Milli Şuur ve birliğin yükselmesinde ve yaratıcı bir kültürün gelişmesinde Türk tarihinin müstesna bir hazinee teşkil ettiği aşikardır. Bu da mazi ile istikbal arasındaki bağların kuvvetlenmesiyle ve daha sonra da bu büyük mirasının ilmi bir şekilde işlenmesiyle mümkündür. Mazi ile irtibat sağlamlaşmadıkça, milli şuur ve mefkurenin kuvvetlenmesini, kültürün gelişmesini, edebiyat, sanat ve sahne hayatının yaratıcı eserler vermesini beklemek beyhudedir. Mimari abidelerimizin heybeti tarihimizin azametiyle muvazi olduğu halde modern mimarlarımız henüz milli şahsiyetlerini bulamamış hatta milletimizin bu en yüksek sanat kabiliyeti de yıkılmıştır. Klasik ve folklorik müzik hazinemiz çok zengin, son misallerin gösterdiği üzere de milli kabiliyetimiz çok ileridedir. Fakat henüz yaratma devrini idrak edememişsizdir. Daha garibi, mimari gibi şahikasına yükselen Türk müziği resmen tahsil imkanlarından mahrum kalmış fakat yine de milletimizin milli ruhunu canlandıran bu sanatını yaşatmıştır. Sahne ve resim sanatlarına Garp tekniği girmiş lakin orijinal eserler meydana çıkmamıştır. Bütün bunlar milli mirasımıza ve milli mefkuremize bağlanmakla ve nihayet ilmin krulması ve işlemesiyle mümkündür. Bu olmadıkça iddia edildiği gibi taklitten sonra bir yaratma devrinin geleceğini de ummak boş bir hayaldir. Hatta bir dejeneresans da mukadderdir.
Sayfa 175 - Ötüken, Prof Osman Turan, Makaleler3/4 Cihan Hakimiyetinden Büyük Türkiye İdealine, İstanbul, 2011 "“Yeni İstiklal, 9 Aralık 1964 sayı: 174 s. 3; Türkiye’de Manevi Buhran, Din ve Laiklik, Hilal, İstanbul 1964, s. 3-10 ; Nakışlar Yayınevi, İstanbul 1·Kitabı okuyor
Bir simgebilimcinin Hristiyan ikonları üzerine konuşmaya başlamasına izin vermeyeceksin. Hristiyanlıktaki hiçbir şey orijinal değildir. Hristiyanlık öncesi tanrı Mithra- Tanrı'nın oğlu ve Dünya Işığı diye bilinir- 25 Aralık'ta doğmuştu, sonra bir taş mezara gömüldü ve üç gün sonra yeniden dirildi. Bu arada 25 Aralık aynı zamanda Osiris'in, Adonis'in ve Dionisos'un doğum günüdür. Krişna doğduğunda beraberinde altın, tütsü ve laden reçinesiyle gelmişti. Hristiyanlığın kutsal günü bile paganlardan çalıntıdır.
...
Hristiyanlıkta Yahudilerin Şabatı olan cumartesi günü kutsaldır ama Constantine, onu, paganların güneş kutlaması günüyle çakışması için değiştirmişti.
Günümüzdeki kilise cemaatinin çoğu, pagan güneş tanrısının övüldüğü gün olduğunu bilmeden pazar -Sunday- ayinlerine giderler.
“Her gün ağzımızdan dökülen onca kelimeden kaçı gerçekten bizim,
kaçı başkalarından ödünç alınma?
Hangi sıklıkla orijinal bir şeyler söylüyoruz?
Hem zaten kendi kelimelerimiz diye bir şey var mı ki?”
Eğer ben olmasaydım ne kiliseler yapılır ne de kaleler ya da saraylar dikilirdi. Ben, insanoğluna karar verdirten cesaretim. Ben, orijinal fikirlerin kaynağıyım. İnsanın ellerini kıpırdatan el benim. Ölümsüz Şeytan benim. İnsanların hayatta kalmak uğruna savaştıkları Şeytan benim. Benimle savaşmayı keserlerse, mükemmel efsanelerindeki cezai şartlar gibi beyinlerini, kalplerini ve ruhlarını miskinlik kaplar.
Her seferinde Japonya yabancı bir
kültür ve düşüncelerle dolar, ilkten onları taklit eder gibi görünürken
sonra kendisine uyacak şekilde dönüştürüp orijinal bir şey yaratır.