Ömer

Ömer
@ofarukkoc
10/10
·1025 syf.··
Beğendi
·
2018 39. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2018 00:58
Malesef bitti.. Özleyeceğim sizi Karamazov kardeşler.. Bir Dostoyevski kitabının, özellikle de böyle büyük bir başyapıtın incelemesini yapmak, tahlil etmek beni çok çok aşan bir durum.. Dilim döndüğünce kalemim yettiğince sadece üstünkörü bahsedeceğim bu harika kitaptan.. Kitap; ahlaken çökmüş, toplumun en küçük yapıtaşı olan, aile olamamış bir aile üzerinden eleştiriyor tüm toplumu. Bir cinayet davasıyla eleştiriyor tüm adalet sistemini. Bir manastırda geçen konuşmalarla eleştiriyor tüm bağnazlıkları. Bize dönüp en temiz, en masum olanlarımızın bile içindeki kötülüğü çıkarıp: "Kendi içiniz, kendi ahlakınız, kendi değerlerinize bağlılığınız bu denli kokuşmuşken sadece gördüklerinizle bir insanı suçlamaya, aşağılamaya utanmıyor musunuz?" diyor adeta. Sözüm ona bu aile, sorumsuz bir babanın ilk eşinden olan Dimitri Karamazov, ilk eşin ölümünün ardından gelen ikinci eşten olan İvan ve Aleksey Karamazov isimli üç kardeşten oluşuyor ve baba ile bu üç kardeşin etrafında dönen olaylar anlatılıyor. Karakterlere kısaca bakacak olursak: Baba: Bedbaht, bütün manevi sınırları aşmış, sonunda da en kötü şekilde göçüp gitmiş, sözüm ona "aile babası". Dimitri: Yazarın ifadesiyle Rusyayi oldugu gibi temsil ediyor. Kültürlü ahlakli görünüp içki alemlerinde parasını ve karakterini çarçur eden, iyiliği seven, ama sadece etrafı iyiyken iyi olan kötüleşince sahip olduğu erdem kırıntılarını harcayabilen büyük oğul. İvan: Mükemmel tahsil görmüş, oldukça kuvvetli zekâ sahibi bir genç; ancak daha genç yaşında hiçbir şeye inanmıyor, hayatta birçok değer hükmünden sıyrılmış, sadece mantıkla hareket eden ortanca oğul. Aleksey(Alyoşa): Dindar ve alçakgönüllü, herkesin sevgisini ve saygısını kazanmış dindar, merhametli ve güvenilir küçük oğul. Romandaki yan karakterlere de bakarsak
Edebiyat
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·904 syf.··
2018 67. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2018 14:57
Ecinniler ile Dostoyevski etkinliğine giriş yapıyorum dostlarım :) 896 sayfalık bu yüce eseri Sibirya sürgünü sonrası iki yılda (1870-1872) tamamlamış Dostoyevski. Bu kitabı yazarken gerçek bir olaydan esinlenmiş. Kısaca gerçek olaydan bahsedelim; 1869'da Moskova Üniversitesi'nde okuyan Sergey Nechayev, çevresindekileri bir devrim için örgütlemeye başlar. "Halkın Öcü" adıyla bilinir örgüt ve Neçhayev'in elinde örgütü destekleyenler tarafından verilen bir mühür ile belge vardır. 1869'da Dostoyevski'ye karısı Anna'nın abisi tarafından bahsedilir bu örgütten ve Ivanov adlı bir öğrenciden. Ivanov, Neçhayev'in elindeki belgenin gerçekliğinden şüphe eder ve ona karşı çıkar. Bu da hızlıca dünyaya yayılır. Birkaç ay sonra Ivanov, üniversitenin arka bahçesinde ölü bulunur. Çok geçmeden Ivanov'u öldürenlerin "Halkın Öcü" örgütü üyeleri olduğu ve bunu ele verilmekten korktukları için yaptıkları ortaya çıkar. Tabi ki Neçhayev işin başındadır. Üç kişi