Pol Gara, bir alıntı ekledi.
06 May 16:01 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Bölüm 1; Beklenmedik Bir Parti
Söz konusu hobbitimizin annesi- hobbit nedir? Sanırım günümüzde hobbitler biraz açıklama gerektiriyor, zira nadir bulunur ve bize verdikleri isimle Büyük Ahali’den uzak durur oldular. Yaklaşık yarı boyumuzda ve sakallı cücelerden daha küçük, ufak bir halktırlar (veya öyleydiler). Hobbitlerin sakalı yoktur. Seninle ben gibi iri ve ahmak kimseler, bir mil öteden duyabilecekleri fil gürültüsünü andıran seslerle paldır küldür yaklaşırken sessizce ve hızla ortadan kaybolmalarına yardım eden olağan cinsten büyü dışında, büyüyle ilgileri yok denecek kadar azdır. Yağları genellikle karın bölgesinde toplanmıştır; canlı renkler giyerler (başta yeşil ve sarı); ayak tabanları köselemsi bir deriyle, ayaklarının üzeri de genellikle kahverengi olan saçları gibi sık ve kıvırcık tüylerle kaplı olduğundan ayakkabı giymezler; uzun ve maharetli kahverengi parmakları, iyi huylu çehreleri vardır ve tok, çınlayan kahkahalar atarlar, (özellikle de imkân buldukça günde iki kez yedikleri) akşam yemeklerinden sonra. Artık öyküye devam etmeye yetecek kadar bilginiz oldu. Dediğim gibi, bu hobbitin –yani Bilbo Baggins’in– annesi, Tepe’nin eteğinden akan ve adına Su denen pınarın öte yanında yaşayan hobbitlerin başı Yaşlı Took’un üç olağanüstü kızından biri, meşhur Güzellergüzeli Took idi. Sık sık dile getirildiğine göre (başka ailelerde), uzun zaman önce Tookların atalarından biri bir peri kızıyla evlenmiş olmalıydı. Bu elbette ki saçmaydı, ama kesinlikle pek hobbitvari olmayan bir yanları vardı ve nadiren de olsa Took klanının üyelerinden biri yola çıkıp maceralar yaşardı. Gizlice ortadan kaybolurlar, aileleri de meselenin üstünü kapatırdı, ama Tookların Bagginslerden daha zengin olduklarına şüphe yoksa da, onlar kadar saygın olmadıkları gerçeği baki kalırdı.

Gerçi Bayan Bungo Baggins olduktan sonra Güzellergüzeli Took’un başından herhangi bir macera geçmiş de değildi. Bungo, yani Bilbo’nun babası, karısı için Tepe’nin altında veya Nehir’in öteki kıyısında bulunabilecek en lüks hobbit kovuğunu (kısmen de karısının parasıyla) inşa etti ve yaşamlarının sonuna kadar orada yaşadılar. Yine de tek oğlu olan Bilbo’nun, güvenilir ve rahatına düşkün babasının kopyası gibi görünmesine ve davranmasına karşın, Took tarafından, su yüzüne çıkmak için fırsat kollayan tuhaf bir şey almış olması muhtemeldir. Bu fırsat hiç gelmedi, ta ki Bilbo Baggins, size az önce tarif ettiğim, babası tarafından inşa edilmiş ve görünüşe göre yerinden kımıldatılamaz şekilde yerleştiği hobbit kovuğunda elli yaşına gelene dek.

Hobbit, J. R. R. Tolkien (Sayfa 11 - İthaki Yayınları, Çevirmen: Gamze Sarı Özgün Adı: The Hobbit İthaki Yayınları - 562 3. Baskı, Aralık 2009, İstanbul E-kitap: 1. Sürüm, Şubat 2015 Aralık 2009 tarihli 3. baskısı esas alınarak hazırlanmıştır.))Hobbit, J. R. R. Tolkien (Sayfa 11 - İthaki Yayınları, Çevirmen: Gamze Sarı Özgün Adı: The Hobbit İthaki Yayınları - 562 3. Baskı, Aralık 2009, İstanbul E-kitap: 1. Sürüm, Şubat 2015 Aralık 2009 tarihli 3. baskısı esas alınarak hazırlanmıştır.))

GERÇEKTEN SEVMEK
O durmadan kaçıyor;
sen ardından gitmiyorsan;

o günün her saatinde saklanıyor,
sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan;

o sana acıların en büyüğünü tattırıyor,
sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan;

boşuna aldatma kendini,
onu sevmiyorsun demektir.

elindeki içki kadehinde,
dudağındaki sigarada ,
okuduğun kitapta,
mırıldandığın şarkıda,
söylediğin şiirde,
gördüğün rüyada
ve yaşaman için
ciğerlerine doldurduğun havada
o yoksa;
onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan;
onu sevmiyorsun demektir.

renkler onunla değerlenmiyorsa,
örneğin onsuz kırmızı kırmızılığının,
mavi maviliğinin farkında değilse,
beyaz yalnız o giydiği zaman
güzelliğini haykırmıyorsa,
sabahları onu görünceye kadar
güneş doğmuyorsa
ve onsuz gökyüzü geceleri
aya, yıldızlara
hasret değilse
onu sevmiyorsun demektir.

sokakta gördüğün her yüzde
ondan birşeyler aramıyorsan,
güzel bir manzara,
hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa,
uykudan uyandığın zaman
yaşamakta olduğundan önce
onu hatırlamıyorsan,
omuzlarına dökülmüş saçları,
bir sis perdesinin ardında
her zaman gülen,
ışık saçan gözleri
aklına gelmiyorsa,
durup durup avuçlarının
sıcaklığını özlemiyorsan;
onu sevmiyorsun demektir.

