9/10
·559 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 08:32
Ne okudum ben yaa size kitabın güzelliğinden bahsetmeye kalkissam inanın günler ve aylar geçer etkisinin hemen solmayacağı bir baş yapittan bahsetmek istiyorum Victor Hugo 'nun meşhur romanı Notre Dame'ın Kamburu yazar olayları ve kişileri o kadar muaazzam bir şekilde kurgulanmış ki ağzım kulaklarımda okudum kitabı şaşırdığım ne çok şey oldu. Kitabı Quasimodo ve Esmeralda için okumaya başlasak da, Hugo bu romanı aslında Notre-Dame Katedrali’ni yıkılmaktan kurtarmak ve Gotik mimariye dikkat çekmek için yazmıştır. Bunu öğrenince çok şaşırdım Roman boyunca katedral karakterlerin sığındığı canlı nefes alan ve toplumu çevreleyen bir merkez adeta bir karakter gibi sunuluyor Hugo sürekli o katedralden bahsetmesi onun daha ilgi duyulması ve yıkılmaması için yazmış bu romanı ki başarmışta. Güzellik ve Çirkinlik Quasimodo Dışarıdan bakıldığında bir canavar kadar çirkin ve ürkütücü, ancak içi bir o kadar saf, sadık ve sevgi dolu ve ben onu çok sevdim herşeyin güzellik olmadığını ben bir kez daha Quasimoda öğrendim onun öyle güzel yüreği vardı ki ama kimse görmüyordu yada görmek istemiyorlardı. Sen o insanlarin arasinda dışlanmış olsanda biz okurların gönlünde taht kurdun. Esmeralda Fiziksel olarak kusursuz bir güzelliğe ve merhamete sahiptir, ancak toplumun gözünde lanetli bir çingeneydi. Ve bence bencil phebus diye diye ömrümü çürüttü karakter olarak sevdim ama işte ne bilim onu seveni seçmek varken nedir bu inat anlamadım yani esmeralda ve keçisi sokaklarda birlikte dans ederek eğlenirrdi ve güzelliğiyle herkesi kıskandıracak türden bir çingene kızıydı. Claude Frollo Saygın bir din adamı ancak içindeki bastırılmış tutku ve saplantı onu bir canavara dönüştürdü Onun istekleri ve arzuları bütün parisi ateşe vermek oldu insanları kışkırtıcı bir şekilde ayaklanmalarına neden oldu iyimi yaptı
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma
10/10
·1062 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
124 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2025 00:00
Lev Tolstoy, bu kitabı yazarken hizmetçisine benim odama girme kapıda yemeği bırak ve git çok acil bir şey olursa kapıyı çalarsın demiş. Hizmetçi de korkmuş ve kapıyı hiç çalmamış. Tolstoy, hizmetçinin sabah verdiği yemeği yememiş, öğlen verdiği yemeği de yememiş böyle olunca da hizmetçi bir şey olduğunu düşünüp kapıyı çalmış ama sakın buraya girme dediği için açmaya cesaret edememiş. Sonrasında hizmetçi kadın ben endişeleniyorum galiba bir şey oldu siz bakabilir misiniz diye akrabalarına haber vermiş. Tabi akrabaları bir telaş kapıyı açıp içeri giriyorlar, bakıyorlar Tolstoy saatlerce yememiş içmemiş baygın halde, cenin pozisyonunda yerde yatıyor. Ne oldu diye sorduklarında Tolstoy "Anna Karenina öldü!" demiş. İşte bu kadar yaşanarak, hissedilerek yazılmış bir kitab Anna Karenina Anna Karenina yazmadan önce Tolstoy başka bir eser üzerinde çalışıyormuş. Ancak bir arkadaşına yazdığı mektupta, işinin zorluğundan yakınıp duruyordu. Bu noktada Tolstoy'un komşusu, kocasının başka bir kadınla ilişki içinde olduğunu ve onunla evlenmek istediğini öğrenerek kendini trenin altına atıyor. Bunu duyan Tolstoy, hikayeyi ayrıntılı olarak incelemeye başlamış ve kafasında bir kadının hayatını kurmaya, ölümüne neden olan nedenleri netleştirmek üzerine çalıştı.Yani Anna Karenina'yı yazamak için böyle ilham aldı... Romanda 7 ana karakter var. Stephan+Doli, Levin+Kiti, Anna Karenina + Kont Vronski, ve Aleksey Aleksandroviç. Bence Anna Karenina tam aşk romanı değil bu karakterlerin hayatına baktığımızda anlaşılıyor.. Romanda en sevdiğim bende etki yaratan 4 ana karakter hakkında düşüncelerimi paylaşacağım.. Anna Karenina hakkında düşüncelerim Kitabı okudukça en merak ettiğim karakter Anna Karenina'ydı her seferinde.. Anna öyle bir karakterki kimse onu yargılayamaz, Tolstoy bile yargılamamış.. Sevdiyim, hayran
