Bilinçli olun ey öğretmenler! Milli mücadele hala devam ediyor.
9/10
·216 syf.··
2026 349. kitabı
Bazı kitaplar yalnızca bir hikâye anlatmaz, bir dönemin ruhunu da hissettirir. Halide Edib Adıvar’ın Vurun Kahpeye romanı benim için böyle kitaplardan biri oldu. Milli Mücadele yıllarını anlatan eser, bir yandan işgal altındaki bir vatanın yaşadığı acıları gözler önüne sererken diğer yandan insanların zor zamanlarda nasıl değişebildiğini de gösteriyor. O dönemi okumak beni her zaman hüzünlendiriyor. Bir milletin bağımsızlığı için verdiği mücadeleyi, yaşanan fedakârlıkları ve kayıpları düşündükçe insanın içi burkuluyor. Kitapta en çok etkilendiğim karakter ise Aliye oldu. Güçlü duruşu, mesleğine olan bağlılığı, doğrularından vazgeçmemesi ve baskılar karşısında eğilip bükülmemesi bana göre olması gereken öğretmen figürünü temsil ediyor. Öğretmenliğin sadece ders anlatmak değil, gerektiğinde fikirleri ve değerleri savunabilmek olduğunu hatırlatıyor. Romanın dikkat çekici yönlerinden biri de dini kendi çıkarları için kullanan insanları eleştirmesi. İnanç üzerinden insanları yönlendirmeye çalışan din tüccarları, savaş sırasında düşmanla aynı safta yer alıp rüzgâr tersine dönünce taraf değiştiren iki yüzlü kişiler bugün bile yabancı gelmiyor. Halide Edib bu karakterler üzerinden yalnızca bir dönemi değil, insan tabiatının değişmeyen bazı yönlerini de anlatıyor. Sonuç olarak Vurun Kahpeye, yalnızca bir Milli Mücadele romanı değil; cesaretin, karakter sahibi olmanın ve doğru bildiği yolda yalnız kalmayı göze almanın hikâyesi. Çok beğenerek okuduğum, hem düşündüren hem de duygulandıran eserlerden biri oldu.
Vurun KahpeyeHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 201913,7bin okunma
İnsan, İnsan Sayesinde Büyür
9/10
·336 syf.··
2026 50. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 13:26
Nurullah Genç, çağdaş Türk şiiri denilince akla gelen ilk beş isimden biridir diye düşünüyorum. Ancak onu yalnızca şair kimliğiyle tanımlamanın, özellikle bu kitabı okuduktan ve roman alanındaki ödüllerini de öğrendikten sonra eksik bir bakış açısı olacağı kanaatindeyim. Kitap genel anlamda otobiyografik ve anı kategorisinde değerlendirilebilecek bir eser olsa da, içerisindeki şiirsel dokunuşlar ve edebî kalite anlatıyı çok daha üst bir seviyeye taşımaktadır. Bu kitap basit bir otobiyografik anlatı, bir farkındalık hikâyesi ya da bir başarı öyküsü olarak yorumlanmamalıdır. Aslında kaybolmaya yüz tutmuş bir insan tipinin, bir ahlak anlayışının ve bir medeniyet tasavvurunun hikâyesi olarak okunabilmelidir. Birçok otobiyografik anlatıda ana kahraman yazarın kendisidir. Ancak bu kitapta durum biraz farklıdır. Nurullah Genç, anlattığı bölümlerde genellikle kendisini ikinci ya da üçüncü planda tutarak hikâyeyi tamamlar. Örneğin; Sibirya gazisi Bekir Ağa, oğlu Seyfullah, Gülçehre Ana, köy odasında kitap okuyan insanlar, çocuklarını okutabilmek için hayatını adayan anne ve babalar, yol gösteren öğretmenler ve kapısını açan dostlar anlatılan bölümlerin asıl kahramanlarıdır. Bu nedenle kitap aslında Nurullah Genç’in değil; onu yetiştiren insanların kitabıdır. Yazarın başarısı bireysel değildir. Bir köyün, bir ailenin, bir kültürün ve bir inancın ortak başarısıdır. Kitabın en etkileyici taraflarından biri şüphesiz Sibirya gazisi Bekir Ağa portresidir. Dört yıl süren Sibirya esaretinden dönen bir insanın, harabeye dönmüş köyünü sekiz yıl boyunca yeniden inşa etmesi olağanüstü bir hadisedir. Bekir Ağa bunu kahraman olmak için değil, doğru olanı yapmak için yapar. Bu yönüyle eser, modern bireyciliğin karşısına geleneksel Anadolu irfanını ortaya koyar. Kitap boyunca Pinaduz köyü
Edebiyat
Omuzlarımda DünyaNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20242,035 okunma
Reklam
Bizler toplumun sırtında taşınan birer yük müyüz?
