Puan vermedi
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Japonya’da, savaşın o büyük yıkımını ve toplumun yaşadığı derin kimlik krizini anlatan bir edebi hareket doğdu: Burayha. Geleneklere, katı kurallara başkaldıran ve kelime anlamı bir nevi 'çöküş' olan bir yazar topluluğu... İşte o kutsal ilan edilen sahte değerlerin büyük enkazından geriye bu topluluğun o melankolik aydınları kaldı. Ango Sakaguçi de o yıkımın tam ortasında, her türlü dayatmanın tamamen uzağında duran bir isim. İnsanın sahteliklerden sıyrılıp kendi çıplak gerçeğiyle, o kaçınılmaz düşüşüyle yüzleşmesi gerektiğini savunan o ödünsüz ruhun ta kendisi. Bu tavizsiz ve net duruş, öykülerinin o tekinsiz dehlizlerinden denemelerinin her bir satırına kadar kendini açıkça hissettiriyor. Tam da bu noktada, Çevirmen Kuzey Baykal’ın kaleme aldığı o kıymetli ön sözü okurken yazarın bu tavizsiz ruhunu daha da derinden hissediyoruz. Eser, aslında çok önceden bambaşka bir yayınevinin mutfağında demleniyormuş. Fakat Baykal, kendi yayınevlerini yani Ayabakan Yayınları'nı kurunca bu edebi mücevheri kendi bünyelerinde parlatmak istemiş. İyi ki de öyle yapmış; zira bu sakınılan özen kitabın her satırında kendini hissettiriyor. Biz Uzak Doğu kültürünü dışarıdan hep katı geleneklere bağlılık, uysal bir adanmışlık ve mutlak bir itaatkarlık üzerinden okuruz. Bizdeki 'kader' algısının onlardaki o trajik, onurlu karşılığı olan Harakiri gibi. Ancak Sakaguçi, bu dışsal şekilciliğin ardındaki o muazzam toplumsal sıkışmışlığı deşifre ediyor. Bize gösterdiği şey çok net aslında; şekilciliğe değil, öze bağlı kalındığı müddetçe ne bir kültür yozlaşabilir ne de insanın öz benliği kaybolur. Çünkü Japon toplumunun o insanı mengene gibi sıkan yapısı; bireyi yapmak istedikleri ile geleneklerin ondan mutlak olarak beklediği 'yapması gerekenler' arasında dehşet
Çöküş ÜzerineAngo Sakaguçi · Ayabakan Yayınları · 20261 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 32. kitabı
Herbert Uelss - “Görünməz adam” Siz heç görünməz olmaq istəmisiniz? Mən istəmişəm. Amma bu kitabdan sonra istəyimi bir daha nəzərdən keçirməyə qərar verdim. Çünki görünməzliyin insanın başına nələr gətirə biləcəyinə bu kitabda bir daha şahid oldum. Kitabı sonuncu uşaq festivalından əldə etmişdim, üz qapağı və adı diqqətimi çəkmişdi. Kitab gözləntilərimi tam qarşılamadı amma pis kitab da deyildi. Bir fizik alimi işıqla bağlı araşdırmalar edərkən təsadüfən görünməz olmağın yolunu kəşf edir və bunu öz üzərində yoxlayır. Lakin bu vəziyyət başına böyük bəlalar açır. Bir müddət sonra köhnə halına qayıtmaq istəyir. Kitab da bizə onun görünməzlikdən sonrakı həyatını və bu bəladan qurtulmaq üçün çəkdiyi əziyyətləri danışır. Kitab görünməz adamın Aypinq adlı qəsəbədəki mehmanxanada otaq tutması ilə başlayır. Məqsədi araşdırmalarını burada gizlicə davam etdirməkdir. Amma üz-gözünün sarğılarla bağlı olması, eynəyi və paltosu ilə dərhal diqqət çəkir. Görkəmi adama dəlini və ya polisdən qaçan birini xatırladır. Onun əslində kim olduğunu və niyə bu hala düşdüyünü isə ancaq oxuduqca öyrənirik. Kiçik həcmli bu kitabı (128 səh.) sanki iki hissəyə bölmək olar. İlk 60-70 səhifəsi elə bil ancaq səs-küylü, hay-küylü qaçdı-tutdu səhnələrindən ibarətdir: Onu tutun, öldürün, o yıxıldı, bu durdu, o vurdu, bu qaçdı... Adam sağ qalmağa çalışır, qəsəbə camaatı isə onu tutmaq istəyir. İlk hissə ancaq belə keçdiyi üçün mənə bir az sıxıcı gəldi. Amma ikinci hissədə bu insanın niyə bu günə düşdüyü, indi nə etmək istədiyi kimi bütün sirlər aydınlaşır. Buna görə də kitabın ikinci hissəsi mənə daha maraqlı gəldi. Kitab inandığı hər kəs tərəfindən aldadılan, avam kütlə tərəfindən qəddarcasına tənhalığa itələnən bir alimin həyatından bəhs edir. Bir tərəfdə çıxış yolu axtaran istedadlı alim, digər
Görünməz AdamH. G. Wells · Əli və Nino Nəşriyyatı və Qanun Nəşriyyatı · 010,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·96 syf.··
2026 54. kitabı
Martı Jonathan Livingston, sadece yemek bulmak için uçan ve sürüye bağlı kalan diğer martıların aksine, uçmayı hayatın gerçek amacı ve tutkusu haline getiren sıra dışı bir martının hikayesini anlatıyor. Sınırlarını zorladığı ve sıradanlığı reddettiği için kendi sürüsü tarafından dışlanan Jonathan, mükemmel uçuşun ve özgürlüğün peşinden gitmekten asla vazgeçmiyor. Richard Bach, bu kısa ama derin fabl üzerinden insanın kendi potansiyelini keşfetme, kalıpları yıkma ve her türlü baskıya rağmen kendini gerçekleştirme yolculuğunu ilham verici bir dille anlatıyor.
