Ey, kir içinde yüzenler, hayatı kirletenler, Her devirde borusu ötenler! Ey, darbe kaçkınları, ortayolcular, dönekler, Ey, sümüklü böcekler! Ey, bölenler, bölüşenler, KARDEŞİ KARDEŞE KIRDIRIP KANLA SEVİŞENLER! Ey, gençliğimizi harcayanlar, Ey, kâğıttan kaplanlar, ey zavallı sıçanlar! Ey, ciğeri beş para etmezler, Sıkıyı gördü mü fellik fellik kaçanlar! Ey, fırsatçılar, cepçiler, hortumcular, tokatçılar, Vurguncular, voliciler, üçkâğıtçılar! Ey, sürüngenler, sülükler, bağırsak parazitleri, bitler, Ey kudurmuş itler! Ey, yüzü yırtılmış köçekler, fırıldak varyeteler, Ve ey, dinsiz-imansız çeteler! Beni tutmayın ulan, burama geldi dayandı, Beni tutmayın, çizerim o çirkin suratınızı! Yıllardır öyle çok sömürdünüz Ve öyle çok kan kusturdunuz ki; Ulan, şimdi bir şarjöre diz çöktürürüm alayınızı!..
Sayfa 38·Kitabı okudu
Alıntı
➤Niçin bu kadar öldürmeyi, yok etmeyi, parçalamayı seviyor insanlar? İnsan yumuşak başlı, iyilik dolu bir yaratık, ağız dolusu gülen, yürek dolusu ağlayan, iliklerine kadar duygulanan, seven bir yaratıktır insanoğlu. Bu öldürme, yok etme, öfke, öç, sevgisizlik neden? Niçin koparıyorlar çiçekleri, birisi tok da yüz bini niçin aç. O tok da bu kadar gözün altında, öfkenin içinde iflah oluyor mu? Tok olan niye bu kadar ahmak? ➤İnsanlar bu kadar korkmasalar, bu kadar zalim olurlar mı, bu kadar birbirlerine düşmanlık eder, birbirlerinin böylesine kuyularını kazarlar mı, insan öldürürler mi, birbirlerine böylesine kıyar, köle eder sömürürler mi, birbirlerinin sırtına binerler mi, aşağılarlar mı, delirirler mi, sevmeyi, sevişmeyi böylesine unuturlar mı, uzattıkları el böylesine buz gibi olur mu, düşünebilme yeteneklerini böylesine yitirirler mi, öykünürler mi, durmadan ölümü düşünürler mi, ölümü düşünmenin boşluğunun farkına varmazlar mı, bastıkları yeri göremeyecek kadar üstümüzdeki gökten, altımızdaki topraktan, yıldızlardan, sulardan, çiçeklerden, dağ başlarından, ışıktan böylesine bihaber kalırlar mı, sevgisiz, dostluksuz yürekleri sıcacık, bir sevgili, bir dost yüzü için, bir kuş gibi çırpınarak çarpmadan olur mu.. ➤Herkes adam öldürüyordu, öldürmüştü. Savaşlarda milyonlarca insan milyonlarca insanı öldürmüştü, kılı kıpırdaman. ➤İnsanlar, dünya durmadan öyle değişiyor ki, dünü, dünkü adamı bugün mümkünü yok tanımıyorsun. ➤Burada, bu insanlardan, dünyadan kaçıp kurtulmak, acılardan, deliliklerden, utançlardan arınma her şeyi unutmak. ➤Dünya değişti, insan çok değişti bu devirde. Bir gözünden ötekine fayda yok. ➤İnsanının anası gibi var mı, ona ana ölümü gibi zor gelen ölüm var mı, insan anasıyla bir kere daha ölür. ➤Dünya kadar malın olsa ne fayda. Ah ölüm ah. ➤Dünya
Yapı Kredi Yayınları
Edebiyat & Roman
