Yaşamın alelade şekilde sürdüğüne dair bir hatırlatma olacaktı bir kedi. Herkes gitsede bir kedi kalırdı civarda mutlaka. Hiçbir şey olmamış gibi şuracıkta oturup dünyanın ıssızlığına aldırış etmeden öylece kuyruğunu yalayabilirdi ..
Artık hiçbir lafı ağzından öylece çıkıvermiyordu. Her hecenin ölçülüp biçilmesi gerekiyordu.
Sayfa 165 - Duman·Kitabı okuyor
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sokak henüz karanlıktı. Bir kedi aradı gözüm. Yaşamın alelade şekilde sürdüğüne dair bir hatırlatma olacaktı bir kedi. Herkes gitse de bir kedi kalırdı civarda mutlaka. Hiçbir şey olmamış gibi şuracıkta oturup dünyanın ıssızlığına aldırış etmeden öylece kuyruğunu yalayabilirdi.
İnsan öylece çocukluğunu arayıp da biraz olsun şanslı olmayı dileyemez.
Sayfa 19·Kitabı okudu
Sahip Olma Hırsı
Bütün bu çiçeklerden koca bir demet yapmış eve dönüyordum ki, yol kıyısındaki hendekte, bizde "tatar" da denen, koskocaman açmış, bordoya çalan göz alıcı çiçeğiyle bir devedikeni gördüm; ot biçerken bunlara pek dokunmamaya çalışır orakçılar, kazara biçtiklerinde de, ellerine batmasın diye hemen demetin içinden çekip atarlar. Birden, onu da koparıp demetimin ortasına koymak düştü aklıma. Hendeğe indim ve göz alıcı çiçeğin tam ortasına iğnesini batırmış ve oracıkta öylece tatlı, tembel bir uykuya dalmış, tüylü yabanarısını kovalayarak, çiçeği koparmaya çalıştım. Ama bu epey güç bir işti: Elimi mendilimle sarmama karşın, saptaki dikenler avucumu delik deşik etmişti; öylesine zorlu bir saptı ki sırf lif lif parçalara ayırana dek beş dakika mücadele ettim. Sonunda çiçeği koparmayı başardığımda sapı neredeyse püskül püskül olmuş, çiçeğin de deminki güzelliği, tazeliği uçup gitmişti. Ayrıca bu kaba, çirkin haliyle, güzelim kor çiçeklerinden oluşan zarif demetime hiç yakışmamıştı. Yerinde ne güzel duran çiçeği canından ettiğime üzüldüm ve demetten çıkarıp attım. "Ne olağanüstü bir yaşam gücü bu." diye düşündüm, onu koparmak için harcadığım çabayı anımsayarak. "Kendini nasıl da savundu ve postunu nasıl da pahalıya sattı.
Babaannemin salonundaki beyaz koltukları da kirletmeye korkardım. Hoş, zaten yasaktı salonun kapısını öylece açıp içeri dalmak. Bayramdan bayrama, bize değil de misafirlere açılan bir müze gibi dururdu salon evin orta yerinde. Kendimiz için değil, başkaları için yaşadığımızı o zaman öğrenmiştim.
Çocukluğumun Evi -Salon- Pdf·Kitabı okuyor
Hikaye-Öykü