Cahiliye adeti atalarla övünmek
Cahiliye Devri: Zulüm, Zorbalık, Cehalet Cahiliye devrinin özellikleri nelerdir? Asabiyet ne demektir? Cündeb b. Abdullah el-Becelî'nin (ra) naklettiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: “Kim kabilecilik/ırkçılık propagandası yaparak veya kabileciliğe/ırkçılığa destek vererek yolunu şaşırmış bir topluluğun bayrağı altında öldürülürse, onun ölümü câhiliye ölümüdür.” عَنْ جُنْدَبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْبَجَلِيِّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “مَنْ قُتِلَ تَحْتَ رَايَةٍ عُمِّيَّةٍ، يَدْعُو عَصَبِيَّةً، أَوْ يَنْصُرُ عَصَبِيَّةً، فَقِتْلَةٌ جَاهِلِيَّةٌ.” (M4792 Müslim, İmâre, 57) *** عَنِ ابْنِ عُمَرَ: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) خَطَبَ النَّاسَ يَوْمَ فَتْحِ مَكَّةَ فَقَالَ: “يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّ اللَّهَ قَدْ أَذْهَبَ عَنْكُمْ عُبِيَّةَ الْجَاهِلِيَّةِ وَتَعَاظُمَهَا بِآبَائِهَا فَالنَّاسُ رَجُلاَنِ: رَجُلٌ بَرٌّ تَقِيٌّ كَرِيمٌ عَلَى اللَّهِ وَفَاجِرٌ شَقِيٌّ هَيِّنٌ عَلَى اللَّهِ وَالنَّاسُ بَنُو آدَمَ وَخَلَقَ اللَّهُ آدَمَ مِنْ التُّرَابِ...” İbn Ömer'den (ra) nakledildiğine göre, Resûlullah (sas), Mekke'nin fethi günü insanlara bir hutbe vererek şöyle buyurdu: Ey İnsanlar! Allah sizden câhiliye gururunu ve atalarla övünme âdetini gidermiştir. İnsanlar iki gruptur: İyi, takva sahibi, Allah (cc) katında değerli kişi ve günahkâr; bedbaht, Allah katında değersiz kişi. İnsanlar Âdem'in (as) çocuklarıdır. Ve Allah (cc) Âdem'i (as) topraktan yaratmıştır...” (T3270 Tirmizî, Tefsîru'l-Kur'ân, 49; D5116 Ebû Dâvûd, Edeb, 110, 111) *** أَنَّ أَبَا مَالِكٍ الْأَشْعَرِىَّ حَدَّثَهُ أَنَّ النَّبِيَّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: “أَرْبَعٌ فِى أُمَّتِى مِنْ أَمْرِ الْجَاهِلِيَّةِ لاَ يَتْرُكُونَهُنَّ: الْفَخْرُ فِى الْأَحْسَابِ وَالطَّعْنُ فِى الْأَنْسَابِ
Alıntı
AHLAKINI YİTİRMİŞ TOPLUM Ahlakını yitiren bir toplum, aslında her şeyini kaybetmiş demektir. Namus kavramının yok olması, insanlık tarihinin şahit olduğu en büyük çöküştür. Çünkü bir toplumun yıkılışının haklı gerekçesi, onun ahlaksızlığa batmasıdır. Geçmiş kavimlere baktığımızda, helak sebeplerinin hep aynı olduğunu görürüz: Ticarette hile ve dolandırıcılık, erkek erkeğe ilişkilerin normalleşmesi, Allah’a ortak koşmak, peygamberleri inkâr edip şehit etmek… Bunlar ve nice bilinmeyen sapkınlıklar, toplumların sonunu getirmiştir. Oysa modern çağ dediğimiz günümüzde, bu kadar toplu bir ahlaksızlık hiçbir devirde yaşanmamıştır. Tarih boyunca toplumlar hiçbir zaman bugünkü kadar zalim, duyarsız ve yozlaşmış olmamıştır. Hiçbir dönemde kötülük bu kadar aleni yapılmamış, hayasızlık bu kadar normalleşmemiştir. Üniversiteler ve okullar ilim yuvası olması gerekirken, fuhşun ve sefahatin merkezi hâline gelmiş… Çarşı pazar ahlaksızlıktan geçilemez hal almış... Ticaret erbabı adaletten sapmış, haksızlıkla servet edinmeyi maharet saymış… Siyasetçiler zulmü meşrulaştırmış, hırsızlığı yönetim biçimi hâline getirmiş… Alim kisvesine bürünmüş düzenbazlar, halkı kandırarak dini çıkarlarına alet etmiş… Hiçbir sebep olmaksızın birbirini öldüren insanlar, merhameti tamamen yitirmiş… Ve toplum, bütün bunları görüp hiçbir şey olmamış hayatına devamede gelmiştir. Kibir, nefret, haset ve öfke kalpleri karartmış durumda. Artık insanlar günah içinde yüzüp, utanmadan doğruluk dersi veriyorlar. Oysa Allah bir topluma kalplerine nur indirmedikçe, o toplum asla düzelmez. Ve Allah buyuruyor ki: “Bir toplum, kendisini değiştirmedikçe Allah onların hâlini değiştirmez.” Bu söz, ilahi bir kanundur. Dolayısıyla, bugünkü toplum ya Allah’ın lütfuyla ıslah olur… Ya da helak edilerek yeniden diriltilecek