7/10
·208 syf.··
2026 8. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 17:45
Beyaz Zambaklar Ülkesi Grigori Petrov’un ölümsüz eseri Beyaz Zambaklar Ülkesinde, bataklıklar ve kayalıklardan ibaret fakir bir coğrafyanın, azimli bir halk ve idealist aydınlar sayesinde nasıl örnek bir ülkeye dönüştüğünü anlatan büyüleyici bir küllerinden doğuş hikayesidir. Kitap, toplumsal kalkınmanın yukarıdan aşağıya değil, aksine her bireyin sorumluluk almasıyla başlayacağını savunur; çünkü Petrov’un da belirttiği gibi, "Gerçek vatanseverlik, oturduğun evi, çalıştığın sokağı temiz tutmakla başlar." Bu dönüşümün mimarları olan aydınlara büyük bir sorumluluk yükleyen yazar, lüks kafelerde memleket kurtarmak yerine, halkın içine karışıp onlara yol gösteren idealistleri överek, "Öğretmenler, bir milletin geleceğini fırıncılar gibi her gün yeniden yoğurur," der. Finlandiya'nın modernleşme sürecindeki en büyük itici güç ise askeri ya da ekonomik güç değil; akıl, ahlak ve çalışkanlıktır. Ülkenin vizyoner lideri Snellman’ın halkına yaptığı, "Eğer dünyada saygı görmek istiyorsak, her bir Fin vatandaşını canlı birer pırlantaya dönüştürmek zorundayız," çağrısı, tembelliği bir milletin en büyük düşmanı olarak gören bu felsefenin temelini oluşturur. Nihayetinde kitap, dürüstlüğü ve inancı sadece söylemlerde değil, yapılan işin kalitesinde aramamız gerektiğini hatırlatarak bizi can alıcı bir soruyla baş başa bırakır: Bizler toplumun sırtında taşınan birer yük müyüz, yoksa o toplumu yukarı kaldıran birer güç müyüz?
1000Kitap
Beyaz Zambaklar ÜlkesiGrigory Petrov · Ayrıntı Yayınları · 2020124,8bin okunma
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2017 34. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2017 00:00
Mussolini’nin 1926-1937 yılları arasında hapiste tuttuğu İtalyan Markisist, gazeteci, eylemci, siyaset felsefecisi Antonio Gramsci, “Hapishane Defterleri” adlı kitabında öğretmenler, papazlar ve idareciler gibi “geleneksel” entelektüellerden bir de iktidarla, belli başlı kuruluşlarla, denetim gücü elde etmek isteyen sınıflarla bağlantılı ve onlara çıkar sağlayan “organik” entelektüeller olarak entelektüelleri iki sınıfa ayırır. Gramsci organik entelektüele ilişkin olarak şöyle der: “Kapitalist girişimci kendisiyle birlikte sanayi teknisyenini, ekonomi politik uzmanını, yeni bir kültürün, yeni bir hukuk sisteminin oluşturucularını vb. yaratır.” Bir deterjan ya da havayolu şirketinin pazardan daha fazla pay kapmasını sağlamak için teknikler geliştiren günümüz reklamcısı ya da halkla ilikler uzmanı, demokratik toplumda olası müşterilerin rızasını kazanmaya, tüketicinin ya da seçmenin düşüncelerini yönlendirmeye çalışan biri, Gramsci’ye göre organik entelektüeldir. Memleketimizde Gramsci’nin tanımladığı bu tipler cirit atmaktadır. Bir zamanlar ait olduğu televizyon kanalının yayın politikası gereği iktidara karşı sıkı muhalefet pozlarına giren “jöleli arkadaş”ın sonradan “yıkama-yağlama” konusunda mahir bir noktaya evrilmesi Gramsci’nin tanımlamasını anımsatmaktadır. Julien Benda’nın “Aydınların İhaneti” kitabında entelektüelleri insanlığın vicdanı olan oldukça yetenekli, ahlaki donanımları gelişkin filozof krallardan oluşan bir avuç insan olarak tanımlaması ise kelimeye yüklenen müspet bir anlamı ön plana çıkarmaktadır. Benda’nın kitabı ilkelerini çiğneyen entelektüellere zehir zemberek bir saldırı olarak telakki edilse bile ideali tespit ve temyiz noktasında önemli bilgiler sunmaktadır. Benda’nın verdiği örneklerden entelektüelin dünyadan tamamen elini eteğini
EntelektüelEdward Said · Ayrıntı Yayınları · 20111,192 okunma
6/10
·248 syf.··
2026 41. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 21:43
