5/10
·384 syf.··
2026 19. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 14:25
Bir arkadaşımın önerisiyle başladım. Aslında kitabın konusuna ilk baktığımda beni heyecanlandırmıştı. Değişik bir konu çünkü. Ama maalesef Beyza Alkoç'un dili bana hitap etmiyor. Benim gözümde anlatım çok basit kalıyor karakterlerin derinliği bana geçmiyor ve sadece iki ana karaktere odaklanıp diğer yan karakterleri yok sayıyor. Yine de okuyorum kafa dağıtmak için sevmediğimi de söyleyemem. Neyse ana konudan uzaklaştım :) Kitap Eylül adında sosyal anksiyeteyle baş eden bir kızın ailesinin zoruyla Kar Küresi adı verilen bir psikolojik merkeze götürülmesiyle başlıyor. Bu merkez, hastalara kısa sürede sağlıklı olmayı vaat ediyor. Psikolojik testler, görüşmeler ve grup etkinlikleriyle hastaların psikolojik rahatsızlıklarını atlatmalarını sağlayan bir merkez aslında. 50 kişinin bulunduğu bir yer ve herkes onarlı guruplara ayrılarak öyle tedavi görüyorlar. Eylül burada kendisi gibi hastalıklarla boğuşan insanlarla tanışıyor ve bunlardan biri de Merih. İlk günden itibaren aralarında bir çekim oluşmaya başlıyor ve hikaye bu şekilde devam ediyor. İlerleyen bölümlerde aslında bu merkezin karanlık yüzü yavaş yavaş ortaya çıkıyor ve biraz daha gerilim ağırlıklı bir kitaba dönüşüyor. Kitap ilk başta çok sardı bir ara koptum yine geldim. Şahsen ben kitabı soluksuz okudum diyemem. Özellikle biraz insanların tepkilerine baktığımda Merih karakterinin ciddi fan kitlesi olduğunu gördüm ama ben bu karakterin romantize edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. bundan sonra spoiler Merihin aslında kızı yıllardır gittiği her yerde gizlice izlediğini öğreniyoruz ki Merih OKB hastası biri yanı aslında kıza takıntılı sürekli olarak sen olmadan yaşayamam,yaşama amacım sensin,sen yoksan niye yaşayayım ki gibi cümleler kuruyor Eylül'e bence rahatsız edici .eylülün yerinde olsam
Duygu ve Düşünce
Kar KüresiBeyza Alkoç · İndigo Kitap · 202011,5bin okunma
Kardeşimin Hikayesi İnceleme
Puan vermedi·330 syf.··
2026 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 00:13
Zülfü Livaneli’nin Kardeşimin Hikayesi adlı romanı, bir cinayet soruşturmasıyla açılsa da aslında ağır travmaların yükünü taşıyan yalnız bir adamın psikolojik hikayesidir. Eser boyunca Ahmet Arslan olarak bilinen, insanlardan izole yaşayan bu karakterin gerçek adı Mehmet'tir. Ailesini bir kazada kaybetmesi, haksız yere esir düşmesi ve fiziksel darbeler alması yüzünden derin bir hissizleşme ve duygu sığlığı yaşar. Mehmet, içindeki karmaşayı bastırmak ve hayatını kontrol altında tutmak için kıyafetlerini ve kitaplarını hava derecesine göre düzenleyecek düzeyde bir OKB (takıntı) geliştirmiştir. Ancak bastırılan duygular yok olmaz; rüyalarında gördüğü at sembolü, geçmişteki acıların zihnindeki yankısıdır. Romanda polisiye örgü bir araç olarak kullanılmış; kimlik, aile, toplum baskısı ve "birbirinin yükünü taşımak" olarak ele alınan kardeşlik kavramı ön plana çıkarılmıştır. Yazarın sade dili ve diyaloglardaki doğallık, okurda kurgu değil de gerçek bir hayat hikayesi dinliyormuş hissi uyandırır. Hikaye ilerledikçe ortaya çıkan her yeni bilgi doğru sandığımız gerçekleri paramparça eder. Eser, özellikle karakterin sakladığı sırlar ve trajediler üzerinden sarsıcı bir ahlaki sorgulama sunar. Bu sorgulama, en yakın arkadaşı Arzu cinayete kurban gittiğinde bile Mehmet'in ölüm karşısında tamamen kayıtsız kalmasıyla kendini gösterir; sistemli olarak hissizleşen bir insanın, çevresindeki trajedilere karşı ne kadar duyarsızlaşabileceğini ahlaki açıdan ele alır.
