Oguzhan A

Bandoların, bayrakların, flamaların torenlerin ve kitlesel gösterilerin, kilise cemaati yuruyuslerinden, şeytani kaçırmak için yapılan şeylerden prensipte hicbir farkı yoktur. Ancak devletin güç gösterileri, dinsel torenlerin aksine, bireye içindeki şeytani hislere karşı hiçbir korunma sağlamayan kolektif bir güven duygusu verir. Sonuç olarak, birey devletin gücüne, yani kitle zihniyetine daha fazla sarılacak, böylece kendini devlete hem fiziksel, hem de manevi olarak daha fazla teslim edecek ve sosyal kudret ve yetkisini tümüyle yitirecektir. Tıpkı kilise gibi, devlet de kişilerden şevk, özveri ve koşulsuz sevgi talep eder.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ingiliz kozmonolog Fred Hoyle, karbon ve oksijen atomlarının çekirdeklerinde, enerji düzeylerinin dikkate değer rastlantısal konumlarını keşfetti. Bu enerji düzeyleri olmasaydı, var olmamız da olanaksız olabilirdi. Fred Hoyle, bunu açıklamak için aşağıdaki gerekçeleri öne sürdu: Kanıtları inceleyen herhangi bir bilimcinin, çelirdek fiziği yasalarının, onların yıldızların içinde yol açtığı sonuçlar dikkate alınarak ve bilrerek tasarlandığı sonucunu çıkarmaktan kaçınabileceğini sanmıyorum. Eğer bu doğruysa, rastlantısal görünen herhangi bir küçük değişim, önceden düşünülmüş derin bir planın parçası haline gelir. Doğru değilse,tekrar dev boyutlu bir rastlantılar dizisine döneriz. Freeman Dyson'un elektromanyetik ve nükleer kuvvetlerin güçleri arasında ki daha başka rastlantılara tepkisinde de, benzer bir teolojik kuşku görülür. Bu rastlantılar evrimin biyolojik karmaşıklık üretebilmesinden çok önce, yıldızlardaki maddeleri hızla tüketerek, yaşamı destekleyen çevrenin yok olmasına yol açan nükleer reaksiyonları önler: "Evrenin derinliklerine bakıp, fizik ve astronomide bizim yararımıza çalışan birçok rastlantıyı farkedince, evren bir anlamda, sanki bizim geleceğimizi biliyormuş gibi görünüyor.
Bilim
Şimdilik, evren, bekleyebileceğimizden çok daha anlaşılabilir olduğunu kanıtlamıştır. Maddenin elementer parçacıklarının iç uzaylarından uzak galaksilerin dış uzaylarına kadar, doğanın bütün panoramasında karşılaştığımız en karmaşık şeyin, kafalarımızın içindeki olması hayli ironiktir.
Bilim
Evrenin doğuşu ve gelişimi üzerine düşünürken kozmik çocukluğumuzun kalıntılarını araştırıyoruz. Ve her safhada öylesine zekice tasarlanmış ve açıklanamaz biçimde kompleks bir yapıya sahip olan şeylerle karşılaşıyoruz ki, bunları verili gerçekler olarak görüyoruz.
Bilim
Big bang süreci ve evrenimizin geçirdiği oluşum sürecinin tamamı, herhangi bir bilim kurgu meraklısının tahayyül edebileceğinden çok daha fantastik bir yapıya sahiptir. İnsanda hayret uyandıran şey sadece süreçteki zarif fiziksel işleyişler değil, üzerinden on beş milyar yıl geçmiş olmasına karşın bu tek olayın günümüzde hâlâ hissedilebiliyor olmasıdır. Bütün evren, (bizler de dahil olmak üzere) big bang sonucunda açığa çıkan enerjiden biçimlenmiştir ve bu enerjiye dayanarak varlığını sürdürür. Galaksilerin, insanlann, portakal suyunun ve yulaf ezmesinin aynı enerji topundan ortaya çıkmış olması bize, bizi ve diğer bütün her şeyi ortaya çıkaran metafiziksel güç hakkında bir şeyler öğretmelidir.
Bilim