Başarılı politikacıların kendi içlerinde hep yenilmelerinden ötürü, başkalarının önünde yenilmeye dayanamayacaklarını biliyordum. Bir insan çifte yenilgiye katlanamaz, Onların yükselmek için sürekli uğraşmalarının gizi budur. Başkaları üzerinde kurdukları iktidar onlara bir üstünlük duygusu verir. Yenilgiye uğradıklarını unutup, zafer kazanmış sayarlar kendilerini. Önem verdikleri tek şey olan büyüklük görünümünü yaymaya çalışırken, içten içe ne kadar boş olduklarını gizler bu zafer.
Gazze'de yıkımın ortasında bile her daim hayat ve umut vardı. Yıkımda yaşama arzusu da Gazze'nin bir gerçeğiydi. Öngörülememezlik ve belirsizlik yüzünden gelecek planı yapamayan ve günlük yaşamaya mahkum olan Gazneliler, hayatlarını ertelemezler, o an ne gerekiyorsa onu en iyi şekilde yapmaya çalışırlardı. Mesela bayramları bayram gibi kutlarlar, büyük ve coşkulu düğünler yaparlar, neslin devamlılığına çok önem verirler, özel günlerini kutlamaktan vazgeçmezler, misafir ağırlamayı ve ikramı çok severlerdi. Her fırsatta şakalaşır, güler, eğlenirlerdi ve bu, onları psikolojik olarak ayakta tutan bir emniyet supabıydı. Gazzelilerin en büyük eğlencesi ve nefes aldıkları yer, doyasıya yüzdükleri, piknik yaptıkları, at koşturdukları Akdeniz sahiliydi. Bütün bunlar aynı zamanda İsrail'e karşı direnmenin bir yoluydu. söyle diyorlardı:’’ yıkımın ortasında bile Gazzelilerin hala yaşamak istediğini görürsünüz.’’’’ İsrail bizi haritadan silme planları yaptıkça bizim de hayatta kalma azmimiz artıyor.’’’’ Biz kendimizi mutlu etmeye çalışırız, mutlu olmak için bir vesile ararız. Bugün savaş biter, ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi hayata devam ederiz ve bu da İsrail'i çıldırttır.’’ GAZZE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DİRENİŞİN TOPRAĞI / Sayfa 55
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Unutma kendini kimseye kanıtlamak zorunda değilsin, bırak insanlar ne düşünürlerse, düşünsünler. Gerçekten sana önem verenler, senin nasıl birisi olduğunu zaten anlayacaktır.
Ne var ki, bu meseleler genellikle çok kısa ömürlüdür. Sık sık değişirler. Sorunlar önümüze geldikçe, önümüze getirildikçe biz de onları hararetle tartışır dururuz. Yani, meselenin kendisinin tarihi ve genel boyutlarından çok, o meselenin günlük tartışmalarıyla uğraşırız. Mesele günlük olaydır, ancak bu günlük olaya "tarihî önem" taşıyan bir olay gözüyle de bakılır. Ne var ki daha bir hafta önce olan ve elbette tarihî önem taşıyan bir başka olay, kolektif benliğimizde fazla yer tutmaz. Hatta kimi zaman dünkü gazetenin manşetleri bile unutulup gitmiştir. Tarihî mesele denen şey anında uçup giden bir olaydır aslında. Günü abartarak günlük olaylarla örülü hapishaneler inşa ediyoruz kendimize. Tarihî sürecin anlamını gözden kaçırıyor, geçmişi belleğimizden siliyoruz.