tutuklanır ancak Neçhayev İsviçre'ye kaçar. Olay sonrası Sağ ve Sol'dan tepkiler gelir. Anlatılan olaydan etkilenen Dostoyevski de Sağ'dan gelen (devrimci akımın gözden düşmesi) tepkilere katılır. Ve böylece olayda geçen isimleri değiştirerek Ecinniler'i yazar. (Albert Camus - Ecinniler Oyun) Camus'un bir de kısa açıklamalarını Türkçe altyazı ile kendi sesinden dinledim ve bunu da meraklısı için paylaşmak istiyorum. ( youtu.be/Q9-RcReHwHA ) Sergey Nechayev, romanın baş kahramanı Pyotr Stepanoviç Verhovenski ve Ivanov ise Şatov olarak çıkıyor karşımıza. Sosyalizmin, nihilizmin ve ateizmin sıklıkla işlendiği bir olay örgüsü var Ecinniler'de. Her karakterin betimlemesi, ruhsal durumu ayrıntılarıyla anlatılıyor. Karakterlerin zamanla değişen fikirlerini, evrimlerini inceleme imkanı sunuyor okuyucuya Dostoyevski. Pyotr
Felsefe
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,3bin okunma
8/10
·266 syf.·
2016 6. kitabı
Biraz argo bir giriş olacak ama "o nasıl bir öngörü arkadaş!" diyeceğim. Huxley bu romanı 1932'de yazmış yahu! Romanda Cesur Yeni Dünya'yı kurgulamış. Bu öyle bir dünya ki mutluluk ve tatmin üzerine dizayn edilmiştir. İstikrarlı bir toplum birinci önceliktir ve bunun için bir birinin tıpatıp aynı, düşünmeyen sorgulamayan, kritik etmeyen, endişe duymayan, üzülmeyen kısacası hissetmeyen bireyler üretilmektedir. Dolayısı bu yeni dünyada aile, bağlılık, sanat, edebiyat, felsefe hatta bilime dahi yer yoktur. Evet, toplum gerçekten mutludur. Çünkü bireyler hayatından memnun olması için şartlandırılarak üretilmiştir. Fakat, insani bir topluluktan ziyade robot toplumundan farksızdır. Dizayn edilmiş bu yeni dünyayı okurken ürpermekle birlikte günümüz dünyasından çok da farklı olmadığını düşündüğünüz noktalar farkediyorsunuz. Spoiler vermemek için detaya girmeyeceğim. Çok yakın (çok çok yakın) gelecekten sinyaller veriyor adeta. Hatta kitabı okumaya başladığım gün gördüğüm haberin linkini de bırakayım şuraya ilerihaber.org/icerik/bilim-in... (doğum olmadan dünyaya gelinmesini mümkün kılacak bir gelişmeden bahsediliyor) Sonuç olarak herkesin mutlu olduğu, tek düze, renksiz bir dünya mı ya da acının, kederin, heyacanın, endişenin, mutsuzluğun, mutluluğun olduğu fakat çeşitli, rengarenk bir dünya mı sorusunu sorduran keyifle okuduğum bir eserdi. Tavsiye ederim efenim, okuyunuz :) Not1: Yeni dünyadaki 10 önemli kişiden biri olan Batı Avrupa Dünya Denetçisi karakterinin ismi Mustafa Mond'dur. Ve karakterdeki "Mustafa" isminin Mustafa Kemal Atatürk'ten geldiği iddia edilmektedir. Not2: Romanın ismi (Brave New World), hikayenin içinde de geçen Shakespeare'in Fırtına isimli eserindeki bir sahneden alınmış ve
Teknoloji
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,3bin okunma
Altıncı Koğuş-Kitap İncelemesi
9/10
·68 syf.··
2021 17. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2021 20:45
