10/10
·96 syf.··
2026 52. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 23:46
"Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık." Dostoyevski !!!(Spoiler içerir, rahatsız olacak olanlar okumayabilir, ancak sonunu bilseniz de kesinlikle okumak isteyeceksiniz. ) Akakiy Akakiyeviç, Rusya'da silik, utangaç, kendi halinde işini çok iyi yapan,kimsesiz bir devlet memurudur. St.Peterspurg dondurucu derecede soğuktur ve Akakiy'in yalnızca bir paltosu vardır. Onu senelerce dikip, yamayıp giymiştir. Ama artık paltosu eskimiş, kullanılmaktan incelmiş, perişan bir hale gelmiştir. Terziye gider, ama terzi paltoyu onarmayı reddeder, çünkü palto çok kötü bir durumdadır. Ona yeni bir palto dikmeyi önerir. Ama Akakiy'in palto diktirecek parası yoktur. Yeni palto onun için servet değerindedir. Akakiy'in dünyası başına yıkılır. Aylarca düşünür, hesap yapar, o arada maaşına da zam gelince çok üşüdüğü için paltoyu diktirmeye karar verir. Terzi ona muhteşem bir palto diker, o kadar mutlu olmuştur ki hemen giyer ve işe gider. Arkadaşları bu duruma çok sevinirler. Yeni paltoyu giyip işe gittiği ilk gün meslektaşları onun onuruna bir parti verir. Akakiy, gece evine dönerken zorbalar tarafından önü kesilir ve yeni paltosu gasp edilir. Akakiy kahrolmuştur. Çalınan paltosunu bulmak için polise ve dönemin yüksek rütbeli bürokratlarına başvuran Akakiy, herkesten azar işitir ve hor görülür. Polis ,devlet memurları ve 'mühim insanlar' tarafından derdi küçük görülür. Bürokrasinin bu umursamazlığı ve soğuk hava karşısında ağır bir hastalığa yakalanan Akakiy Akakiyeviç hayatını kaybeder. Sonunda, ölen memurun hayaleti sokaklarda dolaşıp insanların paltolarını sırtlarından çalarak intikam almaya başlar. Burda hayalet, hortlak ve gerçeküstü kavramlar Gogol tarafından bilinçli yapılmıştır. Ezilen insanların görünmezliğinin dramını yazmıştır. Dönemin Rusya'sında alt sınıfın karşılaştığı
PaltoNikolay Gogol · Ayrıntı Yayınları · 201546,2bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2023 83. kitabı
‎Orhan Murat Bahtiyar’ın öykü evreni, hayatın dış çeperinde kalmış insanların iç seslerinden örülü bir ağdır. Etini Acıtmak, sadece bir öykü kitabı değil, aynı zamanda modern insanın, "yaşamak" ile "sadece nefes alıp vermek" arasındaki o ince çizgide nasıl yalpaladığının bir güncesidir. Bahtiyar, kitabın kapağında bizi oldukça sert bir ontolojik gerçekle karşılar: “İnsanlar ikiye değil, üçe ayrılıyor bence: Yaşayanlar, yaşamayanlar ve bir de kendine ait bir yaşam kuramayanlar.” Bu tasnif, eserin ruhunu ele veren bir anahtar gibidir. ‎ ‎"Yaşayanlar", hayatın ritmine uyum sağlayan, düşüşlerini ve yükselişlerini sahiplenenlerdir; "yaşamayanlar" ise bir şekilde varoluşun dışına düşmüş, ruhsal bir çekilme yaşamış olanlardır. Ancak yazarın asıl odak noktası, bu iki uç arasında sıkışıp kalmış olan "üçüncü tip"tir. ‎​"Kendine ait bir yaşam kuramayanlar", başkalarının arzularının, toplumsal beklentilerin ya da kaçırılmış fırsatların gölgesinde ömür tüketenlerdir. Onlar için hayat, kendi elleriyle inşa ettikleri bir yapı değil, başkalarının kurduğu bir senaryoda oynadıkları zoraki bir