Ben de buradayım Sevgili Oğuz Atay...
Güldüren, ağlatan,sorgulatan,düşündüren, derinlik isteyen, anlaşılmayı bekleyen büyük yazar.
Tehlikeli Oyunlar adlı bu eseri anlamak için öncelikle Tutunamayanlar'a bir dönmek gerek. Kitapta Tutunamayanlar'a göndermeler yapılmıştır. Selim Işık, Turgut Özben ve bu eserde de Hikmet Benol karakteri de bu karanlık iç dünyaya dahil edilmiştir. Tutunamayanlar adlı eserin Türk Edebiyatı'nda ilk post-modern roman olduğunu biliyoruz. Dünya Edebiyatı'ndan gerek felsefe, bilim tarihi açısından da okumuş olduğu kitaplar sayesinde kendi tarzını oluşturmak isteyen yazar o dönemde eleştirileri kaldıramamış ve bu durum karşısında yalnızlaşmıştır. Anlaşılmayacağını düşünen yazar içine kapanmıştır. Bu yalnızlığını ve anlaşılmadığını da kitapta bize şu kelimelerle ifade etmiştir:
"Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum, ben Van Gogh'un resmi değilim. Öldükten sonra beni müzeye koyamazsınız, beni tanımalısınız ki benden bahsedin, çocuklarınıza beni örnek gösterin."(318)
Türk Edebiyatı tarihine baktığımızda Milli Edebiyat Dönemi'nde oturmaya başlayan roman sanatı Cumhuriyet Dönemi'nde daha net eserlerle karşımıza çıkmıştır. Oğuz Atay'da gerek üslup,içerik ve karakterler açısından kaliteli eserler bırakmış ve dünya çapında adını duyurmuştur. Kendine özgü anlatımıyla hem Dünya Edebiyatı hem de Türk Edebiyatı tarihine geçmiştir.
II. Dünya Savaşı'nın etkilerinden sonra asıl savaşın bireyin iç dünyasında olduğunu anlatmaya çalışmıştır. O dönemlerde biten evliliği gerek kadınlarla yaşamış olduğu sorunlar, köyden kente göçler, kendi iç dünyasındaki terkedilmişlik ve yalnızlığı yoğun bir şekilde sunmaktadır.
Kelimelerle oynayan bu büyük yazar birçok duyguyu aynı anda