Anton Çehov, Rus edebiyatının yapıtaşlarından olmakla beraber modern öykünün de ustaları arasında sayılmaktadır. Puşkin ödülünü de kazanmış olan yazar Altıncı Koğuş, Alacakaranlıkta gibi güzel öyküler yazmış, aynı zamanda da bir çok tiyatro oyununun sahnelenmesine vesile olmuştur. Altıncı Koğuşta ise kendisini kasaba da oldukça yalnız hisseden doktor ve üniversite eğitimi almış, donanımlı fakat deliler hastanesine kapatılan bir delinin(!) felsefik tartışmaları üzerine güzel söylemlerde bulunulmuştur. Peki ya gerçekten sadece korkuları olan birinin deli diye yaftalanması ne kadar adaletli? Deli diye nitelendirilen arkadaşımız(İvan Dmitriç) doktora çektiği acılardan bahsederken, doktor ona öğüt vermeye çalışmış, acı üzerine okuduğu kitaplardan, duyduğu fikirlerden bahsetmiştir. Zweig'ın da dediği gibi ''Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz." İvan Dmitriç ise olayı çok güzel özetlemiştir. Doktoru acıyla, gerçeklikle tanışıklığının sadece teoriden ibaret olduğunu belirtmiştir. '' Acıyı küçümsersiniz, ama parmağınızı kapıya sıkıştırdığınız vakit en yüksek perdeden inlersiniz! Maalesef bireysel olarak toplumsal olarak da düşündüğümüz vakit bizden olmayanı kabullenemiyoruz, görmek istemiyoruz. Biz belki de yanlışı en baştan yapıyoruz. Çocukken bile öyle gördüğümüz için birçoğumuz deli gördük mü taşladık, alay ettik. İnsan kapalı sistem gibidir, görünüşte değişir gibi görünürüz ama kolay kolay değişmeyiz. Burada sayfalarca inceleme yapabilirim, ama okuyan iki kişi bile olsa çok sıkmamak için kısa tutmaya çalışıyorum. Özellikle delilik konusunu biraz irdelemek, üstüne gitmek kanısındayım. Bizimle aynı düşünceyi paylaşmayan, aynı yolda yürümeyen, aykırı davranışta bulunanı deli olarak değil; kabulleneceğimiz, seçimlerine ve
1000Kitap
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,4bin okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2018 6. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2018 22:41
Victor Hugo'dan kısa sayılabilecek ama insanda çok derin izler ve düşünceler bırakan bir eser. Bir idam mahkumunun, mahkumiyetinden, giyotinle idam edilişine kadar geçen zamandaki iç dünyasını yansıtan muhteşem bir kitap. Yazar burada, bu durumdaki bir insanın yaşayabileceği duyguları belkide en hafif şekliyle bize yansıtıyor. Çünkü böyle bir olayda insanın soğukkanlı ve her şeyi kabullenişi gibi bir duygu seli içerisinde olması mümkün değil. Örneğin: ölümüne saatler kala insan, bırakın rüya görmeyi uyuyamaz bile. O yüzden de buradaki anlatım bana göre o insanın yaşayabileceği en hafif iç duygularıdır. Ama buna rağmen, bu kadar hafif anlatım bile okuıyucu üzerinde, acı bir duygusallık ve idam karşıtlığı sağlamaya yetiyor. Zaten yazarında vermek istediği mesaj idamın ne kadar acı ve gereksiz bir ceza olduğunu bildirmektir. Bunda da insan vicdanında başarıya ulaşıyor ama gerçek dünya da maalesef dileği gerçekleşmiyor. Çünkü dünyanın bir çok ülkesinde her gün bu acılar yaşanmaya devam ediyor. Ben kitabı, insanın iç dünyasında gerçekten derin izler bırakan bir kitap olarak değerlendiriyorum ve kesinlikle okunmasını tavsiye ediyorum.
Edebiyat
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,7bin okunma