Söylesene,” dedi, “sence sefil haldeki biri mi, yoksa mutlu biri mi daha iyi adaklar adar?”
“Mutlu biri elbette.”
“Yanlış,” dedi. “Mutlu biri kendi hayatıyla meşguldür. Kimseye minnet borcu olmadığını düşünür. Ama onu soğuktan titret, karısını öldür, çocuğunu sakat bırak, o zaman dualarını duyarsın. Sana kar beyazı bir süt danası alabilmek için ailesini bir ay aç bırakır. Parası yeterse yüz tane alır.”
“İyi ama,” dedim, “eninde sonunda onu ödüllendirmen gerekmez mi? Yoksa adak sunmayı bırakır.”
“Ah, ne kadar uzun süre devam edeceğini bilsen şaşırırsın. Ama evet, sonunda en iyisi ona bir şey vermektir. O zaman yeniden mutlu olur. Sen de baştan başlayabilirsin.”
“Demek Olymposlular günlerini böyle geçiriyor. İnsanları sefil etmenin yollarına kafa yorarak.”
“Dürüstlük taslamanın gereği yok,” dedi. “Baban bu işte herkesten iyi. Bir inek daha alacaksa koca bir köyü yakıp yıkar.”
Babamın dolup taşan sunaklarıyla içimden kaç kere böbürlenmiştim? Hermes yanaklarımdaki kızarıklığı görmesin diye kadehimi kaldırıp içtim.
Kudretli Olymposlular arasında hiçbir kavgaya ve olaya karışmayan tek isimdir Hestia. Tanrıların, Titanların ve daha birçoğunun kendisiyle birlikte olma isteklerine, Artemis ve Athena gibi, karşı koymuş ve onları her zaman geri çevirmiştir; çünkü Kronos'un tahttan indirilişinden sonra Apollon ve Poseidon birbirine rakip talipler olarak Tanrıça'nın önüne çıktıklarında, Hestia, sonsuza dek bir bakire olarak kalacağına Zeus'un başı üzerine yemin
etmişti.
Davalarda genellikle davacı olarak ortaya çıkmasına rağmen yalnızca bir keresinde, Olymposlular onu Poseidon'un oğlu Halirrhotios'u kasten öldürmek suçundan yargıladıklarında davalı olarak mahkemeye çıkmıştı. Savaş tanrısı, savunmasında, Kekrops Evi'nden olan kızı Alkippe'ye zorla sahip olurken Hallirrhotios'u gördüğünü ve
kızını kurtarmak için onu öldürdüğünü anlattı. Cinayete, kendisinden ve doğal olarak babasının anlattıklarını doğrulayan kızı Alkippe' den başka hiç kimse şahit olmadığından mahkeme onu beraat ettirdi. Bu, bir cinayet davasında yapılan ilk duruşmaydı ve ondan sonraki duruşmaların yapıldığı bu tepeye hala taşıdığı Areiopagosı adı verildi.
HESİODOS İŞLER VE GÜNLER Pandora Efsanesi (42-105. dizeler) Tanrılar yer altına gizlemiş besinleri.
Yoksa insan bir gün çalışıp rızkını sağlar, Sonra bir yıl sırtüstü yatardı, asar bırakırdı sabanını
Pandora demek bütün tanrıların armağanı demekti,
çünkü bütün Olympos’lular insanların başına bela etmişti onu.
Tanrıların babası kurunca bu düzeni,
Epimetheus’a gönderdi Pandora’yı
kılavuz tanrı Hermeias’la.
Epimetheus unuttu Prometheus’un dediğini:
Zeus’tan armağan alma demişti ona Prometheus,
alırsan, ölümlüleri derde sokarsın demişti.
Armağanı aldı ve alınca anladı
başına bela aldığını.
Eskiden insanoğulları bu dünyada dertlerden, kaygılardan uzak yaşarlardı,
bilmezlerdi ölüm getiren hastalıkları.
Pandora açınca kutunun kapağını,
dağıttı insanlara acıları, dertleri.
Bir tek Umut kaldı dışarı çıkmadık
kapağı açılan dert kutusundan.
Umut tam çıkacakken Pandora kapamıştı kapağı,
böyle istemişti bulutları devşiren Zeus.
O gün bugündür insanların başı dertte