Artık insan kurulu bir makina gibi yeri ve zamanı geldiğinde yapacağı işleri, nedenliğini ve niçinliğini dikkate almadan uygulamaktadır. Uzun bir süre sonra da bu robot davranışlar insanın dış ve iç dünyâsında saltanat kurarak düzeltilmesi kolay kolay mümkün olmayan Tabu’lara dönüşmektedir. İnsanlık bir yandan “dışındaki puthâneleri yerle bir etmenin bahtiyarlığını kutlarken, onları iç dünyâsında daha ihtişamlı bir biçimde kurmanın azabına yakalanmış” gözükmektedir.
Ama ne fark eder? Onurumuzu avukatlara, çocuklarımızı uzmanlara, topraklarımızı makinelere bıraktığımızdan; bizi korusun diye atımızı ve silahımızı teslim edip devlete sığındığımızdan beri ne kaldı geriye? Kendisini korumaktan, yaşatmaktan aciz, geleceğin kulları olan bizler için...
Sevginin olmadığı yerde kalabalık, insanı yalnızlıktan kurtarmaz, çevredeki yüzler bir resim galerisindekinden öteye geçmez, konuşmalar bir zilin çınlaması gibi kalır.