"Toplumdaki eşitsizliğin kökü, evdeki o karmaşık sevgi ve baskı dengesinde gizli. Kız çocuk; annesinden gördüğü baskıyı, babasından gördüğü sınırlandırılmış sevgiyle birleştirip sessizliğe bürünüyor. Erkek evlat ise; babasından gördüğü otoriteyi, annesinden aldığı o sınırsız ve sorgusuz sevgiyle besleyip bir üstünlük zırhına dönüştürüyor. Ebeveynler, çocuklarına sevgiyle disiplini birbirine karıştırarak, aslında birine hükmetmeyi diğerine ise kabul etmeyi öğretiyor. Dengeyi kuramayan bu taraflı tutum, hayat boyu sürecek bir eşitsizliğin temelini atıyor. Asıl sorun; birini baskıyla ezmek, diğerini ise sevgi adı altında dokunulmaz kılmaktır. Bu döngü, evdeki o yanlış sevgi modelinden vazgeçilene kadar devam edecek."
Siz Hangi Tür Babasınız...
👨‍👦Kral Baba, Kaya Baba, Yok Baba, Koşullu Seven Baba, Korkuluk Baba… Siz hangi tür babasınız? Babalar kızlarına kendileriyle, erkeklerle ve dünyayla kuracakları ilişkiyi şekillendiren nasıl bir psikolojik bir miras aktarır? Bir kız çocuğunun kendisiyle ilgili kurduğu hikâyenin önemli karakterlerinden biri babasıdır. Kız çocukları babalarında yalnızca kendilerini koruyan, ihtiyaçlarını karşılayan ya da kuralları koyan kişiyi görmezler. Erkeklerin nasıl sevdiklerini, gücü nasıl kullandıklarını, öfkelerini nasıl ifade ettiklerini, kadınlara nasıl davrandıklarını ve ilişkilerde nasıl yer aldıklarını da büyük ölçüde babalarını gözlemleyerek öğrenirler. Bu nedenle baba-kız ilişkisi yalnızca aile içindeki duygusal bağlardan biri değildir; bir kız çocuğunun kendisiyle, erkeklerle ve dünyayla kuracağı ilişkinin şekillenmesinde önemli rol oynayan psikolojik bir gelişim alanıdır. Bir baba kızına yalnızca soyadını, yaşam koşullarını ya da maddi imkânlarını bırakmaz. Aynı zamanda görünmez bir miras da aktarır. Kızının hata yaptığında kendisini ne kadar affedebileceğini, ne kadar değerli hissedeceğini, ilişkilerde nasıl bir sevgi bekleyeceğini, otorite karşısında nasıl davranacağını ve hayatta ne kadar yer kaplayabileceğini etkileyen birçok mesaj bu ilişkinin içinde şekillenir. Bazen bu mesajlar açıkça söylenir; bazen de yıllar boyunca tekrar eden küçük davranışların, bakışların, sessizliklerin ve duygusal tepkilerin içinde aktarılır. Bu nedenle baba-kız ilişkisi yalnızca çocukluk yıllarına ait bir hikâye değildir. Babalar kızlarının iç dünyasında çoğu zaman onlar büyüdükten sonra da yaşamaya devam ederler. Bir kadının kendisine söylediği cesaret verici cümlelerde de yetersizlik hissettiği anlarda zihninde yükselen eleştirel seste de bazen babasının izleri bulunabilir. Bu
Makale|Yazı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Operanın neşeli ruhunun sembol eseri, Figaro’nun Düğünü (Le Nozze di Figaro) Türkçede, sizlerle! Mozart’ın bestelediği, librettosunu dönemin en ünlü librettisti Lorenzo Da Ponte’nin yazdığı opera için Macar şair Ferenc Kazinczy, “Bu müziğin verdiği mutluluk, bahsedilebilecek duyumsallardan çok uzak,” demiş, ünlü Joseph Haydn ise operayı rüyalarında duyduğunu dile getirmiştir. Aşk ve sadakatsizlik, sınıf ve otorite, cinsiyet ve eşitlik gibi birçok temayı ele alan opera; asırlara rağmen güncelliğini korumakta ve günümüz kültürüne, toplumuna, güncel olaylarına nüfuz eden temaları işlemektedir. Figaro’yu besteleyerek Mozart başarıya ulaşmış, umut ettiği üne ve finansal güvenceye kavuşmuştur. Bu aydınlanmacı librettonun uyarlandığı eserin yazarı Pierre Augustin de Beaumarchais, Figaro karakterini üçleme olarak hayata geçirmiştir; Sevil Berberi (1775), Figaro’nun Düğünü (1778) ve Suçlu Anne (1791). Dönemin libretto dehası Lorenzo Da Ponte, içeriği biraz törpüleyerek sahnelenebilecek forma getirmiştir. Opera klasikleri dizisi, libretto külliyatına odaklanmaktadır. Eserlere bir zamandizini, önsöz ve sinopsis ile açılış yapıyoruz; librettonun özgün dili ile birlikte Türkçe çevirisini okurlarımıza sunuyor, bilgilendirici dipnotlar eşliğinde her kesimden müziksevere hitap etmeyi amaçlıyoruz. Fihrist olarak opera metinlerini Türkçeye kazandırmaktan ve bütüncül bir bilinç ile okurumuza sunmaktan onur duyuyoruz.