dünyada yaşıyan öteki insanların
senin için hala bir değeri varsa,
ona karşı tutumunu
toplumun köhne ve manasız
kurallarına göre ayarlıyorsan
ve açık açık
sanki var olduğunu haykırırcasına
sevgini söylemiyorsan;
onu sevmiyorsun demektir.

yok o senin için
herşeyden değerliyse,
gözünü yumduğun anda
onu görebiliyorsan,
o bütün şarkılarda,
bütün şiirlerde,
bütün resimlerde ise,
ona muhtaç olduğunu
söylemekten utanmıyorsan,
senin içten ve büyük sevgine
karşılık vermiyeceğinden
korkmuyorsan,
bütün bencil duygularından
sıyrılabilmişsen
onun için herşeyi,
ama herşeyi yapacak gücü
kendinde buluyorsan,
her hali sana
ayrı ayrı güzel geliyorsa,
karşısında kendini
bir çocuk gibi hissediyorsan,
istediği anda onun için
ölebileceksen,
onun için yaşıyorsan
ve yine onun için
bildiğin bilmediğin
bütün düşmanlıklara
karşı koyabileceksen,
o her geçen dakika
sende biraz daha büyüyorsa
ve kendi kendine bile
çok sevdiğini bütün
samimiyetinle,
inanmışlığınla
itiraf edebiliyorsan,
bir gün o seni hiç,
ama hiç sevmediğini söylese bile,
senin sevginde azalma olmayacaksa
ve ölünceye kadar onu aşkların
en ölümsüzü ile sevebileceksen;
işte o zaman
onu seviyorsun demektir.

o sana sevmeyi,
gerçek aşkı öğretti.
sen onu hep sevecek
ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın.

o, hiç sen olmasan bile,
seni bir parça sevmese bile...

M. ϜϓſϞ ^-^, bir alıntı ekledi.
17 Nis 07:58 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Çok zavallıyım, ama önemli olan bu değil.

Öteki Renkler, Orhan Pamuk (Sayfa 76)Öteki Renkler, Orhan Pamuk (Sayfa 76)
M. ϜϓſϞ ^-^, bir alıntı ekledi.
16 Nis 10:33 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kendime kurduğum dünya ile neredeyse yeraltında sahte para basan bir adam gibiydim.

Öteki Renkler, Orhan Pamuk (Sayfa 63)Öteki Renkler, Orhan Pamuk (Sayfa 63)
M. ϜϓſϞ ^-^, bir alıntı ekledi.
16 Nis 09:09 · Kitabı okudu · Puan vermedi

En büyük mutluluk insanın kendi pisliği ve sefaletiyle baş başa kalması. Kimseye gözükmemek de en büyük mutluluk.

Öteki Renkler, Orhan Pamuk (Sayfa 53)Öteki Renkler, Orhan Pamuk (Sayfa 53)
M. ϜϓſϞ ^-^, bir alıntı ekledi.
16 Nis 09:08 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yazmak, yaşanmayan hayattan bir çeşit intikam almaktır.

Öteki Renkler, Orhan Pamuk (Sayfa 48)Öteki Renkler, Orhan Pamuk (Sayfa 48)
M. ϜϓſϞ ^-^, bir alıntı ekledi.
16 Nis 09:07 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Masamda oturup yazıyorum ve İstanbul sokaklarında yürüyorum.

Öteki Renkler, Orhan Pamuk (Sayfa 45)Öteki Renkler, Orhan Pamuk (Sayfa 45)
M. ϜϓſϞ ^-^, bir alıntı ekledi.
15 Nis 21:24 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Mutlu olabilmem için her gün bir miktar edebiyatla ilgilenmem gerekiyor.

Öteki Renkler, Orhan Pamuk (Sayfa 15)Öteki Renkler, Orhan Pamuk (Sayfa 15)
Tuncay YILDIRIM, bir alıntı ekledi.
21 Mar 16:02 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Gayet iyi biliyorum ki, eğer bir hayli şişmansanız, ortalıkta sizden daha şişman birilerinin olması, ağır kokulu masaj yağları gibi teninizin üzerinde kayıp, siz farkına varmadan içinizi ferahlatacaktır. Kalabalığın içinde yürürken karşıdan bir şişman kadın geliyor diyelim, hemen o sizi, siz onu göz hapsine alırsınız. Her iki tarafta berikine bakmıyormuş gibi yapadursun, merak edilen soru ortaktır: ''Acaba onun kadar şişman görünüyor muyum?'' Cevapsa hemen hemen her zaman aynıdır: ''Öteki daha şişmandır.'' Malum, doğuştan başkalarına muhtaçtır sıfatlar; yalnızlıktan hazzetmezler. Ne dikine çizgiler, ne koyu renkler, ne de hatları örten kıyafetler... Şişmanları ancak şişmanlar zayıf gösterebilir. Şişman, şişmanın panzehiridir.

Mahrem, Elif Şafak (Sayfa 32 - Doğan)Mahrem, Elif Şafak (Sayfa 32 - Doğan)
Nephren Ka, bir alıntı ekledi.
 15 Mar 19:41 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Şişman şişmanın yegâne panzehiridir...
“Acaba onun kadar şişman görünüyor muyum?” Cevapsa hemen hemen her zaman aynıdır. “Öteki daha şişmandır.” Malum doğuştan başkalarına muhtaçtır sıfatlar; yalnızlıktan hazzetmezler. Ne dikine çizgiler, ne koyu renkler, ne de hatları örten kıyafetler... Şişmanları ancak şişmanlar zayıf gösterebilir.”

Mahrem, Elif Şafak (Sayfa 32)Mahrem, Elif Şafak (Sayfa 32)