Çocuk yetiştirme, eğitim sistemi ve motivasyon psikolojisi üzerine odaklanan, özellikle ödül-ceza yöntemlerinin çocuk gelişimi üzerindeki etkilerini sorgulayan bir ebeveynlik kitabı. Kitap temel olarak, çocukları motive etmek için sıkça kullanılan ödül ve ceza sistemlerinin uzun vadede sanıldığı kadar yararlı olmayabileceğini savunuyor. Güçlü Yönleri Kitabın en dikkat çekici tarafı, geleneksel eğitim anlayışında oldukça normalleştirilen “ödülle motive etme” yaklaşımını eleştirel biçimde sorgulaması. Ödülün her zaman olumlu bir araç olmadığı, çocukta içsel motivasyonu zayıflatabileceği fikri, okuyucuyu alışılmış ebeveynlik kalıplarını yeniden düşünmeye itiyor. Bir diğer güçlü yön, kitabın akademik araştırmalardan ve eğitim psikolojisi çalışmalarından beslenmesi. Yazar, görüşlerini yalnızca kişisel deneyimlerle değil, bilimsel çalışmalarla desteklemeye çalışıyor. Bu durum kitabın ikna gücünü artırıyor. Ayrıca dilinin oldukça akıcı ve geniş bir okuyucu kitlesine hitap ediyor olması önemli bir avantaj. Psikoloji ya da eğitim alanı dışında olan ebeveynlerin ve öğretmenlerin de rahatlıkla okuyabileceği sade bir anlatım sunuyor. Zayıf Yönleri Kitabın bazı bölümlerde fazla tekrar eden bir yapıya sahip. Ana fikir, ödül ve cezanın çocuk üzerinde olumsuz etkileri. farklı örneklerle sık sık yineleniyor ve bu durum ilerleyen sayfalarda metnin dinamizmini azaltıyor. Bir diğer sınırlılık, kitabın zaman zaman ideal bir ebeveynlik modelini savunurken gerçek hayat koşullarını yeterince hesaba katmaması. Özellikle farklı sosyoekonomik koşullarda yaşayan aileler veya eğitim sistemi içinde hareket etmek zorunda kalan öğretmenler için öneriler her zaman uygulanabilir görünmeyebiliyor. Ayrıca bazı bölümlerde ödül ve ceza yöntemlerine yönelik eleştiri
Ebeveynlik
Beni Ödülle CezalandırmaÖzgür Bolat · Doğan Kitap · 20248,1bin okunma
10/10
·320 syf.·
2026 14. kitabı
Johann Hari'nin Çalınan Dikkat adlı kitabı, günümüz insanının giderek azalan odaklanma becerisini ele alan, düşündürücü ve sarsıcı bir kitap. Kitabı okumaya başlamadan önce dikkat dağınıklığını daha çok bireysel bir sorun olarak görüyordum. Ancak kitap, meselenin sadece irade, disiplin veya kişisel tercihlerle açıklanamayacağını gösteriyor. Eserde dikkatimizin neden azaldığına dair birçok farklı sebep ele alınıyor. Sosyal medya platformlarının sürekli dikkatimizi çekmek için tasarlanmış olması, ekranlara maruz kalma süresinin artması, sürekli meşgul olma kültürü, sınav ve başarı baskısı, kaygı düzeyinin yükselmesi, uyku eksikliği ve hatta çevre kirliliğinin beyin üzerindeki etkileri dikkat çekici bir şekilde anlatılıyor. Özellikle çevresel faktörlerin dikkat üzerindeki etkisi benim için yeni ve şaşırtıcı bir bakış açısı oldu. Kitapta en çok etkilendiğim noktalardan biri, dikkat sorunlarının yalnızca bireyin eksikliği olarak görülmemesi gerektiği düşüncesiydi. Günümüzde odaklanmakta zorlanan insanlara sıklıkla "Daha disiplinli ol", "Kendini toparla" gibi tavsiyeler veriliyor. Oysa yazar, içinde yaşadığımız sistemin dikkatimizi sürekli parçaladığını ve bu durumun yalnızca kişisel irade ile çözülemeyeceğini ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, insanın kendisine karşı daha anlayışlı olmasını sağlıyor. Bir eğitimci olarak kitapta çocuklar ve eğitim sistemi üzerine yapılan değerlendirmeler de beni oldukça düşündürdü. Özellikle dikkat eksikliği yaşayan çocukların hemen tembel, isteksiz veya başarısız olarak etiketlenmemesi gerektiği vurgusu çok değerliydi. Günümüzde DEHB tanısı alan ve ilaç kullanan çocuk sayısındaki artışa değinilirken, öncelikle çocuğun yaşam koşullarının, kaygılarının, yaşadığı olayların ve çevresel etkenlerin değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu
Çalınan DikkatJohann Hari · Metis Yayınları · 20245,3bin okunma
Reklam
Reklam