Edebiyat
"Babaya Mektup" Kafka’nın babasıyla hesaplaşmasından çok,insanın çocuklukta aldığı duygusal izlerin yetişkinlikte nasıl bir korkuya, suskunluğa ve yetersizlik hissine dönüştüğünü anlatır. Bu metin bir suçlama olduğu kadar,anlaşılma arzusudur da. Kafka babasını anlatırken aslında kendi içindeki kırılmış çocuğu konuşturur. Çok sarsıcı, çok içten ve insanın kendi geçmişine de dokunan bir eser.

Y. Z. G

@Yusufziyagun
·
Babasız veya Baba Sevgisi Olmadan Büyümek!
Franz Kafka’nın Babaya Mektup adlı metni, onun hayatındaki en derin yaralardan birini açığa vurur:babasıyla olan zor ve baskıcı ilişki. Kafka,bu mektupta babasının otoriter,sert ve çoğu zaman sevgisiz tavırlarının kendi kişiliğini nasıl şekillendirdiğini anlatır.Mektup aslında hiçbir zaman babasına verilmemiştir;bir iç hesaplaşma,bir ruhun kendi yarasını dile getirme çabasıdır. -Kafka’nın babasına yazdığı mektup, aslında babasız büyüyen ya da baba sevgisinden mahrum kalan herkes için bir metafor gibidir: *Sevgi eksikliği,bireyin iç dünyasında derin bir boşluk bırakır. *Bu boşluk,kimi zaman yazıyla,sanatla,kimi zaman da kendi içsel yolculuğuyla doldurulmaya çalışılır. *Baba sevgisi olmadan büyümek,bir eksiklikten çok bir dönüşüm süreci olabilir;birey kendi içindeki baba figürünü yaratmak zorunda kalır.
Dış dünyanın ilk güvenli elçisi, arzunun sınırlarını çizen şefkatli otorite.
1000Kitap
Babalar hep yüreklerde yaşar.
Bazı boşluklar dolmazmış. Bazı yaralar kapanmazmış. Hayat sana masallar anlatırken İçindeki yangın hiç sönmezmiş. Çok sevdiğin biri gidince, Duyduğun sevgi hiç ölmez, Yüreğindeki özlem paslanmazmış. Sensiz bilmem kaçıncı gün bugün, Keşke yine kızsan bu kadar iyi olma diye, Çünkü huysuz insanlara hala katlanıyor. Hala içimdeki sevgiyi dağıtıyorum. Senin yetiştirdiğin gibi, Senin güçlü kızın gibi, Zaten dedikodu çok sevmem bilirsin, Şimdilerde tek dedikodum kitap karakterlerini çekiştirmek Artık maç izlerken de kızmıyorum kimseye Kabulleniyorum herşeyi daha da bir olgunlaştım. Bak bugün İlkin Aydın'ı bile Milli formanın hakkını verdi diye eleştirmiyorum. Vargasla birlikte savaşıyorlar. İçimden sana anlatıyorum. Hala yasım bitmedi ,bitmeyecek biliyorum. Kızkardeşimin ablamın yanında senden pek bahsetmiyorum. Biliyorsun onlar benden de ağlak. En son mezarında yanlız kaldığımda konusamamıştım seninle. Çünkü kabullenemedim hala gitmeni Sanki bir yerlerden çıkacaksın Otorite diye bağıracaksın bana Küçükken şu teyzene, şu amcana da şiir yaz derdin ya ne yapacağım şimdi der spontane bişeyler karalardım. Gözlerinde bir gurur, gülümseyerek bakardın bana,
Hayata Dair