Mutluluk; define gibi bir tesadüf kazması darbesiyle bulunuveren bir nimet değildir. O ne şanstır, ne mirastır, ne piyangodur, ne mevkidir ne de servettir. Mutluluk, gayretle ve irademizin kuvvetiyle ele geçirebileceğimiz bir kaledir.
mutluluk tamamıyla gönül işidir. Ve içimizdedir. Onu kendi içimizden başka bir yerde sanıp aramak ve mutluluğu sırf servet, güç ve şöhrette görmek çölde serabı su zannetmektir.
Yaşayan bu gezegen biziz, Sofi! Evrende yanan bir güneşin etrafında gezinen bu büyük gemi biziz. Her birimiz de aynı zamanda yaşamın içinde yüzen, genlerle yüklü bir gemiyiz. Yükümüzü bir sonraki limana bıraktığımızda boşa yaşamamışız demektir...
Felsefeye meraklıysanız ve tam olarak nereden başlamanız konusunda bir fikriniz yoksa başlangıç yapmak için kullanabileceğiniz çok güzel bir kitap.
Kitapta insanların felsefi düşünüş öncesinden yani mitler den başlayarak bugüne kadarki çok önemli olan filozofları ve felsefi düşüncelerini akıcı bir roman şeklinde okuyucuya aktarıyor.
Kitap hakkında söylenecek çok şey var ama en iyisi kendinizin kitabı okuyup deneyimlemeniz olacaktır söyleyeceklerimi kitaptan bir alıntı ile bitireyim
Yani tüm soru "olmak ya da olmamak" değildir. Soru aynı zamanda ne olduğumuzdur. Gerçekten et ve kemikten oluşmuş insanlar mıyız? Dünyamız gerçek şeylerden mi oluşuyor, yoksa akıl mı bizi çevreleyen?