Puan vermedi·512 syf.··
2026 27. kitabı
Aile bağları ve köklerini arama temaları üzerine kurulu bir roman. Yaseminin günümüzdeki yaşamı ile dedesi ve babaannesinin geçmişi arasında gidip gelen hikayesi. Hikayenin ana merkezinde ise Köy Enstitüleri ve bunun önemi yer alıyor. Enstitülerin Önemi ise dedeni Torununa yazdığı mektuplarla ortaya çıkıyor. Kurucuları Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç. Onların da emeklerine sık sık değiniliyor. Köy enstitüsü mezunu bir dedenin torununa bıraktığı emanet ve bir sürü hatıra… Cumhuriyetin ilk yıllarının idealizmini taşıyan, eğitim ve emekle hayat kurmaya çalışan insanlar… dedenin eğitim anlayışı, insan yetiştirme çabası ve topluma faydalı olma isteği Köy enstitülerinin ruhunu çok güzel yansıtıyor. Dedenin torununa bıraktığı mirasım manevi değeri paha biçilemez. Duygusal bağı çok kuvvetli olan bir roman, Köy enstitülerinin önemi muazzam anlatan bir roman, iyi insan olmanın erdemlerini ve ne olursa olsun iyi kalabilmenin gücünü anlatan bir roman, kadınların yaşadıkları tüm zorluklara rağmen ayakta güçlü kalabildiklerini anlatan harika bir roman. Dedenin anlayan ve yol gösteren mesajlarını aşırı benimseyip kendinize yazılmış gibi hissetmenizi sağlıyor. Kitap bitmesin dede hep bişeyler anlatmaya devam etsin istedim. Bu yüzden roman bitince şükran ve Özlem duygusu ağır bastı. Okuması Aşırı keyifliydi.
EmanetBige Güven Kızılay · İnkılâp Kitabevi · 2025986 okunma
10/10
·478 syf.··
2026 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 20:45
Bir hikâye yazarsınız... Başlangıçta o dünya yalnızca size aittir. Çocuklar uykuya daldığında, gecenin derin sessizliğinde veya günün o bitmek bilmez telaşının tam ortasında kelimeler usulca birikir. Karakterler doğar, büyür ve zamanla koca bir hikâyeye dönüşür. ​Sonra bir gün o hikâye evden çıkar, başka kalemlerin anlattıklarıyla yan yana gelir. İşte o zaman anlarsınız yalnız olmadığınızı. ​Kardeş Sesler 2025 Türkiye seçkisinde satırlarımla yer almamın bendeki karşılığı tam olarak bu. Bu eser; farklı şehirlerden, bambaşka tecrübelerden ve yüreklerden dökülen kelimelerin aynı sayfalarda buluştuğu eşsiz bir edebiyat yolculuğu. Sadece Türkiye'den değil; Azerbaycan, İran, Kazakistan, Kırım, Özbekistan ve Türkmenistan gibi geniş bir coğrafyadan yazarların sesini aynı çatı altında buluşturması paha biçilemez. ​Her yazar kendi sesini katsa da, ortaya çıkan o tını tekil bir ses değil; hep bir ağızdan söylenen güçlü bir türküye benziyor... Bu çok sesli ahengin içinde yer almaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. ​Yolu bu kitaba düşen her okurun, satır aralarında kendinden bir iz, tanıdık bir his bulmasını diliyorum. Zira bir kitabı asıl özel kılan sayfalarındaki mürekkep değil, okurun kalbinde bıraktığı o eşsiz izdir. ​Sahi, siz en son hangi hikâyede kendinizi buldunuz? #TanerŞen #KitapTavsiyesi #Hikâye #Kitapsever #AvrasyaYazarlarBirliği
Kardeş Sesler 2025 - TürkiyeKolektif · Bengü Yayınları · 20251 okunma
Reklam
For House of the Dragon*
Puan vermedi·624 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:18
Deli Targaryenlerin hayatını merak ettiğim bir dizi sürecini geçirip 3. Sezon gelmeden önce meraktan ölmeme adına başladığım Ateş ve Kan hakkında birkaç duygu düşünce şeysidir…. Öncelikle Ursula Le Guin dışında fantastik edebiyat okumadığım için acaba onca ismi aklımda tutar mıyım, ders çalışır gibi roman mı okunur, ben kpss çalışırken bile Osmanlı hanedanı hakkında not tutmadım buna mı tutayım gibi kaygılarım olmasına rağmen tüm bunların gereksiz olduğunu ilk sayfalardan hissettiren G. R. R. Martin dedeye teşekkürler…. İlk sayfalardan hemen içine alıp basit ama nüktedan bir kalemle yazılan kurgu OHA BEN FANTASTİK EDEBİYAT SEVERMİŞİM hissi yarattı. Öğretmenler odasında bazen kahkaha atmana vesile olduğu için çevreme bakıp lan beni deli sanmasınlar bakışı atıp kimsenin olmadığını fark edince devam etmem de cabası…. Global platformlar diziyi feminist ve queer bir düzlemde çekiyor sanırken kitapların da bu şekilde yazılmış olması benden tam puan aldı. Sadece Targaryenler deli sanırken diğer hanelerin de onlardan aşağı kalır yokmuş. Hepsi manyak abv, ahanda şu karakter iyi diyeceğimiz kimsenin olmamasına ayrıca bayıldım…. Kitap vadideki nehirler gibi aktığı için sabah akşam okudum… arkadaşlarımın goygoy görüşmelerini hep ertelememe sebep olup sosyalleşmeyi unutsam da aldığım keyif paha biçilemez. Dizinin yeni sezonuna bir hafta kalmışken beklentiyi arşa çıkardım bekliyorum!
