Bahçe, bahçıvanı olmadan da coşmaya devam edecek, onun diktikleri büyüyecek, meyveye duracak ama yabani otlar da kendine yol açacak, bir süre sonra onlar her şeyi ele geçirecek. Belki hemen değil, ama işler böyle yürür – bedenler soğur, bahçeler yabani ota boğulur, çocuklar yetim kalır. Yine de bahçıvanın ölümlülüğüne rağmen bahçe bir anlamda ölümsüzdür.
“Kral sadece kötülük yapmayı düşünen zalim bir kral bile olsa, yine de ülkesinde çiçekler açmaya ve kadınlarla erkekler birbirlerine âşık olmaya devam edecektir. Bunlar da onun sevaplarıdır. Sanırım ne tek başına iyilik, ne de tek başına kötülük diye bir şey vardır. Bunlar birbirlerinin gölgesi olduğundan, biri olmadan diğeri var olamazdı: İyilik ve kötülük birbirlerinin ayrılmaz parçasıdır.”
Bir tomar fotoğraf seçti. Sonra gelip önüne oturduğum cam tezgahın üstüne serdi. Bazıların kenarları kıvrılmıştı.Demek ki fotoğrafların da bir cansuyu var, içindekiler unutuldukça, hatırlanmaz oldukça yavaş yavaş kuruyup böyle kıvrılıyor.
Bana diyorlar ki, “Bu dünyanın hazlarıyla öteki dünyanın esenliği arasında bir seçim yapmalısın.”
Ben de onlara şöyle diyorum, “Hem bu dünyanın sevinçlerini, hem öteki dünyanın esenliğini birlikte istiyorum. Çünkü yüreğimde şunu hissediyorum; büyük şair bir şiir yazdı yalnızca ve onun vezni de kafiyesi de tamdır.”