ZEHİR
Üstüme dökülen zehir
uyutmuyor, işliyor diplere
ben miyim değil mi uyurgezer
odamda gecelerce
aşkı ve dünyayı hak edememiş
kavganın kuruttuğu insanlar
sinekler gibi çarpıp camlara
düşüyorlar yarı karanlıkta
camlar mı aklım mı hayalim mi
oradan oraya, oradan öteye
sağalsın, dinsin istiyor
dıştakiler ve dipteki
dayanamıyor
dinsin, artık yeter
ÖDÜLLERİN EN BüYÜGÜ
Bir buçuk yıllık öğretmenlik serüvenimin sonuna gelmiştim. Terhis olacaktım. (Bizim dönem yedek subay öğretmenleri, askerlik eğitimi yapmadan okuldan terhis oldu.) İşin kötüsü, aylardan marttı. Okulun kapanmasına iki ay vardı daha. Dördüncü sınıftan aldığım öğrencilerimi beşinci sınıfa getirmiştim. Mezun edecektim onları. Daha doğrusu, edemeyecektim. Tezkere gelmişti. Müdüre, "Yeni bir öğretmen atayacaklar mı yerime?" diye sordum. Hikmet Bey yanıt vermedi. "Bu çocuklar ne olacak peki?" "Bilmem" gibilerden boyun büktü. "Peki," dedim, "ben öğretmenliği sürdüreyim. Para mara istemiyorum. Yeter ki, çocukları mezun edeyim." Bildiniz! "Mevzuat hazretleri" çıktı karşımıza. Aklıma bir şey geldi, Milli Eğitim Müdürlüğü'ne koştum. "Müfettiş raporu var," dedim. "Dilersem bu meslekte kalabilirmişim. Öğretmenliği sürdürmek istiyorum." Dosyamı açıp incelediler. "Doğru," dediler. "Meslekte kalabilirsiniz. Ama bunun işlemleri birkaç ay sürer. Yaz sonuna doğru öğretmen olabilirsiniz." Yaz sonuna doğru! Benim derdim sınıfımı öğretmensiz bırakmamak. Okula geldim. Müdürle konuştuk. Tamam! Hiç olmazsa arada bir "çaktırmadan" geleceğim, çocuklar yalnız kalmayacak. Ayrılık günü. Öğrencilerimle vedalaşacağım. Ne mümkün! Hepsi hüngür hüngür ağlıyor. "Yapmayın," diyorum. "Bakın, sık sık geleceğim buraya." Dinleyen kim! Kapının önüne yattılar. Üst üste. Bir tepecik oluşturdular. Hem ağlıyorlar, hem dövünüyorlar. Beni bırakamıyorlar. Çantamı, paltomu masaya koydum. "Bunlar kalsın. Birazdan döneceğim," dedim.
Sınıftan çıktım. Doğru Müdürün odasına. "Ağlıyorlar. Bırakmıyorlar beni," dedim. "Ne yapayım?" Hikmet Bey celallendi. "Ben şimdi sustururum onları!" "Aman" dememe kalmadı, öfkeyle odadan fırladı. Ben de peşinden seğirttim. Ya şimdi iki tokat patlatırsa bir
Üstüme dökülen zehir
uyutmuyor, işliyor diplere
ben miyim değil mi uyurgezer
odamda gecelerce
aşkı ve dünyayı hak edememiş
kavganın kuruttuğu insanlar
sinekler gibi çarpıp camlara
düşüyorlar yarı karanlıkta.