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680bin okunma
Puan vermedi·239 syf.··
2018 63. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2018 00:00
Okuyup bitirdiğim ama yorumunu giremediğim Yaprak Öz'ün #berlinliapartmanı kitabıyla geldim. #sobesiyahorkide kitabıyla tanıştığım yazarın diğer kitaplarını okumaya devam ediyorum. Kitabı bitirdiğimde "beynim yandı" dedim resmen. Ne güzel kitaptaki karakterlerle birlikte kahve içip sohbet etme havasındaydım ki başladı olaylar perili köşk misali. Şüphelenmediğim adam kalmadı sonuna kadar. Her karakter aklınızda soru işareti bırakacak şekilde kurgulanmış. Beyin fırtınası yaparken yanan devrelerim bir yana, ürpermem cabası oldu (-oyuncak bebekten korkar mı insan? - Korkar) Kitabın ilerleme tarzına bayıldım, hem sizi o sohbet havasından koparmıyor, hem ödünüzü kopartıyor, hem güldürüyor, kısaca çok güzel ilerliyor. "bitsin artık" modunda yoran kitaplardan değil. Kendi açımdan tedirgin olduğum bir konu var yalnız gerilim, polisiye, korku, psikolojik, dedektif kitapları okuya okuya sonum böyle olmaz inşallah. Okumadıysanız illa ki şans vermeniz gereken kalemlerden @yaprinka Gözüme kestirdiğim "Tilki, Baykuş, Bakire kitabınını da önümüzdeki ay okumayı planlıyorum. Keyifli okumalarınız daim olsun...
Berlinli ApartmanıYaprak Öz · Yitik Ülke Yayınları · 2013507 okunma
Puan vermedi·96 syf.·
2026 5. kitabı
Bismillahirrahmanirrahim essalatu vesselamu Âla Rasulina Muhammedin ve Ala alihi vessahbihi ecmain, Hamd Alemlerin Rabbi olan Allaha mahsustur, Kalemle yazmayı öğreten O dur. Öncelikle eser sıradan olan bir martı sürüsünün içinden anormallik gösteren ve tam bir özgürlük ve arayış hezeyanları yaşayan martı jonathanı konu ediyor. Bu martı çok fazla uçmaya kafayı takmış, az yemek yiyerek ve sürüden bağımsız olarak göklerle barışık jhonun arayışını konu ediyor. Sayısız denemeler hızlanmalar, yaralanmalar ve kendi sınırını görmek isteyen martı kardeşimizin hikayesi. Eser her ne kadar bir martıdan bahsediyorsa da yazarın toplumun bizi hapsetmeye çalıştığı sıradan köle bir hayatın o isyankar çıkışını gösteriyor. Martı her anında kendini bu hapishaneden kurtarmaya kalıpları yıkmaya ve sınırını zorlamaya çalışıyor ki o arayışı anlam bulsun. Herkesin kendinden bir parça bulacağı ve kalıplarını yıkacağı bir perspektif. Okuyun Allahın adyla
İnceleme
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680bin okunma
Puan vermedi·381 syf.··
2026 7. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 22:36
Uzun zamandır bir kitabın beni bu kadar hızlı içine çektiğini ve "Acaba şimdi ne olacak?" merakıyla sayfaları çevirttiğini hatırlamıyorum. Olasılıksız ve Empati ile zihnimizde zaten ayrı bir yer edinen Adam Fawer, Oz ile yine yapacağını yapmış ve bizi bambaşka bir gerçekliğin içine fırlatmış. Kitap, hepimizin bildiği o klasik Oz Büyücüsü masalını alıp, bilimkurgu ve gerilimle harmanlayarak tamamen yetişkinler için distopik, karanlık ve inanılmaz zeki bir hikayeye dönüştürüyor. Dorothy, bildiğimiz o masum kız değil; çok daha derin, karmaşık ve mücadeleci bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Neden sevdim? Yazarın o tanıdık bilimsel detayları kurguyla birleştirme tarzı bu kitapta da tam gaz devam ediyor. Hikaye hiç sarkmıyor, gereksiz uzatılmış tek bir sayfa bile yok. İyiler gerçekten iyi mi, kötüler sandığımız kadar acımasız mı? Kitap boyunca bu algıyı sürekli sorguluyorsunuz. Eğer masalların göründüğü kadar masum olmadığını görmek ve zihninizi biraz zorlamak istiyorsanız, Oz'a mutlaka bir şans verin derim. Kesinlikle favorilerim arasına girdi!
OzAdam Fawer · April Yayıncılık · 20178,2bin okunma