Albay kendini üzgün hissetti.
"Bir yetimin ayakkabılarına benziyorlar," diye itiraz etti."Ne zaman onları giysem kendimi yetimhane kaçağı gibi hissediyorum."
"Biz de oğlumuzun yetimleriyiz," dedi kadın.
Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.
Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir... Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahlüku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördugümüz bir peynirin evsafi hakkında söz söylemekten kaçtıgınız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz?
Ufak tefek adamın ne güzel bir mesleği olduğunu şimdi anladımız mı, küçük okurlarım? Çok temiz, güven veren bir yüzü olan bu pis canavar, ara sıra arabasıyla dünyayı dolaşmaya çıkıyor; sözler verip diller dökerek, kitaplardan ve okullardan hoşlanmayan bütün tembel çocukları topluyor; sonra da hepsini arabasına doldurup bütün vakitlerini oyunla, şamatayla, eğlenceyle geçirmeleri için "Oyuncaklar Ülkesi'ne götürüyordu. Bu zavallı aldatılmış çocuklar, vakitlerini hiç okumadan, çalışmadan, yalnızca oyunla geçire geçire eşekleşince, son derece sevinçli ve hoşnut, onlara el koyuyor ve götürüp panayırlarda, pazarlarda satıyorduları. Bu yoldan birkaç yıl içinde çok para kazanmış, iyice zengin olmuştu.