zeynep

zeynep
@orhcideous
Altıncı Mektup
Bugün bir yalnızlığa düştüm yine. Başımı ellerimin arasına aldım, sessizce ağlamaya başladım. Önümde yarıya gelmiş bir konyak şişesi, "Beni iç," diye fısıldıyordu, "beni iç." Sonra yalvarmaya başladı : "Ne olur," dedi, "ne olur haydi iç beni." Bir bardak doldurdum, tepeme diktim. Şişe rahatladı, sustu. Hani ellerimiz birbirine değince nasıl oluyorduk? İşte öyle oldum. Hani bakışlarımız buluştuğu zaman, bir başka türlü atması vardı yüreklerimizin. Onu hatırladım. Sonra bir tren hareket etti. Sabahtı. Karşı karşıyaydık. Konuşuyorduk. Ben sevmek diyordum durmadan. Gözlerim gözlerine soruyordu: "Seviyor musun?" diye. Hep evet diyordu gözlerin, ellerin, dudakların hep evet diyordu. Oysaki birçok hayır diyen insanlar vardı çevremizde. Örneğin: Bir çocuk hayır, diyordu, bir kadın, bir adam ve bir başkası, bir başkası hayır diyordu. Hayırlar arasında ezilmeye mahkumdu evet'lerimiz.
Sayfa 125
Çokca Aşk ve Özlem
Reklam
inanmakta geç sevmekte çabuktum bazen yaşadıklarım aklıma gelir de kaç kere umutsuzluğun yolunu tuttum istenmeyen adam hemen her devirde hemen her devirde ateşten bir buluttum binlerce umuttan belki bir umuttum
Sayfa 20
Yalnızlık
Kendimi iyi hissetmem gerek, ama bu savaşta beni ölümle öyle uzun zaman yalnız bıraktınız ki, artık yalnızca ölümü hissediyorum, yalnızca ölümü görüyorum ;kendim de ölmüş gibiyim.
Sayfa 352
Ve ben sonsuz bir düzlükte bir küçücük, bir silik nokta gibi eriyip gidiyorum. Seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar katından?