Ateş ve KanGeorge R. R. Martin · Epsilon Yayınevi · 20191,507 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2018 38. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2018 00:00
@okumacemberiolusturalim etkinliğimin dördüncü kitabı bitti hiç bitmesini istemesem de... #runguluzarrun kitabı Meryem Öztürk nin yorumu sayesinde kitaplığımıza katılanlardan. yeniden 90 ları yaşadım, gülümsedim, kahkaha attım, hüzünlendim, büyük keyif alarak okudum. Gülüzarın çocukken tutmaya başladığı günlüğünü okuyoruz. O kadar samimi, o kadar temiz ki etkilenmemek elde değil. Kendi dinlediğim sanatçıları, şarkıları, okuduklarımı, hatta hala telefonumda babam aradığı zaman çalan melodinin taa o zamanlara dayandığını hatırlamak paha biçilemezdi... Dualarındaki saflık bile beni benden aldı. Hüzünlendim bitmeye yakın, herkesin özlediği Gülüzar kadın için mi, yoksa çocukluğumu anımsatan yanları olduğu için mi doldu gözlerim bilmiyorum... "Bana bir masal anlat baba, İçinde bütün oyunlarım, Kurtla kuzu olsun şekerle bal... Baba bir masal anlat bana İçinde denizle balıklar Yağmurla kar olsun güneşle ay... Anlatırken tut elimi Uykuya dalıp gitsem bile Bırakıp gitme sakın beni..." 12.04.2018
Run Gülüzar RunAyşegül Kocabıçak · Hep Kitap · 20171,282 okunma
Bir Kültür Hazinesi: Oğuz'dan Bugüne
10/10
·346 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Okuma serüvenimde bazen öyle eserlerle karşılaşıyorum ki, bu denli derinlikli ve anlam yüklü çalışmaların hak ettiği bilinirliğe ulaşamaması beni düşündürüyor. Günümüzde büyük kitapçıların raflarında popüler kültürün etkisiyle parlatılan eserlerin gölgesinde kalan, ancak aslında "kültür hafızamız" sayılabilecek çok özel bir eserden bahsetmek istiyorum: Oğuz’dan Bugüne. Bu kıymetli eser, Türk edebiyatının temellerini atan Orhun Kitabeleri ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’u ile başlayıp, edebiyatımızın mihenk taşı olan şair ve yazarlarımızın en vurucu metinleriyle zenginleştirilmiş bir seçki sunuyor. Türk Dil Kurumu'nun tarafından hazırlanan bu eser; bize kim olduğumuzu hatırlatan, kültürel kodlarımızı aktaran ve milli bilinci yeniden yeşerten bir rehber niteliğinde. Kitabı okurken sayfaların bitmesini istemedim; her bölüm, üzerine saatlerce konuşulabilecek, derinlemesine tahlil edilebilecek kıymetteydi. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim burukluk, aslında eserin niteliğinin bir kanıtıydı. Kitabın sunduğu bir diğer eşsiz katkı ise, daha önce eserlerini inceleme fırsatı bulamadığım pek çok kıymetli yazar ve şairin kalemiyle tanışmama vesile olmasıydı. Bu çalışma, sadece bir seçki olmanın ötesine geçerek, Türk edebiyatının zengin koridorlarında bir keşif yolculuğuna çıkmamı sağladı. Farklı dönemlerin edebi dokusunu ve o yazarların özgün üsluplarını bu eser sayesinde tanımak, kültürel birikimime paha biçilemez bir derinlik kattı. Milli şuurun ve kültürel aidiyetin her zamankinden daha çok önem kazandığı günümüzde, bu gibi eserlerin daha geniş kitlelere ulaşması, daha fazla insanın elinde hayat bulması en büyük temennim. Toplumsal hafızamızı tazelemek ve köklerimize dönüp "biz kimiz?" sorusuna yanıt aramak isteyen herkese Oğuz’dan Bugüne eserini şiddetle tavsiye
1000Kitap
Oğuz'dan BugüneKolektif · Türk Dil Kurumu Yayınları · 199668 okunma
10/10
·400 syf.·
Beğendi
·
2026 45. kitabı
Eseri fazlasıyla beğendiğimi söylemeliyim. Tarihin izleri, savaşın derinlikleri ve Rönesans dönemi sanatı, tabloları ile sanatsal anlamda harikaydı. