Sen, zamanla yaralar iyileşir, duvarlar insanı saklar sanıyorsun, ama öyle değil, öyle değil. Bir şey insanın yüreğine yerleşince kimse onu yerinden sökemez!
Bu adamın en büyük üzüntüsü, başkalarının dertlerine, üzüntülerine ortak olmaktan, onların yardımına koşmaktan kendi hayatını yaşayamaması, kendi üzüntülerine kendi sevinçlerine dalamaması olacaktı. Geçimini ondan bekleyenlere geçim, sevincini ondan bekleyenlere sevinç yetiştirmekten yorulmuş olacaktı. Bu haline karşı gönlü ayaklandığı zaman da bencil bir kişi olmaya karar veriyor ama daha bu kararı verirken kendisine seslenen birine "Şimdi geliyorum" diye karşılık veriyordu. Bu kararla bu "şimdi geliyorum" arasında gide gele, ölüm döşeğine düştüğü gün, ansızın, bir şey aydınlanacaktı bu adamın gözlerinde, bir şeyi apaçık görecekti bu adam: Kendi yaşayışı, bu "şimdi geliyorum"dan başka bir şey değildi, olmamıştı. "Şimdi geliyorum" diyerek yaşamak istemiş, öyle yaşamıştı.
Neşe bulaşıcıdır falan diyorlar. Yalan .Neşe kolonya gibi bir şey. Dökünüyorsun ,o an ferah- lıyorsun .Sonra uçup gidiyor burnundan, elinden, üzerinden. Kasvet öyle değil ama, zamk gibi, bulaşıyor ve dokunan herkese yapışıyor.
Amerikan şehirlerinde saldırı sonrasında bir bayrak salgını yaşanıyor. Evlerine, arabalarına bayrak asan çok sayıda insan var. Özellikle beyaz ve Hıristiyan olmayan göçmen toplulukları, işyerlerine bayrak asarak, bir anlamda sadakatlerini kanıtlama zorunluluğu duyuyorlar. Amerika (ABD) köklü bir tarihe yaslanan bir ülke değil; uzandığı geçmiş ise yerli halkların acımasız bir biçimde yok edildiği, köleliğin ve köle ticaretinin meşru kabul edildiği, ırk ayrımının uzun bir süre hükümferma olduğu kötü bir sicili ele veriyor. Sanıldığının aksine, ABD öyle yekpâre bir ülke de değil. Güneyin iç savaşın acısından bir türlü kurtulamadığı, hâlâ siyah karşıtı, ırkçı ve bağnaz olduğu söyleniyor.