Hatıraların insanın içini acıttığı yaşlara gelmiş olmalıydı. Bir yaştan sonra hatıralar, iyi ya da kötü olmalarından bağımsız olarak, sahiplerine acı veriyorlardı. Sahi, o yaşlara bu kadar erken gelmiş olabilir miydi?
Gelgelelim, zihnim iyi-kötü hazır olsa bile, kendim hazır değildim henüz. Bunun yasası yoktur, olsa olsa o ana özgü bir açıklaması, gerekçesi ya da bahanesi sözkonusu olabilir. Eliniz 'dolu'dur, önceliği 'şimdi veremem' duygusu belirir içinizde.
Herkes yazışıyor, kimse konuşmuyor.
Bence insanların yazarak iletişim kurması, bu güne kadar yavaş çekimde ilerleyen evrimimizde bir sıçrama tahtası olabilir.