Opus Contra Naturam
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 01:24
Şair bir önceki eserinde şöyle diyordu; "Nereye çarptım ki bu hiçlikte az önce, Parçalandı ulaştığım sonuçların hepsi!" Ulaştığınız bütün sonuçları, yürüdüğünüz, yürüdüm sandığınız tüm yolları kapatıp koltuğunuzun altına sıkıştıran birileri varsa hâlâ, yaşıyor olabilirsiniz... O kadar alışmışız ki bizi efkârlandıran, bir sigara yaktıran, ya da kalkıp biraz hava almaya zorlayan dizeleri okumaya... Bizimle konuşanları önce bir yadırgıyoruz, sessizlikle karşılıyoruz, sonra yıllar öncesinde açık kalan kollarımıza koşuyor, sevinçlerimize çığlık atıyor, şarkılarımıza eşlik ediyor, suskunluğumuza kulak veriyoruz. Kendimiz için yapamadığımız ne varsa... Koştuğumuzda ve yüzdüğümüzde, hızla nefes alıp vermenin zihnimizi açtığını biliriz, buna psikolojide Grof teneffüsü deniyor. Stanislav Grof kısa süreli, hızlı nefes alıp vermenin belleği ve duyguları bariz şekilde harekete geçirdiğini ve bilinçdışını nispeten bize açtığını söyler. İnsan ruhunun genişletilmiş haritasını kuramlaştıran Grof'un teorisi perinatal(doğum öncesi ve sonrası) ve transpersonel(aşkın) boyutları olarak adlandırdığı alanları da kapsar. Bütün bu dinamiklerin dayandığı nokta insanın başka bir kavrayışa duyduğu ihtiyaç ve özlemdir. Eğer teslim olmayı başarabilirseniz 'İsa yolunu uzatıyor. ' size bir Grof etkisi yaratabilir. Öyküler şiirlerin arka sokaklarıdır. Kaçışların asıl metne dönüştüğü, söylenmesi gerekenin unutulduğu, boğulduğu yerde, bir ses şöyle der; "Ruhumdan, Biz birbirinden kopması mümkün İki ayrı kişiymişiz gibi söz edeceğim Hiç mi hiç aklıma gelmezdi." Ruhunuzu anlatmanın, -bir başkasıymışcasına- ne kadar tanıdık olduğunu farkedersiniz, uzun süredir, ruhunuzu konuştuğunuzu, sadece konuştuğunuzu... Onu duymadığınızı... "Kendini eksiksiz bir biçimde tanımak, ölmektir." diyor Camus. Biz
Şiir
İsa Yolunu UzatıyorCevdet Karal · Büyüyenay Yayınları · 20265 okunma
Cennetin Doğusu
10/10
·644 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 15:30
Kitap bitti sanki kendimi çok uzak bir yere gidiyormuş gibi çok sevdiğim insanlardan ayrılıyormuş gibi hissediyorum. Karakterler o kadar güzel yazılmış ki her insan kendinden bir parça bulabilir. Her insan mutlaka bir karakteri kendine yakın bulabilir. Kitap iki aile üzerine kurulu. Hamilton Ailesi ve Trask Ailesi olarak ama Trask ailesi daha çok öne çıkıyor. Bu iki aile birbirini etkiliyor tabi. Ayrıca kitapta Habil ve Kabil'in hikayesi var. Bununla yazarımız insanın iyi ya da kötü olmayı kendinin seçebileceğini vurguluyor. Burada karşımıza çıkan soru şu Kabil olmak zorunda mısın? Nasıl biri olacağını seçebilirsin. Karakterlere baktığımızda Adam Trask : Habil Aron Trask : Habil Charles Trask : Kabil Caleb Trask:Kabil Cathy Ames: Kabil ile benzer özellikler gösteriyorlar. Yazarımız John Steinbeck "Bu kitabı yazmak istedim bu kitabı yazabilmek için çalıştım bu kitabı yazabilmek için dua ettim"demiş bende bu kitabı iyi ki okumuşum iyi ki bu kitabı kendime ve kütüphaneme kazandırmışım diyorum. Siz de okuduğunuzda kitabımız Cennetin Doğusu ( East of Eden ) için neden magnum opus (bir yazarın hayatı boyunca en ses getiren eseri, en başarılı eseri) dendiğini anlayacaksınız. Keşke hiç bitmeseydi diyeceğinize eminim. Ayrıca Lee karakterlerine de parantez açmak istiyorum. İnsanın hayatında ona doğruyu söyleyen doğru yola ileten dostlara ihtiyacı olabilir. Keşke hayatımızda Lee gibi insanlar olsa. Yargılamadan dinliyor, insanların kusurlarını görüyor ama onları tamamen silip atmıyor, Adam'a yıllarca sadık kalıyor, Cal'i anlamaya çalışıyor, Aron'u korumaya çalışıyor, kendi acılarına rağmen başkalarına şefkat gösterebiliyor. En önemlisi insanları değiştirmeye çalışmıyor onların daha iyi seçimler yapabileceklerine inanıyor. Hepimizin ihtiyacı olan tam da böyle bir insan
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202411,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
Genel Bakış 2003’te çıkan kitap, Robert Langdon’un başrolde olduğu heyecan dolu bir gerilim romanı. Louvre Müzesi’nde bir cinayetle başlıyor, işin içine semboller, sanat tarihi, kilise sırları ve gizli cemiyetler (Opus Dei ve Priory of Sion) giriyor. Kutsal Kâse efsanesini tamamen farklı ve cesur bir açıdan ele alıyor. Güçlü Yönleri - Tempo ve gerilim: Kitap resmen uçuyor! Kısa bölümler ve her birinin sonunda cliffhanger’lar var. Gece “bir bölüm daha” deyip sabaha kadar okuyabilirsin. - Sembolizm ve bilmeceler Leonardo da Vinci’nin eserleri üzerinden yapılan şifre çözümler, haritalar… Bu kısım inanılmaz keyifli, okurken “acaba bu resimde ne gizli?” diye meraklanıyorsun. - Paris ve Londra atmosferi Brown mekanları çok güzel anlatıyor. Okurken kendinizi o sokaklarda, eski kiliselerde hissediyorsunuz. - Popüler kültür etkisi: Kitap çıktıktan sonra turizm bile patladı, Louvre önünde kuyruklar oluştu. Eleştirilerim - Tarih ve gerçeklik Kitapta sunulan “tarihi gerçekler” ve komplo teorileri epey tartışmalı. Bazı iddialar tarihçiler tarafından sertçe eleştiriliyor. Eğlence için süper ama “belgesel gibi” okursan hayal kırıklığı yaşayabilirsin. Karakter derinliği: Robert Langdon ve Sophie biraz klişe kalıyor. Aksiyon o kadar hızlı ki karakterlere derinlik katmaya pek fırsat kalmıyor.
