Bir soruyu öncelikle, hızla, kendinize düşün­me payı ayırmadan yanıtlamanızı istiyorum: pata­tesi seçişinizde bir 'fantezi' peşine düşüş, bir öz­gün olma isteği, hatta, üzerinde onca durulacak, durulması gereken, durulmayı bekleyen sorun varken bir aldırışsızlık, kayıtsızlık yok mu, ne dersiniz?
Sayfa 5 - *Sel yayıncılık, pdf·Kitabı okuyor
Dünyayı çocuklarımız için güvenli bir yer haline getirmek kolay olmayacak. Bu yönde sarf edilen çabaların zamanımızın en büyük politik tartışmalarından bazılarını ele alması gerekiyor: Globalleşme, 'anne savaşları,' ekonomik eşitsizlik bunlardan sadece birkaçı. ABD tarihi açıdan çocuk sorunlarına yapmacık bir saygı göstermekten fazlasını yapmamıştır; her iki parti de 'aile değerleri' bayrağını sallarken, birçok ebeveyni ve çocuğu etkileyen ve her gün yaşanan sorunları ele almak için çok az şey yapmıştır. Tüm yanıtlara sahip değilim. Ancak özgün birtakım kapasitelerle ve zayıflıklarla evrim geçirmiş olan ve alıştırmasını yaptığı şeye dönüşen bir beyinle sosyal bir tür olarak kendimizi anlamamız, en azından doğru soruları sormamızı sağlayacaktır. Buna başlamak için en iyi nokta da sevgi dolu ve ilgili bir toplum yaratmanın yollarını aramaktır.
Sayfa 326·Kitabı okuyor
Psikoloji
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
777 :))))
Demirciköy'de satın aldığımız ve her bir santimetrekaresini özenle döşediğimiz evimizde birlikte yaşıyoruz, birlikte ama ayrı ayrı var oluyoruz. Aynı yolu el ele, ama kendi özgün ifademizle yürüyoruz. Paylaştıkça çoğalıyoruz. Gerçekten sevmenin ve sevilmenin ne olduğunu keşfediyoruz. Çok şükür...
Hayata Dair
Bu cilt son olarak, bedenin 20. yüzyıldaki özgün karakterini ortaya koymayı hedeflemektedir. Bunu da bedene yönelik bakıştaki değişimleri vurgulayarak yapmaya çalışmaktadır; zira bu dönüşümlerden bazılarının daha önce örneği görülmüş değildir: Bugüne kadar organizmanın içine asla şimdiki tıbbi görüntüleme teknikleriyle olduğu kadar girilmemiş, cinsiyetli mahrem beden hiçbir zaman şimdiki kadar saplantılı bir şekilde, bu aşırılıkta teşhir edilmemiş, bedenin savaşta, toplama kamplarında çektiği eziyetleri yansıtan imgelerin bir eşi görsel kültürel tarihimizde yer almamış, çağdaş resmin, fotoğrafın, sinemanın beden imgesinde yarattığı sarsıntılarla boy ölçüşebilecek bir beden seyirliği asla görülmemiştir.
Giriş
… 200 yıl boyunca unuttuğumuz şey, “kendimiz olmak’’tır. …“kendisi olamamak“ sorunun temelinde ne var? Birbiriyle ilişkili üç kavram: “ itikat, itimat, istinat.“ … Yeni ordular, yeni kurumlar, yeni okullar, yeni usuller oluşturduk, ama onlar “özgün” değildi. Yani “bize ait yeni “değil, “bizim için yeni “şeylerdi. ..batılı hayat tarzını, alfabeyi,müziği, kıyafeti,siyaseti tamamen alarak kurtulabiliriz düşüncesi yaygınlık kazandı.“Artık ne olursa olsun eski gitsin de yerine ne gelirse gelsin”yaklaşımı koskoca bir uygarlığı parya haline getirdi. … maddi gücümüz artarken, ekonomimiz, Okur-Yazarımız, devlet gücümüz artarken bile bizi zayıf kılmaya devam ediyor. …Açık ki,asıl mesele “güç“ değil, “kişilik “tir. .
Sayfa 26·Kitabı okuyor
Jung'a göre hayatın amacı, hiçbir zaman tamama ermeyecek bir süreç olan "bireyleşme"dir (individuation). Kişinin kendi kendisini gerçekleştirmesi anlamına gelen "bireyleşme" çift yönlü bir süreçtir: Kişi, dünyada başka hiçbir şeyle kıyaslanamayacak olan, eşsiz, benzersiz, özgün bu benliği, benliğin kolektif ve sonsuz formülasyonu içinden edinmektedir.
Sayfa 76·Kitabı okuyor
Alıntı