O, insanların daha güzel bir dünyada yaşamasını istiyordu
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 12:55
Selamlar 1k okurları. ben yine Ahmet Ümit okumaya karar verdim. Neden diye soracak olursanız, bu Ahmet Ümit'in 4. Romanı okumuş olduğum. Kırlangıç Çığlığı, Elveda Güzel Vatanım, ve Yırtıcı Kuşlar Zamanı eserleri okumuştum daha önce ve öteki kitaplarını çok sevmiştim, ama en son okuduğum "yırtıcı kuşlar zamanı" bende tam bir hayal kırıklığı olmuştu. Belki de ben beklentimi yüksek tuttum, tam olarak bilmiyorum o kadarını. Ama Bir Ses Böler Geceyi kitabını çok sevdim. Kısa bir kitap ama dolu dolu olduğu aşikar Hem toplum, hem siyasi, hemde din konuları işlenmiş kitapta. Kahramanlarımız Süha ve İsmail; biri devrimci bir kışlık, öteki ise maneviyat arayışında. İsmail'in iç savaşı o kadar derin işlenmiş ki, okuduğum kısacık sayfalar bile beni çok başka yerlere götürdü. Dolunayın ışığında Bir köy mezarlığı... Mezarlığın duvarlarını çarpan bir cip. Gecenin karanlığında uçuşan düşler. Issız köyün ortasında kocaman bir cem evi. Konuğunu yitirmiş bir mezar! Cem töreninde arınmayı bekleyen bir ölü!. Bu olanların sessiz tanığı, bir araştırma görevlisi. Yıkılan idealleriyle, sürüp giden bir yaşamın arasında sıkışıp kalmış bir adam. Alevi inancına farklı bir bakış! Mistik bir gerilim romanı... Klâsik vedam geçelim:) "Bilgi, Hakk'ın bize sunduğu bu dünyayı, canları korumak içindir. Eğer bunların tersine iş görürse yıkıcı olur." Kitaplarla ve sağlıkla kalın.
Bir Ses Böler GeceyiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 20109,6bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 21:25
Bir insan neden kendisini en çok seven kişiyi yok eder? Kıskançlık ve şüphe insanın içine bir kere girdi mi kemirir durur. Ne yapsa kurtulamaz ondan. Ve nihayet kendi sonunu getirir. Zavallı Othello da aynısını yaşıyor. Aslında hikayede en çok üzüldüğüm karakter Desdemona. Saf ve masum aşkının kurbanı oluyor. Shakespeare bu tragedyada, kıskançlığın insanı nasıl çürüttüğünü, akıl ve mantıktan nasıl uzaklaştırdığını anlatıyor. Ve diyor ki üstad: En akıllı insan bile şüphe tohumuna su verirse kendi sonunu yazar. Üstelik Othello'da, kıskançlık, sadece kişisel değil, ırk ve statü korkusuyla beslenen toplumsal bir silah. Örneğin İago'nun, Venedik'li olmayan bir generalin (Othello'nun) Venedik'te çok gözde olmasını ve Venedik'in en güzel kızlarından biriyle evli olmasını hazmedemediği gibi, Othello da, İago'nun manipülasyonlarına kanarak bir Venedik'li olmadığı için yani "öteki" olduğu için karısının kendisini bir başka Venedik'li olan Cassio ile aldattığını düşünür. Othello dışarıdan gelen bir kahraman, Cassio ise Venedik'in yerlisi, Hristiyan, Avrupalı. İşte İago tam da bu yerli-yabancı gerilimini kullanır şeytani tuzağında ve başarılı olur. Ama kendisi de amacına ulaşamaz. Üstelik bu kirli planında aracı olarak kullandığı bir adamı ve karısını da öldürür. Yani hikâyede neredeyse herkes kaybediyor aslında. Benim için en vurucu sahne ise Othello'nun son sahnesi. Son nefesinde bile hem Venedik'in generalini hem de dışlanmış "öteki"yi oynar. "Nasılsam öyle söz edin benden" derken, toplumun ona biçtiği kıskanç zenci ya da İago'nun kuklası rolünü reddeder. Son olarak, uzun süre etkisinden çıkamayacağım ve okurken yüreğimin cız ettiği şu sözlerle bitiriyor Othello, "Öpmüştüm seni öldürmeden önce, öyle olacak yine. Öldürüyorum kendimi, can vermek için öpüşünde".
OthelloWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,8bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
1/10
·188 syf.··
2026 10. kitabı
kahramının her şey en başından beri gözünün önünde olmasına rağmen hala adamın peşinden zavallı gibi gitmesi hala ondan medet umması ve sonucunda sanki hiç beklenmemiş bir şeymiş gibi şaşırması,pasif kalması,insanlara durumu anlatamamasıyla sinirimi bozan bir eser oldu son sayfalarında artık karaktere tahammül edemediğim için okumadım o kısımlarına yorum yapamıcam 180 sayfa uzatmanın mantığını hala anlayamadım ama başında beri belli olan şeyi dünyanın en beklenmedik şeyi gibi aktarılması sinir bozucu
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,5bin okunma
Mum yandı da yüzleşme tamamlandı mı?
Puan vermedi·120 syf.·
2026 56. kitabı
Çarpıcı bir yüzleşme hikâyesi. İnsana, insanlığa; dosta, dostluğa; âşığa, aşka dair. Muhteşem. Hacminin az olmasına mukabil nefesimi tutarak okuduğum bölümleri var. Kibri sorgularken tutkuyu bu kadar incelikle anlamaya çalışmak, öldürme arzusunun küçümsemekle bağını kurmak.. Ve daha birçok duygunun başarıyla işlenmiş akıcı anlatımı. "İnsan hayatta her şeye erişebilir, dünyadaki ve etrafındaki her şeyi yere yıkabilir, hayat insana her şeyi verebilir, insan hayattan her şeyi alabilir ama başka bir insanın zevklerini, eğilimlerini, ritmini değiştiremez; ona yakın, onun için önemli biri olsa da karşısındakini bütünüyle karakterize eden başka türlülüğünü değiştiremez." Yine de öteki'ni ararız. Öteki'ni severiz.
İnsan ve Duygular
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma
Puan vermedi
Dostoyevski hayranı değilim ama Uzun zaman önce okumuş Bir kimse olarak ( hakkını teslim etmem gerek ) Bayağı iyi ve akıcı bir kitap olduğunu Tüm içtenliğimle söyleyebilirim. Ve yazarın bu kitapta Okura vermek istediği mesaj ise : ( bana göre tabii ) Bir gün delirecek olursanız Ve her deli gibi delirdiğinizi de anlamayacak olursanız, Kendinizin değil, Diğer insanların deli olduğunu Düşünür ve zamanla kafayı iyice bozarsınız. Subtext : Delirmeyin
Alıntı
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Kapra Yayıncılık · 202130,5bin okunma
8/10
·200 syf.··
2026 183. kitabı
Son Nefes Havaya Karışmadan #okudumbitti Paul Kalanithi’den okuduğum ilk kitaptı ve açıkçası kalemini bu kadar seveceğimi tahmin etmiyordum. Hem bir doktorun zihninden hem de bir hastanın kalbinden yazılmış gibi duran çok özel bir metin bu. Bir yanda yıllarını tıbba, beyin cerrahisine, insan hayatına adamış başarılı bir hekim; diğer yanda tam hayatının meyvelerini toplayacakken dördüncü evre akciğer kanseriyle yüzleşen genç bir insan… Paul’ün ölümü yalnızca korkutucu bir son gibi değil, hayatın anlamını daha derinden sorgulatan bir eşik gibi anlatması beni çok etkiledi. Dün hastalarının yaşamla ölüm arasındaki çizgisinde duran bir doktor iken, bugün aynı çizginin öteki tarafında kendi nefesini, kendi zamanını, kendi geleceğini düşünmek zorunda kalıyor. Bu geçişi okurken insan ister istemez kendi hayatına da dönüp bakıyor: Neyi erteliyoruz, neye fazla üzülüyoruz, gerçekten ne için yaşıyoruz? Anlatımı öyle sade ama öyle derin ki bazı cümleler sessizce gelip insanın içine oturuyor. Tıbbi tarafı var, felsefi tarafı var, ama en çok da çok insani bir yanı var. Eşiyle kurduğu hayat, yarım kalan hayalleri, baba olma arzusu, doktor kimliğiyle hasta kimliği arasında sıkışması… Hepsi çok gerçek, çok kırılgan ve çok dokunaklıydı. Bu kitap bana ölümden çok yaşamı düşündürdü aslında. Bir nefesin, bir günün, sevdiğimiz insanların, kurduğumuz hayallerin ne kadar kıymetli olduğunu yeniden hatırlattı. Bitirdiğimde içimde hem hüzün hem de garip bir minnet duygusu kaldı. Paul Kalanithi kendi hikâyesini tamamlayamadan gitmiş olabilir ama kelimeleriyle geride çok güçlü bir iz bırakmış. Sarsıcı, düşündürücü, kalbe dokunan ve uzun süre unutulmayacak bir kitap. Hayatın anlamı üzerine durup düşünmek isteyen herkese gönülden tavsiye
Son Nefes Havaya KarışmadanPaul Kalanithi · Altın Kitaplar · 20162,647 okunma