Da Vinci ŞifresiDan Brown · Altın Kitaplar · 200352,8bin okunma
Bazı aşklar Bir Bakışta başlar bir öpüşte anlaşılır.
Puan vermedi·336 syf.··
2026 56. kitabı
Bazen kalbin ne istediğini anlamak için tek bir an yeter… Öpüşünde Saklı bu kez Bridgerton ailesinin en neşeli ama bir o kadar da duygularını hafife alan karakterlerinden Hyacinth’in hikâyesini anlatıyor. Hyacinth’in keskin zekâsı ve cesur tavırları, Gareth ile karşılaştığında bambaşka bir uyum yakalıyor. Aralarındaki diyaloglar hem eğlenceli hem de derindi. İlk başta bir oyun gibi başlayan yakınlık, zamanla yerini gerçek ve güçlü bir bağa bırakdı. Bu kitapta en çok hoşuma giden şey, aşkın sadece duygudan ibaret olmamasıydı. Aynı zamanda anlayış, uyum ve birlikte büyüyebilmek… Hyacinth’in enerjisiyle Gareth’ın daha kapalı dünyasının birleşmesi, hikâyeyi daha da anlamlı kılıyor. Yazarın dili yine akıcı ve sade. Ama bu kitapta biraz daha hareket, biraz daha merak var. Sadece bir aşk hikâyesi değil; geçmişin izleri, sırlar ve keşifler de hikâyeye eşlik ediyor. Bazen bir öpüş, kalbin bütün cevaplarını saklar. Serinin en eğlenceli ama aynı zamanda en anlamlı hikâyelerinden biriydi diyebilirim. Keyifli okumalar dilerim
Öpüşünde SaklıJulia Quinn · Epsilon Yayınevi · 2019974 okunma
Kara Kitap
Puan vermedi·460 syf.··
2026 96. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 17:01
Kara Kitap,Galip'in kayıp karısı Rüya ve amcasının oğlu Celal'i İstanbul sokaklarında,İstanbul'un yeraltı mahzenlerinde,Celal'in köşe yazılarında arama serüvenini anlatıyor.Muazzam içkarartıcı bir kitap.Nişantaşı'nda karlı bir zamanda geçiyor.Galip bu arama serüveninde Celal'in köşe yazılarıyla yüzleşiyor.Bir nevi onun gibi olmak,onun gibi düşünmek için.Kitap bir bakıma makale-roman gibi.Celal'in köşe yazılarında Mevlana'ya ve "hepimiz onu bekliyoruz" bölümünde Dostoyevski'nin Karamazov Kardeşler'indeki Büyük Engizitöre Le Grand Pacha üzerinden göndermeler var.Bu aynı zamanda doğudan batıya intihal tartışmalarına da cevap niteliğinde.Muazzam bi hikaye zenginliği var ve bu hikayelerde karakterlerde kendi olma çabasını görüyoruz.Aynı zamanda bu hikayeler Celal ve Rüya cinayetinin birer ipucu niteliğinde.Romanla paralel anlatımlar var.Öpüş bölümünde paragrafların ilk harflerinin oluşturduğu akrostiş "TEŞVİKİYE CAD YÜZ OTUZ BEŞ" saklandıkları yer ile ilgili güzel bir ipucu veriyor.Konu Rüya'nın nerede olduğu da değil aslında Rüya hep bizimleydi.Galip'in yazılarında da gördüğümüz bir giz yaratma çabası var.Tıpkı yüzyıllardır aradıkları altını hiçbir zaman bulamayacaklarını bilememeleri simyacıların mutsuzluk değil varlık nedeni olmaları gibi.
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma
10/10
·157 syf.··
2026 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 12:59
Bu kitaba yazarımızın “opus magnum”una kendimi hazırlayabilmek için başladım. Ve hiç pişman olmadım. Düz yazıyla şiir yazılmış her satırda, cümlelerin hepsi ilmek ilmek işlenmiş, nehir olup akmış. Sevgili yazarımız olayların değil belki ama ayrıntıların, kimsenin farkına varmadığı ancak onun çok açık bir idrakle görebildiği küçük ama önemli güzelliklerin, içsel tahlillerin, ruhsal derinliğin ve duygunun köküne varmanın ustası kesinlikle. Okurken her satırda edebiyatı sanki lezzeti baş döndüren bir şarapmış gibi içtiğimi hissettiğim başka bir kitap olmadı herhalde daha.
Edebiyat
Hazlar ve GünlerMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20221,752 okunma