İslam bize başımızı yastığa rahatlıkla koyup yatabileceğimiz şekilde geniş bir görüş açısı hediye etmiştir. Mesele yaşamı güzel görmek veya güzel göstermek değildir.
İRFAN
Hakk’ı buldum erene ermek ile Hakikati gördüm, göreri görmek ile…” Sonra gözlerime derin derin bakarak, “Sana icazet veriyorum, halkı irşat et” deyince; üzülerek yalvarmaya başladım: “Bana icazet vermeyin, ben o işi yapamam. Siz, bana müsaade edin; Yunus Emre yolunda hizmet etmeye devam edeyim” dedim. Mahmut Baba, “Aferin! Akıllı bir tercih yaptın. O zaman, Yunus’un Gönül Bahçesi’nde çiçek yetiştirip, onlara hizmet eden bir bahçıvan ol!” dedi. Her zamanki gibi bir yandan dostlarımla toplanıp sohbetlere devam ederken; diğer yandan da Mahmut Baba’yı ziyarete gidiyordum. Bir seferinde tam Mahmut Baba’nın elini öpeceğim sırada, “Her eli öpme; öpülecek eli görürsen, öp!” dedi. Söylenen bu büyük sözün hikmetini anlamaya çalışarak, “Peki Efendim!” dedim; ama öpülecek eli nasıl tanıyacağımı bilmiyordum. Bu söz aklıma geldikçe nasıl anlayacağımı düşünüyordum. Mahmut Baba’nın ziyaretine gittiğim bir gün, salonda biri tek başına oturuyordu. Ben de geçip bir köşeye oturdum. Salonda sadece ikimiz olduğumuz için o şahsa, hâl hatır sormak istedim; fakat nasıl soracağımı bilemedim. İçimden, “Siz ne işle iştigal ediyorsunuz?” demek geldi. Böyle sormak için; kendi başına dalgın bir şekilde oturan şahsa eğilmişim ki, aniden, benden önce davranıp, “Siz ne işle iştigal ediyorsunuz?” dedi. “Bu benden hızlıymış” diye düşünüp, elini öpmek istedim; ancak elini vermedi. O sırada içeriden Mahmut Baba geldi. “İrfan, bu el öpülecek eldi, anladın mı?” dedi. Ben de, “Evet” deyip tekrar elini öpmek istedim; fakat o şahıs yine elini vermedi. Sonra Mahmut Baba, kitaplıktan Niyazi-i Mısri divanını eline alarak oradan bir şiiri okumaya başladı. Niyazi-i Mısri, şiirde manevi kimliğini açıklıyordu. Mahmut Baba da, şiiri okurken, aslında kendini tarif ediyordu. O şahıs, sanki Mahmut Baba’nın niyetini
Sayfa 170 - Nefes·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Canım Aliye, Ruhum Filiz - Sabahattin Ali - Syf17
"Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku. Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz."
Sayfa 17·Kitabı okudu
Alıntı
Baş ağrısına iyi gelecek sure
Hazret-i Alî “kerremallahü vecheh” rivâyet eder. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri buyurdular ki; (Yâ Alî! Baş ağrısı seni râhatsız edecek kadar olursa, iki elini başın üzerine koyup, sûre-i Haşrın âhırini oku. "Lev enzelnâ” âyet-i kerîmesinden sonuna kadar oku.)
Sayfa 321·Kitabı okuyor
Kalbime evvela Eros’un oku saplanmıştı, şimdi de sevgilimin kazığı.
Sessizliğin içinde mevcudatın sesini dinlemek ne güzel. Her sesi bir zikir olarak kabul ediyorum. Fakat hakkıyla nasıl zikir ettiklerini tam bilemeyiz. Evet tüm mevcudat hal dili ile yaratıcısını yani Allah'ı binler dil ile zikrediyor ve ilan ediyor, O'ndan haber veriyorlar. "Gör, bak, oku." diyor. Ağaçların arasında süzülen rüzgarın sesi ve dalların hareketi ile çıkan hışırtı sesleri bir zikirdir. Kuşların cıvıldamaları bir zikirdir. Suyun akış sesini duyabilenler için bir zikir sesidir. Rabbini anlatan birer ilannamedirler. Kâinatın zikirlerini dinlemek insana huzur verir. Kalp bu zikirleri istiyor. Kalbimizi bu yola sevk etmek gerekiyor.