Otlar ve Ölüler Arasında
Puan vermedi·108 syf.··
Beğendi
·
2026 90. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 15:48
Hatice Mert Yunak, Otlar ve Ölüler Arasında ile bağımsız öyküleri birbirine bağlayarak okura adeta gizli bir roman deneyimi sunuyor. Kitap, bir Ege kasabasında, bir karakterin çevresindeki evlere ve tarlalara bakışıyla kapılarını aralarken; yazar da bu izi sürerek kamerayı o komşu duvarların arkasına, ailelerin gizli dünyalarına çeviriyor. Ancak dışarıdan homojen görünen o yuvaların içine girildikçe, her bir çatı altında aslında ne kadar derin bir yalnızlığın, aile içi mesafelerin ve bugünkü insanı şekillendiren çocukluk yaralarının saklı olduğu görülüyor. İlk başta dışarıdan bir gözle tanık olduğumuz o başlangıç noktasına, kitabın sonunda bu kez bambaşka bir iç sesle yeniden dönülmesi ise esere kusursuz bir çember kurgu katıyor. Otlar ve Ölüler Arasında, dışarıdan zannedilen hayatlar ile içeride yaşanan gerçekler arasındaki o çarpıcı mesafeyi kasaba insanının durgun yalnızlığı üzerinden son derece şiirsel ve özgün bir dille aktarıyor.
Otlar ve Ölüler ArasındaHatice Mert Yunak · Ketebe Yayınevi · 20269 okunma
Watership Tepesi – Richard Adams Kitap Yorumu
8/10
·436 syf.··
2026 1. kitabı
Bu kitapla tanışmam tamamen tesadüflere dayalı bir şey oldu. Bir gün ilk kitabını kırkından sonra çıkaran yazarlar hakkında bir araştırma yapıyordum (şu an neden öyle bir araştırma yaptığımı dahi hatırlamıyorum..) ve karşıma çıkan kitaplardan biri de Richard Adams’ın Watership Tepesi oldu. Kitap hakkında okuduğum birkaç küçük tanıtım yazısından sonra meraklanıp, (ki bence bu merak ve heyecan, bir kitaba başlamak için en önemli tetikleyici ve motive edici bir unsur) hevesle satın alıp ve dün itibari ile de bitirdim. Watership Tepesi’nin bende bıraktığı izlenime gelecek olursak, bilgilerim taze iken sıcağı sıcağına anlatmak istedim. Kendi sözlüğünü yaratan kitap Kitabı okumak ilk etapta nedense çok zor geldi. Sürekli notlar alıyor ve hikayeyi bir bütün olarak zihnimde toparlamaya çalışıyordum. Sebebi ise her tavşanın ayrı bir isminin olması, geçen mekanlar ve daha da önemlisi tanrının, kötülüğün, yırtıcıların, doğa ananın her şeyin tavşan diliyle (bkz. Lapin dili) bir karşılığı olmasıydı. Mesela sıradan bir kitapta “tanrı korusun” deniyor ama Watership Tepesi’nde tavşan diliyle bu “Frith korusun” olarak karşılık buluyordu. İşin komik yanı ve ne yazık ki üç yüz sayfa sonra fark edip kendime gülmeme sebep olan durum ise; tüm bu karşılıkların kitap arkasında zaten var olduğuydu. Notları boşuna almış olmadım ama en başta görseydim, en azından okurken neydi bu diye son sayfaya hızlıca göz atardım. Sadece bir tavşan hikayesi mi? Kitap gerçekten muazzam bir emekle hazırlanmış. Yazar sadece yüzeysel bir hikaye değil, aynı zamanda insan doğasına yakın duyguların başka bir dünyada nasıl yankı bulabileceğini titizlikle anlatmış. Bunun yanı sıra tavşanların doğasıyla ilgili de oldukça derin araştırmalar yapmış. (Kitabın önsözünde de special thanks olarak kaynaklarına
Edebiyat
Watership TepesiRichard Adams · Arkabahçe Yayıncılık · 2009232 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Aiaie cadısı sürgün Kirke’nin hikâyesi