rolden ibarettir. Bahtiyar, bu karakterlerin içsel boşluğunu tarif ederken, insanın kendine yabancılaşmasını bir sızı gibi işler. Bu tipoloji, öykü boyunca karakterlerin neden sürekli bir "eksiklik" hissiyle boğuştuğunu, neden ellerindekiyle yetinemediklerini ve neden kendi hikayelerinin yazarı olamadıklarını anlamamızı sağlayan bir pusula işlevi görür. Yaşamın içinde aktif birer özne olanlar ile hayatın akışında sadece savrulanlar arasındaki o görünmez uçuruma işaret eder. ‎ ‎Toplumsal ahlakın ve vicdani pusulanın zayıfladığı bir çağda, karakterlerin kendi içlerine çekilişlerini okuruz: “Kimsenin hakkına girmedim, hayatta yalan konuşmadım; bana o yeter. İnsanın vicdanı rahat edecek... Yoksa illaki
Edebiyat
Etini AcıtmakOrhan Murat Bahtiyar · Doğan Kitap · 2022255 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·252 syf.··
2026 14. kitabı
Sıkı bir İskender Pala okuru olarak, yazarın her kitabına büyük bir heyecanla başlarım. Beni tarihin derinliklerinde gezdiren, o alışık olduğum heybetli tarzını çok sevdiğim için Akşam Yıldızı’nı da büyük bir merakla elime aldım. Üstelik konu Göbeklitepe olunca beklentim katbekat artmıştı. Ancak kitabı bitirdiğimde dürüst olmak gerekirse içimde biraz buruk bir tat kaldı. Yazarın diğer eserleriyle kıyasladığımda, bunun biraz hafif ve benim için şaşırtıcı derecede durağan kaldığını düşündüm. Akşam Yıldızı, Göbeklitepe’ye ve ilk çağ tarihine merakı olanlar için belki keyifli bir zaman geçirme kitabı olabilir. Ancak okumaya alışılmış İskender Pala tarzı beklentisiyle oturuyorsanız, hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz..
Akşam Yıldızıİskender Pala · Kapı Yayınları · 20208,1bin okunma
Bataklık
7/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 96. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:48
Roman, gelişim çağında okuduğu romantizm akımıyla yazılmış kitaplardan etkilenen Emma’nın başından geçenleri anlatır. Emma, evlendikten sonra hayatını romanlardaki lüks yaşam ve kusursuz aşk beklentisiyle sürdürmek ister. Gerçeği hayallerine uydurmaya çalıştıkça boşluğun içinde savrulur ve yalanların arkasına saklanarak başına türlü işler açar. Ona göre Charles; yeteneksiz, tutkusuz ve beklentilerini karşılayamayan bir adamdır. Charles iyi niyetli olsa da Emma’nın dünyasına hitap edemez. Ben, Emma’nın Charles’a bir an için gerçekten aşık olduğunu ve her şey için pişmanlık duyduğunu düşünüyorum; ancak okuyanlar bu anı yakalayacaktır. ​Yazar; mekânları, kıyafetleri ve özellikle o günün eşyalarını detaylı bir şekilde betimler öyle ki çoğu boğucu ortam daha iyi hissedilir. ​Kişinin kendisini olduğundan daha önemli görmesinin, gerçeklik temeline dayanmadığı sürece hastalıklı bir düşünce yapısı olduğunu vurgular. Elde edilmesi mümkün olmayan şeylere karşı duyulan hırs, insanı olmadık heyecanlara sürükleyip hayatını felakete götürür. ​Yazar, hikâye içerisinde dinin ve burjuvazinin çıkarcılığını sert bir şekilde eleştirir; eczacı ile papazın galibi olmayan kavgaları buna örnektir. Dünyada dürüst veya romantik olanlar değil, sistemi kendi çıkarları için kullanan eczacı gibi insanlar kazanan taraftadır.
