Özen Ö.

Otuz Milyon Kelime
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2018 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2018 17:30
Çocukların özellikle 0-3 yaş arasındaki dönemde duyduğu sözcükler zihinsel gelişimleri için çok önemlidir. Duydukları kelimeler ne kadar çeşitli, olumlu, teşvik edici olursa gelecekte başarılı olma oranı o oranda yükselir. Bu durum, sonraki yaş grupları için de önemli ve geçerlidir. Çocuklara teşvik amacıyla yapılacak övgüler zekaya değil çabaya yapılmalıdır. 2-7 yaş arasındaki çocukların kendi kendine konuşması çoğunlukla bir davranış sorununu değil, gelecekte daha yüksek bir sosyal beceri düzeyini işaret eder. Çift dilli olmak (yabancı dil bilmek) çocukların zihinsel gelişimine ve başarısına katkı sağlar. Bebekler akıllı doğmaz; onlarla konuşan ebeveynler onları akıllı yapar. Çocukların zihinsel becerilerini geliştirecek zengin bir kelime dağarcığına sahip olması 3 K (KAVRAMA, KONUŞMA, KARŞILIKLI YAPMA) süreci ile gerçekleştirilebilir. Yukarıdaki önemli bilgiler ve daha fazlası kitapta mevcut. Kitap, bir pediatrik koklear implant cerrahı olan fakat sonraları çocuk eğitimine ve sosyal bilimciliğe geçiş yapan Dr. Dana Suskind tarafından yazılmış. Kitapta örnek olaylarla konu desteklenmiş. Kitap bir çırpıda okunabilecek derecede akıcı ve kolay değil. Ancak içerik öncelikle eğitim-bilimcileri ve çocuğunun zihinsel gelişimi ve eğitimdeki başarısı için somut ve bilimsel caba göstermeyi kendine görev edinmiş ebeveynleri ilgilendiriyor. Eğitim kalitesi açısından dünya genelinde 30'lu sıralarda olan A.B.D. açısından önemine dikkat çekilen ıçerik, bence ülkemiz açısından daha da önem kazanıyor. Sonuç olarak, tavsiye ederim.
Eğitim
Otuz Milyon KelimeDana Suskind · Buzdağı Yayınevi · 20205,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·224 syf.·
2017 43. kitabı
Nice Alim dediğimiz kişiler var ki kalıplaşmış arkaik şeyleri sürekli tekrar etmekten başka bir şey yapmazlar. Ağır bir din dili kullanıp, üst perdeden nasihat buyuran, samimiyetsiz ağır bir üslupla hitap etmeye çalışmış ve daha kötüsü belirli bir kitle yakalayabilmişlerdir. Dini kitaptan değil de, “İnsanlar”dan görerek araştıran ve inanan insanların daha da uzaklaşmasını sağlayan yegane kişiler maalesef. “İnsanlar” aslında sorgulama adı altında sadece kullanıyor bana göre. “İslam ülkeleri bu durumdayken İslam nasıl hak bir din olur? Eğer İslam buysa Müslümanlar neden Batı’nın gerisinde kaldı? Kimilerinin ağzında pelesenk olan, kimilerinin inansa da inancını zedeleyen durumlar… Gazali, İbn Arabi ve Geylani gibi milyonlarca insanı etkileyebilen büyük mütefekkirler bugün belki yok ama onların geriye bıraktığı eserler bugün halen benzersiz kaynaklar durumundadır. Kur-an’ı derinden anlayabilmek ve yorumlayabilmek için Mektubat, Ihya-u Ulumid-din, Riyazu’s Salihin gibi kitaplar yegane kaynağımız olması gerekir diye düşünüyorum. “Eğer gerçekten inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz." (Âl-i İmran, 3/139) ayeti Müslümanların geri kalmışlığını adeta özetler nitelikte. Müslümanlar olarak gerçekten inanan toplumlar olamadığımız için bir Gazali