“Âh insan!” diye mırıldandı. Kanaatine göre her şeye rengini veren insandı. En âdil kanunlar sorumsuz, ehil olmayan ellerde işe yaramaz hâle gelirdi. Ciddiyet, çalışkanlık, hak anlayışı, kişilerin özelliği olursa, o toplumun meselesi hallolurdu. Aksi takdirde kanun üstüne kanun çıkarılır, sorumsuz, hak duygusu olmayan insanlara yeni suitimal kapıları hazırlanırdı.
Bizler gibi yarı aydınlar hiçbir zaman peşin hükümlerden kurtulamazlar. Bazı yanlış şeyleri körün değneği bellediği gibi belleriz. Gerekli veya gereksiz kullanırız. Hoca mı? Kötü, kaka! Memleketi geriye götürmek istiyor!
Dinden ne çektiğimizi bilmiyorum. Çok daha dindar olduğumuz dönemlerde dünyanın hafızasından silinmeyecek uygarlıklar kurduk. Dinimiz engel olsaydı, başarabilir miydik?