9/10
·404 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 17:26
Güneş tanrısı Helios’un Okeanos’un nympha kızı Perseis’ten olma dört çocuğunun üçüncüsü: Kirke. Diğer üç kardeşi gibi ilahi güçlere, erdemlere, nymphaların güzelliği ve zarafetine sahip değildir ve bundan dolayı tabiri yerindeyse annesi dahil herkes tarafından sürekli hor görülür. Aşkı yüzünden ölümlü bir balıkçıyı tanrılaştırır, kıskançlığı yüzünden rakibi bir nymphayı canavara dönüştürür ama bunlarla sınırlı kalmaz. Bu cadılığından ve suçundan ötürü Zeus tarafından Aiaie Adası’na sonsuza dek sürgüne gönderilir. Ama yanılıyorlar, yanılıyorsunuz: Cadılık illa nefret, kıskançlık ya da başka türlü bir kötülükten doğmaz; ben ilk büyümü aşkımdan yapmıştım. Aiaie’de kendini cadılık konusunda her geçen gün daha da geliştirir. Bitki kökleri, özsular, efsunlar, malü çiçeği, yabani otlar… Adada tabiri yerindeyse izole bir hayat sürer. Zaman zaman ukala Hermes ziyaretine gelir, kehanetler getirir. Zaman zaman yolunu kaybeden taşkın denizciler adayı ziyaret eder; yedirir, içirir, sonra da onları domuza dönüştürür ve böylece Kirke’nin ünü yayılır… Kehanetler, Troya Savaşı, Akhilleus ve Patroklos, Odysseus, Skylla, Daidalos ve İkaros, Minotaurus ve daha fazlası… Ben, Kirke, yazar Madeline Miller’ın ilk kitabı Akhilleus’un Şarkısı’ndan fikrimce daha derli-toplu, akıcı fantastik bir eser. Tıpkı ilk eserinde olduğu gibi yazar, bu eserinde de okuyucuyu sıkmayan bir anlatımla Yunan mitolojisinin sevilen kahramanlarının hikâyesini bize yalın, sade bir şekilde sunuyor. Yunan mitolojisi ilgililerinin seveceği Ben, Kirke her okurun değil ama fantastik, mitik her okurun kütüphanesinde yer edinmeli.
Mitoloji
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,3bin okunma
Filler Tepişir Otlar Ezilir. Şaşmaz!!!
8/10
·160 syf.··
2026 27. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 12:51
Kaçın demokrasi geliyor , daha kapağından itibaren okuyucuya ironik bir soru sorduruyor: "Demokrasi gerçekten geliyor mu, yoksa bize geldiği söylenen başka şeyler mi var?" Yazar Banu Avar, kitap boyunca dünyaya servis edilen "özgürlük", "insan hakları" ve "demokrasi" paketlerinin içeriğini açıp kontrol etmeye çalışıyor. Çünkü ambalajın üzerinde yazanlarla kutudan çıkanların her zaman aynı şeyler olmadığını hatırlatıyor. Bir ülkeye demokrasi götürme iddiasıyla yapılan müdahalelerin ardından geriye kalan yıkım, savaş, yoksulluk ve istikrarsızlık manzaraları ister istemez şu soruyu akla getiriyor: Demokrasi gerçekten geldi mi, yoksa sadece adı mı geldi? Kitabı okurken insanın aklına şu düşünce geliyor: Açlığın hüküm sürdüğü, çocukların savaşlarda öldüğü, milyonlarca insanın göç yollarında yaşam mücadelesi verdiği bir dünyada demokrasi nutukları ne kadar samimi olabilir? Özgürlükten söz edenlerin silah satış rekorları kırdığı, insan haklarından bahsedenlerin çıkarları uğruna sessiz kaldığı bir düzende demokrasi söylemi bazen kulağa oldukça tanıdık bir reklam sloganı gibi geliyor. Kitabın temelinde de tam olarak bu sorgulama yatıyor. Demokrasi adına yapılan operasyonların, ekonomik çıkarların, küresel güç mücadelelerinin ve jeopolitik hesapların gölgesinde şekillendiğini