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Taş Yağmuru Evlerin çatıları kırılıyor şiddetinden rüzgar dizginini kopardı, vaktidir tüy gibi titremenin tanrı haykırıyor; İçinde cehennemle yaşamışları, cennetle cezalandıracak kadar merhametsiz miyim? bu gece herkes ölebilir sevgilim bir yıldız etrafında beş bilek birden kesilebilir her çocuk katil doğabilir / ellerinde taş ya da bomba; ama muhakkak ölüsevicidir zaman, kaderine çılgınca akarken kimseye acımayabilir insanlık eski bir uygarlık olarak gömülebilir tarihe dünyanın ırzına geçilebilir abazadır erk ve toplu mezarlı bahçemizde boy boy piçler oynaşabilir, iliğinde öfke bu gece ruhum beni bu ülkede boğabilir Irak'ta yeniden doğabilirim, damarlarımdan kan yerine petrol de akabilir ki daha büyük değerdir katlime yılanın soğuk yüzü sıcacık zehrini çağırabilir adem sürünerek kaçabilir ya da / derisi güzeldir zehrin dilinden içilebilir şehvetle bizi ancak tanrı korur sevgilim korkumuz camilerde, kiliselerde ve evlerde acil bir tanrı inşaası başlatabilir yılan yuvasından göğe çekilir ve gökyüzünden başlar şahmeran öcü cenneti son görüşümüz olabilir
Alıntı
Ülkenin ve dinin düşmanı dinsizlerin ve Haricîlerin davranışlarının kontrolü Bendeniz, Haricîlerin ortaya çıkışlarını ve başkaldırışlarını birkaç ayrıntı ile hatırlatmak, aynı zamanda bu devlet hakkındaki şefkatimin derecesini, Selçuklu Devleti hakkındaki arzularımı, Âlem Sultanına (Allah mülkünü ebedî kılsın, onun oğulları ve hanedanı üzerindeki kem gözleri uzaklaştırsın) yaptığım özel iyilikleri bütün dünyanın bilmesini istedim. Haricîler her zaman ve her devirde mevcuttur. Hz. Âdem’den bugüne kadar isyanlar çıkarmışlardır. Dünyanın hiçbir ülkesinde, peygamberlere ve padişahlara karşı bunlardan daha uğursuz, daha ters, daha aleyhtar, daha dinsiz bir topluluk görülmemiştir. Bunlar duvarların arkasında, memleketin kötülüğünü isteyerek, karışıklık çıkarmaya çalışırlar. Kulaklarını konuşulanlara dikerek, gözlerini öfke ile doldururlar. (Allah korusun) bu devlete bir felaket vuku bulsa, gizlendikleri yerden çıkarak isyana kalkışırlar.
Mesela bu kadar olsaydı da biz Abdülaziz devrinde mesut olsaydık… Babalarımız Abdülmecid devrinde rahat etselerdi. Dedelerimiz mahmut zamanını iyi geçirmiş olsalardı… O zaman çocuklarımızın gelecek devirde daha mesut olacaklarını düşünebilirdik… Yek tek al; ne Abdülhamid babasına ne Aziz kardeşine benzer; birisi vehimli, hilekar fakat sebat sahibi, çalışkan; öbürü zalim ve deli, müsrif ve iradesiz… - Yani bütün haneden… -Hayır, hayır, hanedandan bahsetmiyorum. insandan bahsediyorum. Her insan gibi onlarda birbirinden çok ayrı mahluklar. Devirleri de birbirinden çok ayrı. Hamleleri ayrı, ufukları ayrı. Fakat aynı ızdırap, aynı memnuniyetsizlik var. Aynı burgu insanın içinde deliyor. Aynı karanlık içinde yaşıyorlar.
Sayfa 92 - Dergah Yayınları·Kitabı okudu
Her devirde var demekki...
"Okumuş insanların yaşayışları konusunda uydurulan saçma hikayeleri, anlaşılmayana karşı duyulan öfke ve kinin nasıl ögrenildigini duydum..."
Sayfa 50 - Sentez·Kitabı okudu