Dudaklarının çağ açıp çağ kapatan çizgileri beni nasıl da hipnotize edivermişti birden. Kelimelerindeki tahrip gücüne hangi
kalp dayanabilirdi ki… Hangi ciddiyet sesindeki ihtirasa karşı koyabilirdi ki… Dünyada bundan çekici, bundan müşfik bir ses var mıdır bilmiyorum. Fakat ben duygularımı gizlemekte sonuna kadar direnecektim. Boşlukta tüten duman bile iz bırakırmış; yansam da tütmeyecek, kendimi ele vermeyecektim.
Dudakların usanmasın olup da aşırı doygun,
Sen onları aç bırak ki tam ortasında bolluğun;
Her renk, kıpkırmızıdan en soluğa, onların olsun,
O öpüş tek kadar kısa, bir tek yirmi kadar uzun.
Dudakların varsa yaşanmaya değer eşsiz bir gün de var. Gözlerin varsa geceler güzeldir hiç bitmemecesine. Ellerin varsa er geç sabah olacaktır. Ve sen varsan aylar, mevsimler de var...