıcı sayılabilir mi bilmiyorum ya loth daha çok anlatıcı ona göre ve loth'un varlığı hikâyeyi biraz olsun kurtarıyor çünkü ana karakterleri bir araya getiren adam bu. bizim kilit noktamız yani. Tané'nin bir anlatıcı olması ama EN AZ onu görmemiz beni şok etti. Kitabın başlarında hikayenin tane ve ead üzerinden yürüyeceğini yani 2 anlatıcı olacağını düşünmüştüm. Biri batı biri doğu olmak üzere ama öyle olmadı. Ne tane'nin eğitimi gördük doğru düzgün ne de ejderhasıyla bağ kurmasını, onların konuşmalarını...size şöyle diyeyim en azından bir 70 80 sayfa bu kızcağızın eğitimine bir 50 sayfa da ejderhasıyla bağ kurmasını anlatabilirdi. Zaten yazmışsın 1000 sayfa bence 1100 olsa sorun olmazdı. Bir de sonda SONUNDA bütün ana karakterlerin bir araya gelmesinden dolayı derin bir nefes vrdiğimi itiraf edeceğim. Hani odamda SONUNDA BEE diye bağırdım. Yalnız ne doğru düzgün strateji yaptılar ne de sürekli bahsedip durdukları kafir zart zurt olayı bunların birleşmesinde yazdılar. Yani şahsen en azından bir iki espri şeklinde laf sokmalar görmek isterdim. Ya da o strateji kurma aşamalarını yuvarlak masayı vs bence kararsızlığa düşüp tartışsalar ya da iki taraf da benim dedigim olacak düşüncesine girseler çok tatlı olurdu çünkü tam olarak öyle bir vibe almıştım ben. Toplantılar yuvarlak masalar strateji oluşturma kısmını ben 100 200 sayfa da olsa okurdum çünkü epik fantastik romanları epik fantastik yapan bu oluyor. Sonu inanılmaz derecede aceleye getirilmişti ve bundan gerçekten nefret
Edebiyat
Portakal Ağacı ManastırıSamantha Shannon · Pegasus Yayınları · 202524 okunma
“Dilimde bilenmiş bir sükût, boğazımda kocaman bir düğüm var
8/10
·304 syf.··
2026 9. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 19:44
Cümlelerim dağ gibi, harflerimde yitik var...” Merhaba ^^ Eğer geçmişin o tozlu, o buram buram samimiyet kokan sayfalarında kaybolmak isterseniz, huzurlu bir köşede oturup okuyabileceğiniz bu kitaptan birazcık bahsedeyim diyorum. Kitabı okurken kendimi odamda değil de, sanki köyde, eski bir döküm sobasının kenarına büzülmüşüm gibi hissettim. Hani dışarıda buz gibi bir hava vardır ama içeride sobanın üzerinde güğüm fıkırdar, mandalina kabuklarının kokusu odayı sarar ya... İşte tam olarak öyle, o kadar korunaklı ve o kadar bizden bir hissiyat. Sanki başımı babaannemin dizine koymuşum da, o bana o paha biçilemez eski zaman hikâyelerini, o kadim yaşanmışlıkları anlatıyor gibiydi. Yazar, o koca tarihi ve geçmişin gündemini hikâyeye öyle muazzam, öyle ilmek ilmek dokumuş ki... Bizi alıp o bembeyaz karların altında yüreğimizi buz tutturan Sarıkamış’ı ele alıyor, vatan toprağı için can veren şehitlerimizi dâhi es geçmiyor. Ardından Cumhuriyet’in ilk yıllarının o taze heyecanı olsun; 80’lerin o çalkantılı, fırtınalı günlerindeki gündem olsun bir neslin bunlardan nasıl etkilendiğini işliyor. Yaşanan acılar, tarihin satır başları, o dönemin insanı o kadar gerçekçi ki, sayfaları çevirirken zaman algınızı yitiriyorsunuz. Üstelik bütün bunları, nesilden nesile aktarılan bir soyağacı üzerinden okuyoruz. Avşin ve Şirzad’la başlayan o köklü hikâyede ardından gelen torunların torunlarını görüyoruz. Karakterlerin birbirine olan bağları ve yazarın soyları nesiller boyu birbirine bağlama şekli inanılmaz bütünleştirici.. Kitapta insan doğasına, kaderin sillesine ve hayatın tam göbeğine dair nokta atışı tespitler var. Gelelim altını çizdiğim birkaç cümleye: İnsanın kendi hayatının iplerini eline alması, o sorumluluğu sırtlanması gerektiğinden bahsettiği özdeyişlerden yalnızca
Kadim Bir Miras: BeklemekAyla Aydemir · Ataç Yayınları · 202431 okunma
8/10
·296 syf.··
2026 77. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 01:55
Selamlar. Asla listesinde ki kitaplarına uymayanlar burada mi? Hadi kabul edelim. Bir kitap severin en önemli sorunu okuyacağı kitabı seçememektir. Kitap odamda kitaplığımı düzenlemek daha kisa sürüyor. Neyse ki aklıma hep yeni çıkan #romcom kitapları olduğu için, seçim yapmak daha kolay oluyor. Çıktığı günden beri bayağıdır listemde olan bir kitapla geldim bugün. Kate bir yazardır. Lakin tıkanıklık yaşamıştır. Aracını tamir için götürdüğü Tire Depot onun yeni ilham perisiydi. Ehh daha çok bekleme salonu desek daha doğru olur. Miles ise burada çalışan bir tsmircidir. Bu kızıl saçlı afet dikkatini çekmiştir. Aralarında ki çekim kitabın dışına kadar taştı. Tek gecelik gibi görünen ama olmayacağını bildiği için uzak duran Miles ve ona her konuda gerkesiz yalanlar söyleyen Kate! Yani ne gerek var? Aşk elbet yolunu bulacak. Bu kadar dolambaçlı yollara girmeye ne gerek var? Ay sinirlendim! Miles gerçekten hepimizin aşık olacağı o kurgusal karakterdi. Kate ve yazarlık serüveni cok keyifliydi. Lakin daha detaylı olmasını isterdim. Eski erkek arkadaşı ile yaşaması da maalesef Bana saçma geldi. Dediğim gibi aralarında ki çekim ortalığı buram buram yaktı. Miles bence iyi dayandı. Ahh benim dev kelebeğim. Geçmiş ilişkisinde yaşadığı korku da bir adım attırmadı. Haksız mıydı? Belki biraz. Geçmişi unutmak elbette zor. Ancak kafaya takmak ayrı şey, ders çıkarmak ayrı diye düşünüyorum. Kate deli dolu hallerini sevsemde yalan mevzusunu bir türlü aşamadım. Mercedes hali ne kadar çılgınsa Kate hale bir o kadar pısırık bir tipti. Miles bir ara geçmişten kalma ruh haliyle maalesef bize zor zamanlar yaşattı. Burada Mercedes bir anda yatak arkadaşı olmasını ve yeni kurgusu için yardım etmesini istedi. O sayfaları kendinize gelin diye diye okudum. Tabii o kadar yalanın ortalığı
1000Kitap
Benimle BekleAmy Daws · Ren Kitap · 202675 okunma