9/10
·223 syf.··
2026 76. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 01:27
''Bir zamanlar Almanya'nın Berlin kentinde Albinus adında bir adam yaşardı. Zengindi, saygındı, mutluydu; günün birinde gencecik bir metres uğruna karısını terk etti; sevdi; sevilmedi; ve yaşamı felaketle son buldu. Öykünün hepsi bu kadar. Biz de hiç üstünde durmayabilirdik, eğer anlatmaktan keyif alıp kâr elde edebileceğimizi bilseydik,'' açılış sekansıyla başlayan düğümleme egzotik yaşamın habercisi olagelen bir yerde, kararlaştırdığımız bazı debdebeli işgüzarlara çok net bir sekans. ''Karanlıkta Kahkaha''nın yüzeysel yansıması. Roman, sinema estetiğiyle (özellikle Alman Ekspresyonizmi ile) organik bir bağ kurar; karakterlerin hareketleri, loş Berlin sokakları ve otel odalarındaki klostrofobik atmosfer adeta bir sessiz film şeridi gibi akar. Albinus’un geçirdiği araba kazası sonucu gözlerini kaybetmesi, onun zaten en başından beri maruz kaldığı "manevi körlüğün" somut bir tecellisidir. Margot ve onun eski sevgilisi Axel Rex’in, Albinus’un körlüğünden faydalanarak aynı evde, onun gözlerinin önünde sürdürdükleri o sadist oyun, dünya edebiyatının en klostrofobik, en tekinsiz aldatma sahnelerinden biridir. Tony Richardson’ın 1969 yapımı sinema uyarlaması bu marazi ilişki ağını dönemin estetiğiyle beyaz perdeye taşırken; Nabokov’un orijinal metni çok daha mesafeli, ironik ve kelimelerin arkasına saklanmış o buz gibi "yazar kahkahasıyla" doludur. Karanlıkta Kahkaha, insanın kendi zaaflarından ördüğü o karanlık labirentte nasıl kaybolacağını ve tutkunun insanı kendi trajedisinin seyircisi haline getirişini mühürlenmiş bir zaman fragmanı olarak dimağa kazıyan vakur bir başyapıttır.
Karanlıkta KahkahaVladimir Nabokov · İletişim Yayınevi · 2010398 okunma
Kalbi kırarak, ama estetik bir hazla.
9/10
·240 syf.··
2026 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 00:00
Bazı kitaplar sizi bir hikâyeyle, bazıları bir atmosferle yakalar. Günlerin Köpüğü ikincisinden: daha ilk sayfalarda Vian'ın kurduğu o tuhaf, parlak, müzikle dolu dünyaya adım atıyorsunuz ve kitap bittiğinde o dünyanın yavaş yavaş üstünüze çöktüğünü fark ediyorsunuz. Vian önsözünde her şeyin önemsiz olduğunu, gerçekten önemli olan iki şeyin "her şekliyle aşk ve Duke Ellington'ın müziği" olduğunu söyler. Roman da tam olarak bunun üzerine kurulu. Varlıklı, kaygısız ve nazik bir genç olan Colin'in dünyasıyla tanışıyoruz önce: bir tuşuna basınca kokteyl hazırlayan piyanosu (pianocktail), her yemeği bir şölene çeviren aşçısı Nicolas, dostu Chick ile felsefe üzerine sohbetleri. Burada her şey ışıltılı, oyuncaklı, neredeyse çocuksu bir mutlulukla parlıyor. Sonra Colin, Chloé'ye âşık oluyor ve hayat bir süreliğine kusursuz bir melodiye dönüşüyor. Ama Vian'ın asıl ustalığı, bu mutluluğu sadece anlatmakla kalmayıp dünyayı duygulara göre fiziksel olarak değiştirmesinde. Bu kitabın en çarpıcı yanı bu sanırım. Colin ve Chloé mutluyken odalar genişliyor, güneş içeri doluyor, eşyalar canlanıyor. Chloé hastalanınca —ciğerinde bir nilüfer büyümeye başlıyor, evet, tam anlamıyla bir su çiçeği— evin duvarları büzülmeye, tavan alçalmaya, renkler solmaya başlıyor. Sürrealizm burada bir süs değil, doğrudan anlatının kalbi: iç dünya dışarıya sızıyor, keder mimariye, ışığa, nesnelere işliyor. Hastalık ilerledikçe Colin'in serveti de eriyor. Chloé'yi iyileştirmek için her gün etrafını çiçeklerle donatmak zorunda (çünkü nilüfer ancak çiçeklerden korkar), ve para bitince Colin ilk kez çalışmak zorunda kalıyor. Vian'ın işe, emeğe, bürokrasiye dair acı alaycılığı tam burada devreye giriyor. Çalışmak insanı tüketen, anlamsız, bedeni ezen bir şey olarak resmediliyor. Mutluluğun ve aşkın bir ekonomisi
