Hristiyanlar Rumeli'de nüfusun üçte ikisini, Anadolu ve doğu illerinde üçte bir gibi bir oranını temsil ediyordu. Toplum önderliği Rum ve Ermeni kilisesinin ürkek ve iktidarsız kadrolarından ibaretti. Askeri önderlik tahrip edilmişti. İslam hukukuna göre zimmilerin silah taşıması, emir verecek mevkilerde bulunması, bazı istisnalarla ata binmesi, din adamı değilse - otorite simgesi olan - sakal bırakması, mahkemede Müslümana karşı tanıklık etmesi yasaktı. Müslümanlar egemen sınıftı; gayrimüslimler genel kural olarak yoksul ve ezikti.
Söz konusu hastalığın bulaşıcı olması gerekiyor. İsterse bütün otorite buna karşı çıksın yine de kız hastalığın bulaşıcı olduğunu ileri sürecektir. Bütün nevrozlarda karşılaşacağımız bir durumdur bu. Öyle bir mantık söz konusudur ki, savunulacak bir tarafı olmasada gücünü hastanın bir şeyi yapması gerektiğine ortada o şeyi yapmasını gerektirecek bir neden olmamasına rağmen inanmasından alır.
Geleneksel aile, bireyleşmeye olanak tanımayan bir yapıya sahiptir.
...geleneksel ailelerde çocuğun kendine özgü bir duygusal dünyası olabileceği pek kabul edilmez. Böyle bir ortamda yetişen çocuk da özerkliğini gereğince kazanamaz, girişim yeteneğini ancak törelerin hoşgördüğü oranda geliştirebilir. Yetişkin dönemine ulaştığında çağdaş beklentilere uygun bir otorite olamaz.
Bazı aileler ise çocuğun ihtiyacı olan sınırları gereğinden fazla gevşek bırakırlar. Bu ana-babaların bir bölümü otorite olmayı öğrenememişlerdir. Bu durum, örneğin büyükanne ve büyükbaba tarafından büyütülmüş kişilerde olduğu gibi, gerçek otorite modelinden yoksun bir çocukluk geçirmiş olan ana-babalarda daha sık görülür. Çocuklarına gerekli sınırı koyamayan ana-babaların bir diğer bölümü ise katı bir baskı altında yetişmiş kişilerdir. Kendi yaşamadıklarını çocuklarına yaşatmak ve böylece dolaylı olarak kendilerine doyum sağlamaya çalışırlar. Ne var ki, sınırların katı ve dar olması kadar iyi çizilememesi de çocuğun gerekli rehberlikten yoksun kalmasına neden olur. Bu gibi çocuklarda baş kaldırıcı ve toplumdışı davranışlar daha sık gözlemlenir.
Dış otorite, itirafı düzenleyen ve bize ne yapmamız veya neye inanmamız gerektiğini söyleyen din adamları, bizi terörize eden aforozlar, bizi bağlayan litürjik törenler, bize dayatılan dogmalar ve yasaklar; tüm bunlar gerçek din değildir. Dindarlık maskesi altında tiranlıktır.