Bugün bir yalnızlığa düştüm yine. Başımı ellerimin arasına aldım, sessizce ağlamaya başladım. Önümde yarıya gelmiş bir konyak şişesi, "Beni iç," diye fısıldıyordu, "beni iç." Sonra yalvarmaya başladı : "Ne olur," dedi, "ne olur haydi iç beni."
Bir bardak doldurdum, tepeme diktim. Şişe rahatladı, sustu. Hani ellerimiz birbirine değince nasıl oluyorduk? İşte öyle oldum. Hani bakışlarımız buluştuğu zaman, bir başka türlü atması vardı yüreklerimizin. Onu hatırladım.
Sonra bir tren hareket etti. Sabahtı. Karşı karşıyaydık. Konuşuyorduk. Ben sevmek diyordum durmadan. Gözlerim gözlerine soruyordu: "Seviyor musun?" diye. Hep evet diyordu gözlerin, ellerin, dudakların hep evet diyordu. Oysaki birçok hayır diyen insanlar vardı çevremizde. Örneğin: Bir çocuk hayır, diyordu, bir kadın, bir adam ve bir başkası, bir başkası hayır diyordu. Hayırlar arasında ezilmeye mahkumdu evet'lerimiz.