Zorba: İnsanları rahat bırak, patron, gözlerini açma! Çünkü açarsan ne görürler? Ellerinin körünü! Onun için bırak, kapalı kalsınlar da, hayal göredursunlar!
Ancak , gözlerini açtıkları zaman onlara gösterecek daha iyi bir dünyaya sahip olasın… Böyle bir dünyaya sahip misin?
Aleksi Zorba diye bir karakter gerçekten var mıydı okurken çok merak ettim. Kazancakis’in kızı merakımı giderdi, verdiği bir röportajda Aleksi Zorba’nın yaşadığını ve babasının hayatında büyük rol oynadığını belirtmiş.
Kazancakis’in mezar taşında yazılı olanlar, Aleksi Zorba’nın ağzından dökülmüş yazgı sözcüklerini andırıyormuş: “ Hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm.”
Sert tanıdığım Zorba’nın mektuptaki şu cümleleri beni gerçekten etkiledi, içim sızladı, üzüldüm.
“ Ölüm bir şey değildir, bir püfff! Ve mum sönüverir; ama ihtiyarlık… büyük ayıp bence.
İhtiyar olduğumu açık açık söylemeyi ve kimsenin ihtiyarladığımı haber almaması için elimden geleni yapmayı çok büyük bir ayıp sayıyorum; sıçrıyor, oynuyorum, belim ağrıyor, ama gene oynuyorum; içiyorum bir baş dönmesi geliyor, dünya dönüyor ama, gene başım dönmemiş gibi dik duruyorum. Terliyor, denize dalıyor, soğukluyorum. “Guh, guh!” diye öksürüp hafiflemek istiyorum ama, utanıyorum patron. Öksürüğü zorla geri çeviriyorum. Yani, benim hiç öksürdüğümü duydun mu patron? Hiç! Bu, yalnız başkalarının yanında değil, tek başıma olduğum zaman da böyle. Zorba’dan utanıyorum patron, ne diyeyim? Utanıyorum Zorba’dan.