savunan Avar, okuyucuyu resmî anlatıların ötesine bakmaya davet ediyor. Belki de kitabın özeti tek bir atasözünde saklıdır: "Filler tepişir, otlar ezilir." Dünya siyasetinde de çoğu zaman değişen bir şey olmuyor. Güçlü devletler hesap yapıyor, stratejiler kuruyor, sınırlar çiziyor; bedelini ise sıradan insanlar ödüyor. Sonra da adına demokrasi, özgürlük veya barış deniliyor. Bu nedenle Kaçın Demokrasi Geliyor, demokrasi kavramıyla alay eden bir kitap değil; daha çok demokrasi adı altında sunulanların
Kaçın! 'Demokrasi' Geliyor!Banu Avar · Remzi Kitabevi · 2013606 okunma
Yürümenin Felsefesi: Yavaşla, Yol Senden İncinmesin
8/10
·191 syf.·
2026 177. kitabı
Raylar pas içindeydi. Demir, yılların sessizliğiyle renk değiştirmiş, kahverengiye çalan bir yorgunlukla toprağa karışmıştı. Traverslerin arasından çıkan otlar bu hattın artık bir ulaşım değil, bir unutulma alanı olduğunu gösteriyordu. Bir zamanlar hızın ve düzenin simgesi olan bu çizgi şimdi doğanın sabrına teslim olmuştu. Sağ tarafta eski bir istasyon binası duruyordu. Çatısı kısmen çökmüş, camları kırılmıştı. İçeride bir zamanlar bekleyen insanların varlığı artık sadece boşluk olarak hissediliyordu. Biraz ileride tünel ağzı görünüyordu. Karanlık, gündüzü bile içine çekiyordu. Ben, Ravi, Hiç ve Münzevi rayların üzerine adım attık. Buraya Frédéric Gros Yürümenin Felsefesi kitabını konuşmak için gelmiştik. Ama daha ilk adımda anlaşılan, bu yol sadece kitabı anlatmayacaktı, kitabı değiştirecekti. İlk soruyu ben sordum. “Gros yürümeyi neden bir ulaşım biçimi olarak değil de bir düşünme biçimi olarak ele alıyor?” Ravi kısa bir süre raylara baktı. “Çünkü ulaşım hızla ilgilidir. Ama düşünme hızla değil, ritimle ilgilidir. Kitap boyunca gördüğümüz şey modern insan sürekli varmak istiyor. Yürüyen insan ise bazen varmak istemiyor. Sadece kalmak, görmek, değişmek istiyor. Bu yüzden yürüyüş bir araç değil, bir durum.” Hiç hemen araya girdi. “Ama bu fazla idealize değil mi? Sonuçta yürümek de bir eylem. İnsan yürüyerek yine bir yere gidiyor.” Münzevi bakışını raylardan kaldırmadan konuştu. “Gidiyor ama mesele orası değil. Mesele, giderken ne kaybettiğin. Tren rayları bize bunu gösteriyor. Ray üzerinde hareket eden şey özgür değil, sadece güçlüdür. Yürüyen insan ise güçlü değil ama yön değiştirebilir.” Bir süre sessizlik oldu. Rayların sesi yoktu ama sanki geçmişten bir titreşim kalmıştı. Ben ikinci soruya geçtim. “Kitapta Nietzsche neden bu kadar önemli bir yer tutuyor?” Ravi cevap
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20209,1bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2026 90. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 12:30
Kitabın adı:Türkü Söylüyor Otlar Yazarın adı:Doris Lessing Sayfa sayısı:248 Rodezya'nın ırkçı beyazları Turnerlerin uzak çiftliğinde işlenen cinayetten bu alalede cümleyle söz ederler."Çok kötü bir iş" Ayrıcalıklarını korumak krizleri sıradanlaştırmakla mümkündür. Kitabımızın konusu bağımsız beyaz bir kadının yine çiftçi olan beyaz bir adam olan Dick'le evlenip onun çiftliğine yerleşmesi üzerine kurulu... Kitapla kalın...
Türkü Söylüyor OtlarDoris Lessing · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023710 okunma