İdam mahkumunun söz hakkı vardır,
Bari son arzumu sor da öyle git.
Arının çiçekte göz hakkı vardır,
Bir buse içimi dur da öyle git...
...
Ardımdan bir damla yaş dökeceksen
Adımı andıkça ah çekeceksen,
Kabrime bir gonca gül dikeceksen
Ne olur yaşatma, vur da öyle git...
“Benim burada ne işim var hissi nereye gidersen git yakanı bırakmayan bir histir ve bu, öyle bir histir ki dostum, nerede ne işin olduğunu asla bilemeyeceğin, hiçbir yerde huzurlu hissedemeyeceğin bir duygudur!”
Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!
Mademki benli hayat sana kafes kadar dar
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar
Hadi git, benden sana dilediğince izin,
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.
...
Ceviz ağaçlarının altına hasır serdirip bahçesinin seyrânında dinlenmek istediği bir ilk yaz günü Zühre'ye çok ziyaretçi geldi. İlk önce, tâ Kumran'dan yolculuk etmiş bir Macar hâkimin
Hem dünya bir misafirhanedir. Öyle ise, onu yapan Mihmandar-ı Kerim'in izni dairesinde ye, iç, şükret. Kanunu dairesinde işle, hareket et. Sonra arkana bakma, çık git. Herzekârane fuzulî bir surette karışma. Senden ayrılan ve sana ait olmayan şeylerle manasız uğraşma ve geçici işlerine bağlanıp boğulma."