Alıntı
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yaşama Uğraşı İncelemesi
7/10
·479 syf.··
2025 27. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2025 14:40
Cesare Pavese neden intihar etti? a) Amaçladığı hedeflere ulaşamayacağı için b) Sevdiği kadından ayrıldığı için c) İtalya’nın durumunda memnun olmadığı ve düzeleceğine dair herhangi bir umudu olmadığı için d) Kendi ölüm şeklini kendisi seçmek istediği için e) Yalnızlıktan sıkıldığı için f) Koyduğu hedeflerine tamamen ulaşmasından dolayı düştüğü boşluk yüzünden Bu saydıklarımın hepsinin de bir parça etkisi olabilir. Zira insanı kendi canını almayan iten güdünün tek bir motivasyonu olduğunu ya da olabileceğini düşünmüyorum. Özellikle Cesare Pavese ’nin yaşadığı dönemki İtalya’yı değerlendirmemiz lazım ilk olarak. Bildiğiniz gibi faşistler Mussolini önderliğinde 1922 yılında iktidarı aldı. Cesare Pavese henüz 14 yaşındayken… Cesare Pavese faşist rejimin iktidar olduğu bir dönemde büyüdü diyebiliriz. Sadece faşist rejim değildi sıkıntı. İtalya kalabalık bir nüfus ile dar bir coğrafyaya sıkışmış durumdaydı. Nüfus artış hızı Avrupa’nın en yüksek ilkesiydi ancak toprakları o denli geniş değildi. Bu sebeple yeni dünya Amerika’ya büyük bir göç başladı. İrlandalılarla birlikte o dönemde Amerika’ya (sadece Amerika değil Arjantin’e de büyük bir göç söz konusu) en çok göç eden millet İtalyanlardı. Çok geçmeden 2. Dünya Savaşı’nın patlaması ve İtalya’nın bu savaşa dahil olması halkın sıkıntılarının katmerlenmesine yol açtı. Pavese’nin günlükleri bu sıkıntılı dönemde kaleme alınmış yani 1935-1950 arası. Cesare Pavese günlüğüne başlamadan önceki sene anti faşist olması sebebiyle hapis yatmıştır. Ancak günlüklerinde birçok şeye değinse de siyaset bu konulardan biri değildir. Nerdeyse tek bir kelam etmemiştir ne siyasetle ne de faşist iktidarla ilgili. Korktuğu için mi yoksa bıktığı için mi hiç bu konulara girmedi bilemiyorum. Ama bu denli çalkantılı bir dönemde siyasete karışmamak bana çok ilginç geldi. Bu arada
Anı-Mektup-Günlük
Yaşama UğraşıCesare Pavese · Can Yayınları · 20212,596 okunma
Spoiler içerir!!!!! (En uzun incelemeyi okumaya hazır olun)
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2025 22:39
--- "Bir rivayete göre, Hükümdar Timur avuçlarının içinde pıhtılaşmış kanla dünyaya gelmiştir. Kâhinler, bu kanı iki şekilde yorumlamıştır: Ya çok kan dökecektir ya da zamanın hâkimi olacaktır. Ama her hâlükârda girdiği her savaşı kazanacaktır. Bu kâhinlerden en ulusu, babasına doğar doğmaz onu öldürmesini söyler. Aksi hâlde çok kan dökeceğini, dünyanın sonunu getireceğini kesin bir dille rivayet eder. Masum bir bebeğin avucundaki kan, uğursuzluk demektir." Kitap bu efsaneyle başlıyor. Şehrazat, Kadir Tönge adında bir adamla evlenmişti yıllar önce. Kibar, naif bir tarih öğretmeniydi. İlk görüşte aşk değildi belki ama tanıdıkça sindirmişti onu gönlüne. Şehrazat’ın ailesi, Rize’nin köklü ailelerinden biriydi. Bu evliliğe karşı çıkmış, onu kendilerine uygun gördükleri başka bir damat adayıyla evlendirmek istemişlerdi. Fakat Şehrazat bir an bile düşünmeden gönlünün sevdiğine kaçmıştı. Yıllarca bundan pişmanlık duymadı. Kadir’le adeta bulutların üzerindeydi. Bir kızları olmuştu. Kadir öğretmenliğe devam ederken o, büyük bir hevesle kızıyla oynuyor, şarkılar söylüyor, akşamları eşiyle gülüp eğleniyordu. Sevginin