Edebiyat
Günlerin KöpüğüBoris Vian · E Yayınları · 20242,225 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·328 syf.··
2026 64. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:00
Her gün gördüğün iş arkadaşını ne kadar tanıyabilirsin? Besin takviyesi firmasında çalışan, herkesin ilgisini üzerine çeken, güzel ve popüler Natalie... Aynı iş yerinde çalışan, herkesin tuhaf bulduğu, dışlanan ve oldukça dakik muhasebeci Dawn... Bu kadar dakik olan Dawn'ın iş yerine gelmemesi ve kendisine gelen telefonla onu merak eden Natalie, onun evine gittiğinde korkunç bir manzarayla karşılaşır. Üstelik ortaya çıkan bütün deliller onu işaret etmektedir. Birisi onunla kedinin fareyle oynadığı gibi oyun oynamaktadır ama kim? Dawn kadar silik bir karakteri öldürecek kadar ondan nefret eden biri mi var? Açıkçası başlarda hikaye beni o kadar içine çekmemişti. İkinci bölüme geldiğimde ise yazar bana büyük bir şok yaşattı ve beni böyle şaşırtmayı başaran kitapları severim. Bu ilk şokun ardındansa sonrasını tahmin etmek pek zor değil. Yazar bu kitabında azıcık Agatha Christie'den etkilenmiş gibi geldi bana. Yine oldukça akıcı bir kitaptı fakat yazarın tarzı ve kurgusu çoğunlukla benzer olduğu için üst üste okuyunca sıkıyor. Biraz ara vererek okursanız bence daha çok keyif alırsınız. Özellikle bu yaz aylarında okuyabileceğiniz çerezlik bir kitap. Sizler bu kitabı okudunuz mu? Yorumlarınızı merak ediyorum. Kitaplı günler.
İş ArkadaşıFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,873 okunma
SPOİLER !!!
Puan vermedi·272 syf.··
2026 4. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 16:45
Öncelikle şunu söylemek istiyorum: Normalde bu bir kitap eleştirisi olmalıydı, ancak bu yazıda kitaptan çok Lord Henry karakterine odaklanacağım. Çünkü bana göre bu romanı anlamak için öncelikle Lord Henry’nin düşünce yapısını anlamak gerekir. yalnızca bir ahlak hikâyesi değil; aynı zamanda fikirlerin insanlar üzerindeki etkisini inceleyen bir romandır ve bu etkinin merkezinde Lord Henry bulunur. Lord Henry çelişkilerle dolu, dikkat çekici ve çoğu zaman yanlış yorumlanan bir karakterdir. Onu yalnızca “manipülatör” etiketiyle açıklamak ise karakterin karmaşıklığını küçültmek olur. Çünkü Lord Henry insanları gizlice yöneten klasik bir manipülatör gibi davranmaz. O, düşüncelerini saklamayan, fikirlerini açıkça ortaya koyan ve insan psikolojisini gözlemlemekten zevk alan biridir. İnsanlar üzerindeki etkisi ise doğrudan baskıdan değil, fikirlerinin çekiciliğinden doğar. Bu noktada “manipülasyon” kavramını nasıl ele aldığımız önemlidir. Eğer manipülasyonu, bir insanın başkalarını bilinçli aldatma veya zorlayıcı yönlendirme yoluyla kontrol etmesi olarak tanımlarsak, Lord Henry bu tanımın içine tam olarak oturmaz. Çünkü o çoğu zaman emir veren veya plan kuran biri değil, düşüncelerini filtresiz şekilde dile getiren bir karakterdir. İnsanların onun fikirlerinden etkilenmesi, tek başına onu manipülatif yapmaz. Bununla birlikte bu durum Lord Henry’nin etkisinin zararsız olduğu anlamına da gelmez. Özellikle zihinsel olarak yön arayan karakterler üzerinde düşüncelerinin güçlü bir etki yarattığı açıktır. Ancak burada önemli olan nokta şudur: Etkilenme süreci yalnızca etkiyi yaratan kişiye değil, etkilenmeye açık olan bireyin yapısına da bağlıdır. Bu nedenle Lord Henry’yi tüm sonuçların tek sorumlusu gibi görmek eksik bir okuma olur. Bana kalırsa Dorian Gray’in asıl özelliği güçlü
