Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Herkes savaşa girme kararını kendi verseydi, hiç savaş olmazdı." [c.1,s.48]
Bir kişiyi öldürene katil, bin kişiyi öldürene kahraman diyoruz. Peki o bin kişiyi öldüren bir kişiyi öldürene ne derdik? Katil mi, kahraman mı?
"Sanki tüm insanlık sevgiyi öğütleyen Yüce Yaratıcı'nın kanunlarını unutmuş, birbirini öldürme sanatının özelliklerini sahiplenmiş." [c.1,s.119]
Savaş ve Barış (2 Cilt Takım), bu bir roman değil, bir poem değil, bir vakayiname hiç değil! Bu bir panaromadır. İnsanlığın panaroması! Öyle ya, yeryüzündeki her şey insan ehliyle meydana gelir. Lev Tolstoy, burada Napoleon Bonaparte'ın, Rus seferini perde arkasına koyarak insanlık dersi vermiştir âdeta. Evet söz konusu fiilen gerçekleşen bir savaş. E her savaş gibi bir de sonucu olmalı değil mi? Elbette her savaşın bir sonucu var. Bir taraf kazanır bir taraf kaybeder. Peki ya her iki taraf, fiilen gerçekleşmiş savaşın sonucu dışında ne kazanır, ne kaybeder? Savaş; devletler, milletler, toprak sahipleri arasında, eline mühimmat alarak dövüşmekle mi olur bir tek?
İşte bu noktada başlıyor insanlık dersi. Tolstoy'a göre; her insanın hayatta birçok savaşı ve mücadelesi vardır. En çok da kendimizle bir savaş halindeyiz. Dolayısıyla Tolstoy burada, Fransa-Rusya savaşı ekseninde; savaşan, yöneten, savaşta olmayan herkesin hayatına dokunmuş ve derin bir psikanaliz yapmıştır. Aristokrat ve dejenere kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerini derin tahliller ile işlemiş ve bize mükemmel anekdotlar ile şu mesajı vermektedir,
"Yaşıyorsan, yaşamana bak: Yarın öleceksin, benim bir saat önce ölmüş olabileceğim gibi. Ve insan yaşamı sonsuzlukla karşılaştırıldığında sadece bir an olduğuna göre onu da zehir etmeye değer mi?" [c.1,s.475]
Ben de diyorum ki, Tolstoy haklı. Bizim
Tolstoy ile bir çoğumuz, okul yıllarından öğretmenlerimizin ödev verdiği ‘İnsan Ne ile Yaşar’ kitabı sayesinde tanımışızdır. Ondan beri de kendime yakın hissettiğim, sevdiğim yazarlardandır. Birkaç kitabını okuduktan sonra, sevgili Öznur’un sayesinde Savaş ve Barış’a topyekün cesaret etmiş olduk.
Kitabın konusu; adından da belli olduğu üzere, Rusya ile Fransa arasında geçen bir savaşı ele alıyor. Savaşın, toplumları / iktidarları; sosyal, ekonomik ve psikolojik olarak nasıl etkilediğini görüyoruz. 1800 sayfa kitabı bu kadar basit özetleyemeyiz.Benim de böyle bir niyetim yok zaten.O yüzden, genel bir bakış açısıyla incelemek istedim.
Tolstoy, Kırım gazisidir. Bu kitabı yazarken kendi tecrübelerinden ve yerli / yabancı arşivlerden faydalanmıştır. Ayrıca Savaş ve Barış kitabı 1865 - 1867 yılları arasında, Rusya’nın ‘Rus Haberci’ gazetesinde, dizi hâlinde ‘On yıl 1805’ adıyla yayınlanmıştır. Yazar, Bizim iki cilt okuduğumuz bu kitabı, İki yıl gibi kısa bir sürede yazabilirken, yine kendi kitabı olan Hacı Murat (1896-1904) için ise sekiz yıl beklemiştır. İki yıla, her yönden bilgilendirmeye sahip, düşündürücü bir kitabı sığdırmak, gerçekten muazzam bir olay.
Kitabın dili betimlemelerle süslü, konteslerin elbisesindeki detaylardan tutun, yüz ifadelerindeki en ince ayrıntıyı rahatlıkla gözünüzde canlandırabiliyorsunuz. Kendi açımdan bu durumun, beni yavaşlattığını ve yer yer yorduğunu söyleyebilirim.Bu kadar ayrıntılı bir kitabın, neden dizisini yok diye düşünürken; BBC tarafından ‘War and Peace’ adında dizisinin yapıldığını öğrendim.Dizi için; bazıları kitaptan uzaklaştığını söylerken, bazıları da başarılı bulduğunu belirtmiş.
Bir diğer nokta; metinlerde bir sürü Fransızca cümle kullanılması. Sayfalarca dipnot okuyorsunuz. Dönemin ruhunu, hissetmemiz açısından bu şekilde