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hayat Beni Bir Kez Daha Dansa Kaldırdı
10/10
··
Beğendi
Irvin D. Yalom’un 88 yaşında, bunca yıllık mesleki ve kişisel birikimine rağmen zihnin yeni labirentleriyle, Zihnin o en amansız döngülerinden (OKB) ile karşılaşması, yüzleşmesi ve bu deneyimi anlamlandırma sürecinde -“88 yaşımda hayat beni bir kez daha dansa kaldırdı.”- şeklinde nitelemesi, insanın bitmeyen oluşum sürecine dair en samimi itiraflardan biri. Kendimizi keşfetme yolculuğu, son nefese kadar sürecek olan, bazen tökezlediğimiz ama her defasında derinleştiğimiz bir süreç. İşte bu yüzden hayat; kaç yaşında olursak olalım, bizi her an yeni bir dansa kaldırabilir; yeter ki o ritme ayak uyduracak cesaretimiz olsun. Irvin D. Yalom / Ölüm Kalım Meselesi
Psikoloji
Ölüm Kalım MeselesiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 2022647 okunma
6/10
·496 syf.··
2026 39. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 14:27
Kitabı bitirmeden yorum yazmak istedim. Bitirince bir daha güncellerim muhtemelen. Spoiler olabilir! Kitabın kapağına bakınca diyorsun ki kesinlikle karanlık fantastik bir kitap okuycam. Çok iyi bir şey geliyor gibi hissediyorsun. Bir de bir sürü farklı tür var. Evren inanılmaz iyi. Yok yani. Bir de Yazar yeni bir dünya yaratmak yerine bizim dünyamızda ankatıyor. Bu da çok ilginç geliyor. Farklı bi şeyler denemeye çalışılmış. Taktir ediyorsun ama bir harita olabilirdi. Kroki gibi. Yazar keşke üçüncü bir gözle yazmasaydı. Hikâye girmek zor oldu. Şimdi iki kız kardeş var. Anneleri öldürülüyor. Evin salonunda. Bunlar baya köklü bir aile. Ölüm Büyücüsüler. Medyum gibi ama büyücü/cadı arası bir şey. Faniler zümresinde en üstteler. Neyse. İki kız kardeş hemen cenaze işleriyle ilgeniyorlar. İçlerinde gram üzüntü yok. Annelerinin ölüm kaydını kalp krizi olarak geçirtiyorlar. Ya diyorsun bunlar mı öldürdü acaba. Yok yani. Bir de otopsi yapmak isteyen adama, bir sürü hakaret ediyorlar. Başlarından savuyorlar. Yasta yok. Yazar bu kısmı daha iyi aktarabilirdi. Çok hızlı her şey gerçekleşti. Hikâyeyi daha derin beklerdim. Karanlık ve kasvetli hava güzel olurdu. Bundan sonra diyorsun ki hani anneniz öldürülmüş hem de evinizde, suçluyu bulacaksınız. İz süreceksiniz. Napıyorlar kafeye gidiyor. Zaten küçük kardeş bir garip. Kafede arkadaşlarına rastlıyor. Biraz önce annesinin cenazesi yokmuş gibi eğlenip gülüyor. Dedikodu yapıyor. Bir de bu kardeşle bizim Ophelia'nın küçüklük hayalleri birlikte dünyayı gezmek. Bunlar evlerine gidiyorlar. Ev de dememek gerek. Köşkten daha büyük. Birgün sonra kapıya bankacılar geliyor. Evi, anneleri hipotek ettirmiş. Kişisel ihtiyaçlar için 35 bin dolar diyince. Fiyat algımı kaybettim. 35 bin dolar için ev mi hipotek etiririlir? 5 bin dolar da
1000Kitap
PhantasmaKaylie Smith · İndigo Kitap · 2026135 okunma
İçinde siyonizim ve bol bol tekrar olan o kitap
4/10
