10/10
·792 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 16:11
Uzun bir okuma oldu ama kesinlikle değer. Kitabı çok beğendim. 1900 yılından 2006'ya kadarki süreçte Gürcü bir ailenin hikâyesi. Hem Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin (SSCB) tarihini hem de bir aileye yansımasını anlatmış yazar. Bu türe meraklı okurlara tavsiye ederim. İpucu Her kahraman için yorumum var aslında ama en önemli gördüklerimi yazacağım. Kostya ne olursa olsun ailenin direği, disiplinli bir asker, oğul, baba, eş, dede, yeğen. Ailesini korumak için elinden geleni yaptı bence. Hataları vardı ama önceliği hep ailesi ve işiydi. Stasia, Kostya'nın annesi güçlü, ailesine bir arada tutmaya çalışan bir kadın. Christien, Kostya'nın teyzesi çok güzel olmasının bedelini ağır ödedi. Elene, Kostya'nın kızı, şımarık ve asi olduğu için hep yanlış erkekleri seçti. Farklı adamlardan iki kızı oldu. Darla ve Niza. Kitabı anlatan kişi Niza, olayları onun gözünden okuyoruz. Darla da annesi gibi yanlış bir eş seçerek hayatını mahvetti. Niza da oradan oraya savruldu. Kitty, Kostya'nın kız kardeşi, abisinin nişanlısı Mariam ile bir cinayete karıştı, ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Abisi onu bu şekilde koruyabildi. Olan Mariam'a oldu, idam edildi. Brilka ailenin en genç üyesi, Darla'nın kızı, Niza onun için bütün hikâyeyi yazıyor.
Sekizinci HayatNino Haratischwili · Aylak Adam Yayınları · 2018240 okunma
Çürüyen Tanrı’nın Bilge Terminatörü: Philipp Mainländer
9/10
·312 syf.··
2026 221. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 17:46
Philipp Mainländer, bir aşkın veya yüksek duygunun değil; babasının annesine duyduğu o tamamen soğuk, aşksız ve mekanik biyolojik üreme dayatmasının sonucunda dünyaya fırlatılmış bir filozoftur. Onun bu sevgisiz ve çıplak doğumu, felsefesinin de neden bu kadar filtresiz ve rasyonel olduğunun ilk ipucudur. Kanımca Mainländer, Arthur Schopenhauer’ın sistemindeki en büyük mantıksal boşlukları kapatan, felsefe tarihinin "altın madenidir." Schopenhauer, dünyayı "Kör Yaşama İstenci (Wille)" olarak tanımlayıp acıdan kaçış için "çilecilik veya sanata sığınma" gibi mistik ve geçici çözümler sunarken; Mainländer bu mistik tülü yırtar ve bize hayatın ham, rasyonel ve nihai amacını gösterir: Yok oluş. Onun kozmolojisinde evren, intihar etmiş bir Tanrı’nın çürüyen cesedinden ibarettir. Başlangıçta zamanın ve mekanın ötesinde saf bir "Mutlak Birlik" (Tanrı) vardı. Bu ilk enerji, var olmanın getirdiği o sürtünmeli acıya dayanamadı ve "Hiçlik" (Non-Being) limanına ulaşmak istedi. Ancak saf varlıktan mutlak hiçliğe doğrudan geçiş rasyonel olarak imkansız olduğu için, Tanrı kendini imha ederek milyarlarca fiziksel parçaya böldü. İşte bizim "evren" ve "zaman" dediğimiz şey, o ilk bütünün parçalanma anıdır. Bu sistemde evrendeki tüm temel bileşenler (madde ve enerji) aslında aynıdır; yok olmazlar, sadece sürekli biçim değiştirirler. Doğan her canlı, o çürüyen cesedin parçalarının kısa süreliğine bir araya gelmesinden ibarettir. Ancak bu birleşme kusursuz bir kurgu değildir. Sistemde zamana bağlı bir bozulma (modern fiziğin deyimiyle Entropi) hakimdir. Birleşen her kimyasal bileşik, bir öncekinden daha zayıf, daha aşınmış ve çürümeye daha yakındır. Dünyanın zamanla daha kötüye, daha çirkin ve kaotik bir yere evrilmesi bu mekanik sönümlenme yasasının kaçınılmaz bir çıktısıdır. Mainländer
