19. yüzyılın sonunda Périgueux'de noter olan Antoine Orly ansızın memleketinden ayrılarak Patagonya'ya gider ve buraya yerleşir. Ülkedeki Kızılderililere kendisini sevdirir ve sadece sempati yoluyla birkaç sene içerisinde kendini Araucanía imparatoru ilan ettirir. Para bastırır, posta pulu çıkartır, nihayet meşru bir hükümdarın bütün imtiyazlarını kullanır. Öyle ki bu ücra toprakların bağlı olduğu Şili hükümeti onu mahkeme huzuruna çıkarır ve ölüme mahkûm eder. Cezası on yıl hapis cezasına çevrilir.
On yıl sonra serbest kalan Orly Patagonya'ya döner. Burada uyrukları onu yine imparatorları sıfatıyla karşılar ve Orly bu unvanı almayı yeniden kabul eder. Fakat yaşlandığını hisseden Orly kendine bir vâris aramaya başlar ve tahtı oğlu Orly Louis'ye bırakır. Oğlu I. Louis adıyla imparator olacaktır; fakat Orly Louis kabul etmez. Bunun üzerine Antoine, yeğeni Périgueux'lü Achille Orly lehine tahtan feragat eder ve uyrukları tarafından yüceltilmeye devam ederek ölür. Fakat I. Achille uyruklarının arasına katılmayı aklından bile geçirmez. Paris'e gider, sosyeteye girer, misafirlerini imparator sıfatıyla ağırlayarak lüks bir hayat sürer.
Gelir kaynağı Araucanía'da para karşılığında dağıttırdığı konsüllüklerdir. İhtiyaçları artınca kilise ve katedral inşa edilmesi yoluyla Hıristiyan dininin yayılması için bağış organizasyonları da düzenlemeye başlar. Bu şekilde çok para toplar; öyle ki İsa Cemiyeti bu duruma isyan edip papaya başvurur. Böylece Patagonya'da hiçbir kilisenin inşa halinde olmadığı tespit edilir ve I. Achille çıktığı mahkemede mahkûm edilir. İflas eden imparator hayatını hep aynı kabareye gittiği Montparnasse'da tamamlar. Kraliçe Ranavalo'nun kendisini bu kabarede ziyaret ettiğine inanılır.