Kötü biri olamamak bir yana, herhangi bir şey olmayı da beceremedim: Ne kötü ne iyi, ne alçak ne namuslu, ne kahraman ne de haşerenin biriyim. Şimdi bir yandan köşemde pinekliyor, bir yandan da acı, faydasız bir teselliyle avunuyorum: Zeki insanlar asla bir baltaya sap olamaz, olanlar yalnızca aptallardır.
Kavramsal olarak bakıldığında, zihinsel özürlü olanlar, sakat gibi görünüyor olsalar da somut ve sembolik anlama kabiliyetleri herhangi normal bir insan ile eşit düzeyde olabilir. (İşte bu hem bilim hem romantizmdir.) Bu durumu en iyi Kierkegaard'ın ölüm döşeğindeyken yazdığı sözler anlatır. "Sen yalın insan," der, benim de buraya özetle alıntıladığım eserinde: "Kutsal kitaplardaki sembolizm, sonsuz ölçüde engindir... Ama bu düşünsel bir enginlik değildir; insanlar arası zeka farklılıklarıyla da bir ilgileri yoktur ... Onlar herkes içindir ... Her insanın sahip olduğu o sonsuz enginliğe hitap etmek için ...
Kişi, anahtarı kilide sokamayacak kadar akılsız olabilir. Hareketle ilgili Newton'un kanunlarını anlamak şöyle dursun, düşünsel kapasitesi dünyayı tamamıyla kavramlar olarak yorumlayamayacak kadar düşük olabilir. Ama yine aynı kişi, dünyayı somut olarak, sembollerle anlamada tamamıyla yetkin olabilir. Zeka özürlülerin bu özellikleri, neredeyse, yüceltilmiş olan bu öteki yüzleridir.