Felsefe
The Philosophy of RedemptionPhilipp Mainländer · Irukandji Media Pty Ltd · 20241 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·304 syf.··
2026 97. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:40
Evet, bu kitapla birlikte tüm yazarcaglayanyilmaz kitaplarını okumuş bulunmaktayım. Bilinçli olarak geciktirdim yoksa yazarın kitabı çıkalı çok oldu. Eğer yazarın hikayelerini merak ediyorsanız, ilk kitaplarından okumaya başlamanız tavsiye ederim. Çünkü hepsi birbirinden bağımsız gibi görünse de kocaman bir evreni daldan budaktan okuyarak anlayamazsınız. Misal kitaba ismini veren Çoğa bir başka kitabında yan ama çok önemli bir karakterdi. Ve ben onu çok merak etmiştim. Kurt Diyarının kasabı fav karakterim. Kıssadan hisse bilgi vereyim, yazar Türk mitolojilerini ve Türk tarihini kullanarak epik fantastik hikayeler yazıyor. Atsız seviyorsanız yazarın hikayelerini de seversiniz. Şey biraz daha fazla sevebilirsiniz, Atsız'ın dili ağdalıdır azcık Her neyse Çoğacığımı pamuklara sarmak isterdim ama vicdansız yazar sürekli çektirdi ona. Ne çektin be Çoğa hayın babası onu kapıya koyunca yakalanıp köle oldu. Kaçmak için çok uğraştı, bedel ödedi. Anam epik hikayelerde de çok Vicdansız oluyor bu yazarlar be. Küçük çocuk Tabii bunları tarihle birleştirince, atalarımız için pek küçük bir yaş olmuyor biliyorsunuz. Benim akıl nerelere gidiyor böyle? Neyse hayatının travmalarını yaşadı Çoğa ama o zamanlar travma nedir bilinmediği için ve de bunalıma girecek vakti olmadığı için her fırsatı değerlendirdi bizimki. Anca bu kez de katil olarak yetiştirilmek için alıkoyuldu. Devamını anlatmicim. Kurtuluyor tabii. Ancak yaşadığı korkunç şeyler ve kayıpları, onu canavara dönüştürüyor. Neyse kızmayacam canavar halini sevdik çünkü Bolca savaş, katliam, intikam, kaos ne ararsan var. İçimdeki şiddet sever intikamcı üçüncü kişiliği ortaya çıkaran yazara teşekkürler. Epope dehşet ve ibretle tavsiye eder! Not: Prenses hikayeleri sevenler okuyamaz
Canavar & Çoga’nın HikayesiÇağlayan Yılmaz · Panama Yayıncılık · 2022176 okunma
Ne yaptın Aziz Bey?
Puan vermedi·88 syf.··
2026 1. kitabı
Kitap kısa ama etkisi uzun soluklu olacak bir eser. Yazarın okuduğum ilk eseri muhtemelen de zaman zaman okuyacağım. Aziz Bey’e gelecek olursak onun yaşantısından bahsetti, çevresinden bahsetti, duygularından bahsetti vs.. Ben farklı bir okuma yapmak istiyorum Aziz Bey adına. Aziz Bey mutlu bir yaşam sürebilir miydi? Belki evet fakat insan psikolojisi çok komplike bir yapı nelerden etkileneceği, nelerin travma oluşturacağı belli olmuyor. O da Maryam’a saplanan bir hayatla çıktı yola ve netice olarak saplantılığın, kalbinin onda kalmasının bedelini ödedi. Başka bir yaşam için uğraşmadı, Vuslat’la olan evliliği dahi kendi hayatına yönelik değil yine Maryam adına yapılan bir evlilikti iç aleminde. İnsan elem ve kederleri hayatın cilvesi olarak kabul ettiği esnada yaşamın sırlarına erişebiliyor sanki. Bıraksaydın Aziz Bey bıraksaydın da gittiği ellerde kalsaydı ama sen bırakmadım, bırakamadın. Üzdün..
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,7bin okunma
Frankenstein: Canavar Kimdi?