kopmaz bağıyla ailesine daha da bağlanıyordu. Sonra birdenbire, ne olduğunu anlamadan her şey değişti. Kadir içmeye başladı. O şeyi ağzına sürdüğünde içinden çıkan kişi, Şehrazat’ın sevdiği, tanıdığı adamdan tamamen farklıydı. Söz vermişti içmeyeceğine ama her defasında devam etti. Sorunlar büyüdü. Kızı Güldeste’ye dokunmasına asla izin vermezdi Şehrazat, ama kendi üzerinde ne hükmü vardı ne de gücü. Yüzüne bir darbe yerdi. Ertesi gün Kadir ağlayarak ayaklarına kapanıp özür dilediğinde, sessizce kabul ederdi. Kolları morarırdı. Ertesi gün Kadir yine ağlayarak özür dilediğinde sessizce kabul ederdi. Dudağı patlardı. Yine özrü kabul ederdi. Severdi kocasını. Bazen
1000Kitap
Bülbül Kapanı ILoresima · Ephesus Yayınları · 20243,697 okunma
Spoiler İçerebilir
Puan vermedi·250 syf.··
2024 19. kitabı
Kısacık masal tadında bir öykü. Anlamlı, alışılmış bir hikaye. Düşünüyorum da bazen insan kendi acı çekmeyi sırtlanarak başkalarını bu acıdan korumuş olur. Hayatta kimin acısını seçmek daha doğru? Kendini feda mı edersin, kurtarır mısın? Kurtulmak da doğru ifade değil. Acı çekmek mi, vicdan azabı mı? Hikayemizde daha farklı tabii. Sütanne kendi çocuğunu feda ederek kral olacak bebeği kurtarır. Bu Vatan sevgisi aslında. Tarihte bir çok savaşta oğlunu cepheye gönderip gözü yaşlı bekleyen, ölümünü duyunca "Vatan sağolsun" diyen çok anne baba var. Bu insanın kişisel hayatından daha yüksekte tuttuğu değerleri gösterir. Kendi yaşamından, ailesinde, sahip olabileceği bir çok şeyden bir amaç için, bir ideal, bir fikir, bir ulus, kurtuluş için vazgeçen sayısız insan var.
SütanneEça De Queiróz · Fihrist Kitap · 202426 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2024 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2024 18:40
Napolyon’dan sonra Fransa tahtına oturtulan 18. Louis’in yönetimi 1824’e kadar sürdü. Napolyon ile sekteye uğrayan Fransız devrimi 1 dereceye kadar tekrar eski anlamını kazandı. Anayasal meşruti bir rejim kuruldu iki mecliste bir yaşama sistemi kabul edildi. Ancak meclislere seçilmek ve seçmek için mal ve mülk üzerinde vergi vermek gerekiyordu. Üstelik Ayan Meclisi’nin üyelerine kral seçmekteydi. Böylece kurulan sistem burjuvaziye olanak sağlamakta ve asillerin ve soyluların eline geçmişti. Bu koşullar altında kral kısa bir süre içinde tekrar mutlak yönetimi seçti özgürlükleri kısıtladı başına sansür koydu üniversiteleri denetim altına aldı 1830’daki ikinci devrime kadar Paris sokakları bir çok kanlı ayaklanmaya şahit oldu. Giyotin’le yapılan idam cezası halka açık bir şekilde gösteri gibi sunuluyordu. İşte kitap da öyle bir ortamda yazıldı. Kitabın başında yazarın 1832’de üçüncü baskıda kitaba eklediği uzun bir önsözü var. Uzun uzun ve detaylıca idam cezasının insanlık dışı olduğunu ve niçin kaldırılması gerektiğini anlatmış. Bu yüzden Fransa’da Mecliste ve Hukuk çevrelerince karşılaştığı tepkilerden söz ediyor. İkinci bölümde bununla ilgili kısa bir tiyatro oyunu bile var. İdam cezasının bir vahşet olduğu anlatıyor. Bazı idam cezalarının gerçekleştirilmeye çalışılırken mahkuma yapılan eziyetlerden söz ediliyor. Örneğin Giyotin’in kullanım amaçının hızlı ve acısız bir ölüm olduğunu biliyorduk. Yazar bir çok başarısız idam sahnesinden örnekler veriyor. Verdiği örneklerden birinde defalarca kaldırıp indirilmesine rağmen kesmeyen ve idam mahkumunun neredeyse boynunun yarısı kesik halde kendisini öldürmeleri için yalvardığı bir idam cezası var. En ince ayrıntısına kadar anlattı bu sahneler idam cezasının kaldırılması için okuyucuya sunulmuş ikna çabaları. Bir çok
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,6bin okunma