Yaşamak artık beni yoruyor önemli bir olay yaşamadan sadece yaşamak bile yordu beni insanlarla birlikte olmak onların sözlerine cevap vermek nasılsınız demek içeri girerken merhaba ayrılırken hoşça kalın gene görüşürüz demek konuşmaları izlemek ne demek istedi acaba söylediğimi anladı mı ne demek istedi acaba yanlış bir şey mi yaptım acaba söylediğini anladım mı o kadar çok insan var ki o kadar çok olay birden oluyor ki birini izlemek isterken başkasını kaçırıyorum birini duyarken ötekini görmüyorum yetişemiyorum (…) oysa sen bakışlarınla başka istekler ifade ediyorsun beni yeniden yaşamaya yeniden ıstırap çekmeye zorluyorsun yaşamak aynı zamanda yaşamış olduklarını hatırlamak demektir hatırladıkça bunalıyorum.
İhanetin hakiki eleştirisi mezar taşlarına yazılır.
Gel gelelim kendi acılarımız bizi başkalarının yalanlarından daha çok yanıltabilir. Aptallığın konsantrasyonu ve özeti, cezalandırma konusundaki ataklıkta ortaya çıkar. Şimdi ben de bilgece düşüncelerin yükünü sırtımdan atıp kendimi inkar edercesine dehşet saçmak istiyorum. Oysa vahşet neden acelelikle birlikte yürüsün ki? Vahşetin tabii niteliğini göz ardı etmemek gerek. Beşeri sükûnet ise çoğu zaman otomatik bir erteleme düzeneğinin işlemesinden elde edilir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Anlaşamamak çok anlaşılır bir nedendi ayrılmak için ama kimseye bu kadar açıklama yeterli gelmiyordu.Daha geçerli sebepler istiyordu toplum bizden.Hiç değilse şiddetli geçimsizlik istiyordu.Oysa şiddetsiz,sessiz bir geçimsizlik de az şey değildi.Aynı evi paylaşan,hiç konuşmadan,kavga etmeden,birbirine dokunmadan seneler geçiren insanların geçimi de geçimsizlik değil mi?Çiçeği ha bir günde koparıp atmışsın kökünden,ha yavaş yavaş solmasına izin vermişsin.”
En büyük yara olan "doğma" derdini hiç kimse üzerinden atamaz. Oysa bir gün iyileşmek umuduyla hayatı kabullenir ve badirelerine katlanırız. Yıllar geçer, yara kalır.
…Bu yüzden erkek kadının uysal olmasını ister –oysa özellikle kadın özünde uysal değildir, tıpkı bir kedi gibi, uysallık görüntüsünü ne kadar iyi çalışmış olsa da.
Sayfa 87 - Türkiye İş Bankası/ Kültür Yayınları·Kitabı okuyor