Düşünce
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · İş Bankası Yayınları · 202199,3bin okunma
10/10
·304 syf.·
2026 11. kitabı
Çocuk kitabı olarak pazarlanan Momo aslında yetişkinlerin dünyaya çocuk gözüyle baktıklarında hayatı daha keyif alarak yaşayabileceklerine işaret ediyor. Hayatta bizi oyalayan birçok şeyin bize zaman kazandırma vaadi ile aslında zamanımızı asıl ilgi duyduğumuz alanlara vermemizi engellediğini Momo'da görebiliyoruz. Ayrıca kitaptaki "çocukların kendi hallerinde yaratıcı bir şekilde oyun kurabilecekken günümüzde sırf bir şeyler satmak uğruna çocuklara sunulan tek yönlü oyuncakların olmasının" vurgusunu çok beğendim. Tüketim kültürü çocukların bir oyuncakla nasıl oynayacağına kadar derinlerimize işlemiş bir vaziyette ve bu çocukların hayal gücünü kısıtlıyor. Kassiopeia karakteri, yani kaplumbağa, benim için unutulmaz kalacak kitaplar | kitap inceleme | okumalar | eğitim | Momo | Michael Ende | kitap önerileri |
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,4bin okunma
8/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Okuyucuyu sürekli tetikte tutan, gerilimi yüksek bir kitap arayışındaysanız size tamda öyle bir öneriyle geldim... Savcı Volkan'dan gelen bir telefon, hattın diğer ucunda Adli tıp uzmanı Soner... Bir ölüm vakası,yer; şehrin kıyısında ormanın yuttuğu, ağaçların bile geceleri ses çıkarmaktan çekindiği lanetli bir köy... "Bu şehir sadece bir gün günahsız durabilir mi?" Bu kitabımızda,katilin eylemlerini beş duyu üzerinden temellendirmesi, klasik polisiyelerden farklı ve psikolojik derinliği olan bir akış ortaya çıkartıyor. Bir ceset kadın, 2 gün boyunca yatağa bağlı, her bir duyu organı titizlikle yok edilmiş, kendince bir sanat eseri bırakmış, bir de katilin imzası var, bu bir ritüel mi yoksa... Dinle,sadece sessizlik yalan söylemez. Peki bu ceset sadece bir sanat eseri miydi yoksa bir başlangıç mı? Sonra katilin hayatına, geçmişine dahil olmak... Katilin gölgesinde ona eşlik etmekte oldukça acımasızdı... Bir katilin zihnine girmek, o karanlıkla yüzleşmeyi göze almaktır. Empati kurmadan duramıyorsunuz desem yeridir. "Bir gün bir çocuk, dünya ona sağırdı, o da dünyayı sağır edecekti!" Gerçekler, bazen en karanlık dosyaların arasında, görünmeyenin ardında gizlidir... Adli tıp uzmanı Soner ona eşlik etmek fazlasıyla etkileyiciydi. "Bir katili anlamak, onu affetmek değildir. Onu durdurmanın tek yoludur." Her sayfa daha çok merak duygusunu tetikliyor. Adli tıp dosyalarında kaybolmak. Artık Av'da Avcı da aynı ormandaydılar. Ve diğer cesetler... Bunlar birer cinayet mi? Yoksa görülmeyenlerin çığlığı mı? Okuyup kararı siz verin!--- Oyun devam ediyor! Polisiye ve gerilim türündeki kurgulardan özellikle de adli süreçlerin ve seri katil analizlerinin ön planda olduğu hikâyelerden keyif alıyorsan, bu kitap senin için oldukça ilgi çekici bir tercih olabilir. #fadiktavsiyesi Zeka ve
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202627 okunma