1000Kitap
Madam BovaryGustave Flaubert · Alfa Yayınları · 201840,8bin okunma
10/10
·180 syf.··
2026 6. kitabı
İlk kitabın finalinden sonra merakla hemen ikinci kitaba başlamıştım. Bugünde sizlere Kozmos serisinin ikinci kitabı hakkındaki düşüncelerimi söyleyeceğim. Öncelikle 2. Kitapta kaos uygulamasıyla alakalı daha fazla bilgi öğrenmiş olmak çok hoşuma gitti. Yazar özellikle Kaos’un nasıl kurulup amacının ne olduğunu olay örgüsünün içerisine çok güzel bir şekilde işlemişti. Özellikle bu bilgileri öğrenirken bir yandan Ana erkek karakterlerimiz diyebileceğimiz (Arın, Mete, Dora, Uzay, Kutay, Berk ve Demir’den bahsediyorum૮₍ ´ ꒳ `₎ა) yedi erkek karakterin neler yaptığını bu uygulamada nasıl oyunlar oynadığınıda flashback sahneleriyle okumak aşırı ilgimi çekti. Umarım ilerki kitaplarda da böyle flashback sahneleri olur. Olay örgüsünde özellikle Toprak’ın gözünden okusakta Melina ile sahnelerinin olması ve bu sahneler sayesinde Melina’nın düşüncelerini, anılarını okuyabilmek benim çok hoşuma gitti. Ayrıca kısacıkta olsa Toprakla sahnesi olmasıda çok güzeldi. Ben çok çok inanmaya başladım birbirlerine iyi geleceklerini^^ Fakat bu noktada ortada olan hoşlantı durumları çok çok zıt ve tehlikeli durumda. Toprak abisi Arın ile Elsa’yı seviyorlar. Elsa aylardır yurt dışında yaşıyordu fakat bu kitapta geri dönüyor. Kendisinin daha önceden Arın ile bir geçmişi olmuş ve anladığım üzere Arını unutmak için geldiği gibi Toprakla yakınlaşmaya çalışıyor. Açıkçası bana en baştan ber hiç iyi birisi gibi hissettirmedi. Toprak’a karşı tutumuda hiç içime sinmedi. Arın’ında Elsaya olan hislerinin geçtiğini çok fazla düşünmüyorum bu yüzden bu aralarında yaşanan aşk üçgeni tamamen bir yıkıma yol açıcakmış gibi hissediyorum. Umarım gerçekten iyi olanlar çok yara almadan olur her şey. ⚞(⸝⸝>⸝⸝<⸝⸝)⚟ Birazcık Toprak’ın gözünden okumayı anlatıcak olursam. Melina’nın anlatımından okurkende seveceğimi
Kozmos 2Büşra Yılmaz · Epsilon Yayınevi · 2025122 okunma
Puan vermedi·206 syf.··
2018 118. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2018 00:00
#göz daha önce okuduğum kitaplarından biraz farklıydı. 1200 sayfalık kitaplarına alışkın olunca "bunun 1000 sayfasını yazmayı unutmuş" dediğim doğrudur :) 200 sayfalık kitabın ilk 100 sayfası, alınan ifadeler ya da kitaptan alıntı yapmışcasına yazılmış. Bazı alıntı şeklinde yazıların aniden kesilip başka yerden devam etmesine kızdığım da doğrudur. İlk yüz, merak ve beklenti içinde geçerken, ikinci yüz gerilimle geçti. Alıştığım King kadar değildi tabi, sebebiyse en başta söylediğim gibi ilk kitabı oluşundan muhtemelen. Yeni başlayacak olanlar deneyebilir rahatlıkla. Beni daha çok kendimden geçirmesi lazım. Özetle, sınıf arkadaşlarının ucube olarak gördüğü bir başrol karakterimiz var. Çünkü bu karakterin dini saplantıları olan bir annesi ve özel bir yeteneği var. Ama gelin görün ki o caanım özel yetenek, onca hakarete, aşağılamaya, hor görülmeye dayandıktan sonra içinde büyüyerek bir silaha dönüşüyor. Kitabı sevdim mi evet sevdim... Keyifli okumalarınız daim olsun...
GözStephen King · Altın Kitaplar · 20238,2bin okunma