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Her insan lâyığını bulur Bir adam bir çukur açar kazdığı çukuru örtmezse çukura bir boğa ya da bir eşek düşerse, çukuru kazan hayvanın bedelini ödeyecektir. Parayı hayvanın sahibine verecek, ölü hayvan kendisinin olacaktır. Kitabı Mukaddes Belediye su ve kanalizasyon işlerini düzelterek şehirde her gün bir çukur açıyordu belediye başkanı arabalarla ilçeyi gezerek belirli bir süre ilçede su kesintisi olacağını duyurdu anlayışınız için teşekkür ederiz değerli ilçemizin değerli sakinleri Rafet usta ekip başıydı sayın arkadaşlar işlerimizi Bismillah diyerek yapalım Errahmanirrahimden yardım isteyelim ve hiç bir işimizde ne kendimiz mağdur olalım ne de başkasını mağdur edelim diyordu Hâlbuki Rıfat usta bunun tam tersi bir ekip ustasıydı her işini gece saati yapar kimse görmez kimse işitmez desede Allah Teala böyle kulları için Nisa suresinde Allah, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah o yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır. buyurdu evet peygamberimizin buyurduğu gibi kimi insan cahiliye devrindede yaşamış olsa hayırlı bir iş yapıp anlayışlı olmuş ise islam devrindede hayırlı olacaklardı Refet usta tam böyle bir insan ve ekip lideriydi altından gümüşten daha değerli bir gönül sahibi idi her açtığı çukuru kendi elleri ile kapattı şehrin takdirini kazandı şehrin Maliki ona ödüller mükâfatlar verdir Rıfat ustanın kazdığı çukurlara eşşekler hayvanlar insanlar düştü ve en sonunda herkes kendi kazdığı kuyuya düşer sözü gerçek oldu ve bir lâğım deliğinin içine düştü en sonunda üzerine tüm şehrin lâğımı döküldü her insan mutlaka lâyığını bulur Yahudi ülkesinde hayvanlar Bir adamın boğası komşusunun boğasını yaralar, yaralı boğa ölürse, sağ boğayı satıp parasını paylaşacak, ölü hayvanı da bölüşeceklerdir. Kitabı Mukaddes Yahudi memleketinde rahip tigorun
Din
us | 2025 | 7/9 | tekâmül
emretimur.com/2025/07/us-2025... Us Emre Timur hangi çağda yaşamak isterdiniz? bu, bazıları için, bir parça kutsallık bir parça da romantiklik yükledikleri bir, eski yüzyıl seçimi oluyor. eskilerin iyi olduğuna şartlanmışlar vardır. veya hiç var olmamış olan asr-ı saadet, yani mutluluk dolu bir yüzyılı özleyen… dünya tarihi hep kan, ter, acı ve sömürü ile dolu oldu. bu hiç değişmedi. savaşlar ve yalanlar hiç bitmedi. hiçbir dönem de öyle masalsı filan değildi. sokrates iki bin dört yüz yıl önce şunu dedi; “gençler bozuluyor.” asurlular da var kıyametin çok yakın olduğu. hristiyanlar da 1000 yılında bekliyordu kıyameti çünkü dünya artık tahammül edilmez derecede bozulmuştu. biliyorsunuz, 2012 yılı da geçti kıyametsiz. ahlak, töre, toplum, hayat devamlı bozuluyor mu yoksa değişiyor mu? 40 doğumlular 60 doğumluları çocuksu ve asi buldu. 60 doğumlular 80 doğumluları çılgın, şımarık… 80 doğumlular 2000 doğumluların telefonuna kafayı taktı ve 2000 doğumlular da 2020 doğumluların robotlarla kurduğu dostluğu anlamsız bulacak belki. yani bu bakış yeni değil. hep oldu. ‘nerede’ imiş, ‘o eski bayramlar’? ‘şu gençlerin hâline bak’ imiş! ‘hepsinin elinde bir telefon var’ imiş… eski neslin z kuşağı’na duyduğu nefret ve kıskançlığın kökeni, kaybettikleri hormonlarına ve yaşamadıkları çocukluklarına duydukları hasretten geliyor. sanki kendileri uzaya çıktı da ayaklarına gençler asıldı. zamanlarında neler olup bitti, kitaplar yazıyor işte. menderes’i onlar asmadı mı? asılırken onlar susmadı mı? gençler şunu sormalı: siz ne halt ettiniz? kitap bulamadılar da mı okumadılar? okusaydılar. efendim sevdiklerini söyleyememişler; söyleseydiler. fakirlik varmış. gençlerin mi suçu bu? kahvelerde sigara dumanıyla kalan beyinlerini zehirlerken, gençlerin
Felsefe