çıkmıyor içimizden, böyle olduğu için Dini insanları gözlemleyerek anlama yanlışına düşüyoruz. Görüyoruz ki açlıktan ‘ağlayamayan’ çocuklar ve onları görmezden gelen, hiçbir mülteciye kapı açmayıp, bir robota vatandaşlık verebilen körfez babaları var. Ve bu Aptallar furyası ile İslam’ı bağdaştırarak lekeleyen bilinçsiz güruh toplulukları var. Öğrenmek ve gerçeğe gözlerini kapatmak istemeyen için ne kadar sınırsızca şey var aslında! Yeter ki kibirlenmeden görmek isteyelim. Yeter ki samimiyetine, üslubuna güvendiğimiz, nasihatlerin
Din
Dirilt KalbiniNouman Ali Khan · Timaş Yayınları · 201712,3bin okunma
8/10
·310 syf.··
Beğendi
·
2018 83. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2018 14:41
MİLLİYETÇİ- IRKÇI- FAŞİST Maalesef son yıllarda insanların özellikle gençlerin kafası karışmış durumda. Daha Faşizm, Irkçılık ve Milliyetçilik kavramlarının ne demek olduğunu bilmeden orda burda atıp tutuyor.Herkes birbirine Irkçı; Faşist diyor. ABD son derece yetkin Toplum Mühendislerini ve internet üzerinde kullandığı binlerce Trolü kullanarak ,kültür erozyonu ve kargaşa yaratmak için elinden geleni yapıyor.O nedenle dünya literatüründe bu kavramların karşılığını buraya yazıyorum. IRKÇILIK: İnsanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti, MİLLİYETÇİLİK: Maddi ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını, kendi çıkarlarının üstünde tutma anlayışı, ulusçuluk.. FAŞİZM : Demokratik düzenin yerine, aşırı bir ulusçuluk ve baskı düzeni kurmayı amaçlayan, tüm yetkilerin tek bir parti ya da kişinin elinde bulunduğu devlet düzeni Bizler İstiklal Marşı çalındığında tüylerimiz ürperirken, aidiyet duygusunu yaşarken, bağımsız bir ulus olmanın gururunu taşırken, son yıllarda Türküm demeye bile utanır olduk. Sürekli bir ırkçılık tehdidiyle karşılaşıyoruz. İngiliz ingilizim, Fransız fransızım der, ne diyelim. İnsanların ulus bilincinden, birliktelik bilincinden koparılması, sömürgeleştirmenin en önemli adımıdır. Farklı kültürler , dinler ve görüşte olanların birbirine karşı kışkırtılması planlanmış bir şeydir. Türkiye zaten bağımsız bir ülke değildir. Hiçbir üretimi olmayan, tarımsal, endüstriyel yani ekonomik annlamda tamamen Batı ya bağımlı olan bir ülkenin bağımsızlığı mümkün olabilir mi? Ey ABD diye ortalıkta nara atanlar çatır çatır, silah, uçak , makine vs. alırlar. Zaten 70 li yıllardan beri Türkiye bir tür sömürge ülkesidir. Atatürk'ün kurduğu fabrikalar cüzi ücretlere, ya
Hedef TürkiyeOktay Sinanoğlu · Bilim & Gönül Yayınevi · 20151,599 okunma
“Günlük yaşam içinde çok büyük bir sır vardır. Herkesin bunda bir payı bulunur ve herkes onu bilir, ama pek az kimse bu konuya kafa yorar. Çoğu kimse onu olduğu gibi benimser ve ona asla şaşırmaz. Bu büyük sır, zamandır. Onu ölçmek için saatler ve takvimler yapılmıştır ama bunlar hiçbir şey ifade etmez. Herkes çok iyi bilir ki bazen bir saatlik süre insana ömür kadar uzun gelirken, bazen de göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Zamanın bu garip kısalığı ve uzunluğu, o saat içinde yaşanan olaylara bağlıdır. Çünkü zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir.”
Sayfa 65