Puan vermedi·267 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 15:43
Mary Shelley'nin Frankenstein'ını bitirdiğimde elimde bir korku romanından çok daha fazlası kalmıştı. Kitabı okumadan önce Frankenstein'ın canavarın adı olduğunu sanıyordum. Oysa Frankenstein yaratıcıydı; canavarın ise bir adı bile yoktu. Roman bittiğinde bunun nedenini daha iyi anladım. Yaratığın adsız oluşu, onun toplumdaki yerini de özetliyordu. Bir adı, ailesi, geçmişi ya da ait olduğu bir topluluk yoktu. Dünyaya gelir gelmez dışlanmıştı. Bu yüzden roman boyunca ona "canavar" demek giderek zorlaştı. Onun öfkesi ve işlediği suçlar ne kadar korkunç olursa olsun, altında yatan yalnızlığı ve kabul görme arzusunu görmemek mümkün değildi. Roman boyunca en çok yaratığın iç dünyasıyla ilgilendim. Özellikle De Lacey ailesini uzaktan izlediği bölümlerde, onun insanlığa duyduğu umudu hissettim. Kör babanın onu görünüşünden bağımsız olarak dinlemesi, hikâyenin en dokunaklı anlarından biriydi. Ailenin onu kabul etmesi halinde neler olabileceğini düşünmeden edemedim. Belki de yaratığın kaderi tamamen değişecekti. Fakat Mary Shelley, birkaç dakikalık merhametin eksikliğinin nasıl büyük bir trajediye dönüşebileceğini gösteriyor. Victor Frankenstein ise benim gözümde bir kahramandan çok bir anti-kahraman olarak kaldı. Onu kötü yapan şey yaratığı meydana getirmesi değil, yarattığı şeyin sorumluluğunu üstlenememesiydi. Bilimin sınırlarını aşmaya çalışırken kibre kapılıyor, fakat sonuçlarıyla yüzleşemiyor. Yaratığı canlandırdığı anda ondan kaçması, romanın geri kalanında yaşanacak felaketlerin de başlangıcı oluyor. Özellikle düğün gecesi sahnesinde Victor'a öfkelendim. Canavarın asıl amacının onu öldürmek değil, ona acı çektirmek olduğunu anlaması gerekirdi. Daha önce sevdiği insanları hedef almış birinin yine aynı yöntemi izleyeceğini görememesi, onun körlüğünün son örneğiydi. Bunun
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma
10/10
·181 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
Kitabın başlangıcı bile Türk’ün ne kadar medeni ne kadar ileri görüşlü ne kadar ince fikirli olduğunu gözler önüne sererek ilerliyor.alparslan’ın Diojen karşındaki tutumu onun onurunu incitmemek için yanında çadır kurdurması fakar ülkesine dönen diyojenin kendi tarafında gözleri oyulması ve ölmesi melikşahın zaferi kardeşine nasip olsun diye dua etmesi takvimin yenilenmesi avrupanın ise 1582 de takvimi düzeltmesi bakın durun daha başlamadık I haçlı seferi 1096-1099: Günaha bulanan hristiyanların tövbe etmesi zengin günahkar için 4 ing altını fakir için 9 şiling bununla da yetmeyip 300 yıllık bir günahkar cezası çıkıyordu din buna bir kılıf buldu ve haçlı seferine katılacak olanların günahlarının affedileceğini duyurdu hatta ölenlerin cennete gideceği Papa II urbanus fransa’ya dönerek Clermont Konsilini topladı fransanın en önemli lideri Tolulouse kontu Raymond de Saint Gilles ve başpiskopos Adhemar de MOnteil talip oldular oluşan haçlı ordusuna katılım büyüktü kadınlar çocuklar herkes içindeydi ( nede olsa günahları affedilip cennete gidecekler ) Bizans imparatoru I Aleksios bu büyük kalabalığı istemedi çünkü geçtikleri yerleri talan edecek çok zarar vereceklerdi ki öyle de oldu .bunun üzerine Aleksios haçlılara refakatçi ordular verdi . Ağustos 1096 yılında 4 esas haçlı ordusu avrupanın değişik yerlerinden yola çıktı . 1.ordu Fransalı Franklar ordusu Vermandois kontu hugue le grand robert courteheuse ve robert flndralı loren kaynaklı orduyu gecikmeyle takip edecek 2.ordu Loren kaynaklı ordu almanyayı geçip balkanlara kuzeyden girecek aşağı loren dükü godfrey de Bouillon kardeşi Baudouin de Boulogne ve kuzeni Bourglu Baudouin 3.ordu Güney Fransalılar ordusu Toulouse kontu IV Raymond veya Raymond Saint -gilles kuzey italyadan balkanlara girip Sırbistan ve Makedonya
Türklere Karşı Haçlı SeferleriRaşid Erer · Kaknüs Yayınları · 200218 okunma