Erkekler de İnsan Sayılsın (Dişilere Tapıyorlar
9 yaşında bir erkek çocuğu, kız gibi davranıyor ve kız gibi giyiniyor. Kız olmaya 4 yaşında karar vermiş ve ailesi de ona destek olmuş. Kız olma sebebini anlatırken kullandığı bir cümle çok dikkat çekiciydi. “Kız arkadaşlarımın annesi bana pislikmişim gibi davranıyorlardı.” demiş. Kadınların davranışları sebebi ile küçük yaşta cinsiyetinden utanan bu erkek çocuğu günümüzde pek çok erkeğin dillendirmeye korktuğu bir davranışı, çocuk masumiyeti ile dile getirmiş ve kendince tedbir almış. Günümüzde tam da yapılan ve de yapılmak istenen bu. Erkekleri aşağılamak ve erkek oldukları için utandırmak. Psikolojik bir hadım bu aslında. Anne-kız çarşının hemen başındaki parka oturmuşlar çekirdek çitleyip yere atıyorlar. Kırk yıllık çarşı esnafı beyefendi yanlarına yaklaşıp “Hanımlar o çekirdeklerin kabukların yere atmasanız iyi olur.” diyor. Genç kız son derece terbiyesiz bir tavırla “Sana ne! İstediğimiz yere atarız. Defol git başımızdan yoksa şimdi 'beni taciz etti' diye bağırırım, bundan sonraki ömrünü kendini aklamaya çalışarak geçirirsin.” demiş. Adamcağız korkmuş hemen yanlarından uzaklaşmış.Bu olayı adamın kızı anlattı bana. Ya bağırsaydı, adamı tacizden tutup polisler götürseydi. Adamın hayatı kayardı. Artık bu devirde insanların çoğu erkeklerin suçlu olduğuna inanma eğilimindeler. Öyle ya. Bir kadın durup dururken neden bir adama iftira atsın, diye düşünülüyor. Oysa medya buna çok iyi zemin hazırlıyor ve kadınlar bundan ciddi anlamda etkileniyorlar. Çarşıda yan tarafımda bir karı-koca yürüyor. Adam bir şeye gülüyor, kadın onun gülmesine sinir oluyor. Kocasına “Sen gülerken hiç aynaya baktın mı? Aynı şebeklere benziyorsun.” diyor. Adam ne diyeceğini bilemiyor, hafif bir çıkışıyor karısına. Kadın karnı burnunda hamile. Kadına: “Şebek dediğin bu adamdan bir maymun
Bediüzzaman Hazretlerinin Cihadı
“Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet, ittifak silahı ile cihad edeceğiz.”(Bediüzzaman Said Nursi ,Tarihçe-i Hayat) Fatır-ı Hakimin ezelden beri cereyan eden bir kanunudur ki, herhangi bir milletin felâketlere maruz kalması, fertleri arasında fitne ve fesadın çoğalması, dalâletin hidayete, şerrin hayra galip gelmesi hâlinde, o milletin içinden bu tehlikeleri bertaraf edecek ve o milleti sahil-i selâmete çıkaracak bir peygamber, bir mürşit, bir müceddit veya bir mehdi gönderir. Bu İlâhî kanun Hz. Adem’den (ASM) bu yana böyle devam etmiş ve kıyamete kadar da devam edecektir. Peygamberimiz’den (ASM) sonra peygamber gelmeyeceği için, bu vazife Peygamberimizin varisi olan âlimlere tevdi edilmiştir. İşte bu sırra Peygamberimiz (ASM) şöyle işaret etmiştir: “Cenâb-ı Hak lütuf ve kereminden her yüz senede, ümmetimin dinini tecdid ve takviye için bir veya birkaç müceddid gönderir.”1 Bediüzzaman Hazretleri de her asırda insanları irşadla vazifeli mürşit ve mücedditlerin bulunmasının zarurî olduğunu şöyle ifade buyuruyor: “Cenâb-ı Hak kemal-i rahmetinden şeriat-ı İslâmiye’nin ebediyetine bir eser-i himayet olarak, herbir fesad-ı ümmet zamanında bir muslih veya bir müceddid veya bir halife-i zişan veya bir kutb-u âzam veya bir mürşid-i ekmel veyahut bir nevi Mehdi hükmünde mübarek zatları göndermiş; fesadı izale edip, milleti ıslâh etmiş; Din-i Ahmediye’yi (ASM) muhafazaetmiş. Madem âdeti böyle cereyan ediyor; ahir zamanın en büyük fesadı zamanında; elbette en büyük bir müctehid, hem en büyük bir müceddid, hem hakim, hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u azam olarak bir zat-ı nuraniyi gönderecek.”(Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat) Peygamber varisi olan bu mümtaz zatlar bütün himmetleriyle, ilim ve irfanlarıyla ümmeti irşad
Din