Kitabın konusu hayalet yazarlık yapan kızımızın kendi yazdığı kitaplardan birinin imza gününe katılması ve orada tanıştığı bir adamla yaşadığı tek gecelik ilişki üzerine başlıyor. Elbette bu adamla daha sonra tekrar tesadüfen karşılaşıyor ve olaylar gelişiyor. Temelde anksiyete, OKB gibi sorunlara ve bunların insanların hayatını ne kadar etkilediğine eğilen bir kitap. İçinde otuz yaş krizi, hani inanırsak basarirdik gibi çağımızın umutsuz toplumuna da göndermeler var ama bunlar o kadar basma kalıp ki okurken hadi abla dükkanın önünü kapatma diyesiniz geliyor. Bütün romantik kitaplar iç çekişmeler ve acabalar içerir ama hiçbir yazarın açık açık senden hoşlanıyorum diyen bir erkek karakter varken kadını hala şüphe içinde yazdığını görmedim. Bitmiyor. Seni seviyorum, sana bayılıyorum e hadi sevişelim tamam ama ya beni sevmiyorsa. Sürekli aynı noktaya dönüyor. Son 100 sayfanın en az 70'i gereksizdi. Kitabın iki ana karateri de yahudi. Bu elbette bir sorun değil. Sorun yazarın bu iki Yahudi karakteri ve tüm yahudi toplumunu adeta Venedik taciri deki şaylo gibi mağdur gösterme çabası. Efendim eğer hanuka hakkında yazarlarsa nefret mesajları alıyorlarmis, yok oynadıkları Noel filmine yedi kolullu şamdan koyarak inançlarına saygı gösteriyorlarmis. Aman yahudi olmak ne kadar zormus ve antisemitizm ne kadat kötüymüş. Sayın yazar biliyor musun Filistinli olmak daha zor. Çünkü senin gibiler onlara işkence ediyor. Para verip kitabı kesinlikle almayın asla verilen parayı hak etmez.
2026 Okuma Raporları
İş mi? Aşk mı?Rachel Lynn Solomon · Yabancı Yayınları · 202616 okunma
8/10
·352 syf.··
2026 44. kitabı
Chandler Cohen, bir hayalet yazardır. Ve hayalet yazarlığını yaptığı bir yazarın imza gününe gitmiştir. Ancak kadın onu tanımamış ve Chandler kendini gerçekten hayalet gibi hissetmiştir. Kitapevinin barında kendine küçük bir acıma partisi düzenlerken oradaki bir adamla konuşmaya başlamıştır. Chandler, adamla yemek yiyip eğlenirken, geceyi de onun kaldığı otelde bitirme kararı almışlardır. Ancak Chandler hayatının en kötü gecesini onunla geçirdiğine emindir. Ve otelden kaçarcasına gitmiştir. Ertesi gün ise bir kurt adam dizisiyle ünlenmiş oyuncu Finn Walsh'in anı kitabı için hayalet yazar olarak kendisiyle görüşmek istediğini öğrenmiş ve görüşmeye gitmiştir. Lakin Finn Walsh önceki geceyi beraber geçirdiği adamın ta kendisidir. Ve Finn, Chandler'ı beraber çalışmaya ikna etmiştir. Şimdi ise Chandler'ın profesyonelliğini koruyarak bu kitabı bitirmesi gerekmektedir. Ancak Finn'e vermeye başladığı yatak dersleri aralarındaki sınırları bulanıklaştırmaya başlayacaktır. Yazarın daha önce kalemiyle tanışma fırsatı bulmuştum ve yine çok severek okuduğum bir kitap oldu.Chandler yaptığı işi ve hayatını sevse de henüz kendini bulamamıştı.Ve Finn'inn hayatına girmesiyle işler bambaşka bir yere doğru gitmeye başladı.Finn ise dışarıdan göründüğünden daha farklı bir karakterdi.Hollywood'un zorlukları, arka planda ailesiyle yaşadıkları ve OKB ile nasıl mücadele etmek zorunda kaldığı kısımlara da değinilmişti.Ve Finn her şeye rağmen çok iyi yetiştirmişti kendisini.Bunlarla beraber utangaçlığı ile çok minnoştu.Tabi utanması kısımların olmasına engel değildi. Bir de kuzeni Noemie vardı ki aralarındaki dostluğu okumak çok güzeldi.Chandler ve Finn'in aralarındaki çekim, diyologlar ve ilişkileri çok güzel işlenmişti.Genel olarak keyif aldığım ve zaman zaman beni güldüren kitaplardan biri
İş mi? Aşk mı?Rachel Lynn Solomon · Yabancı Yayınları · 202616 okunma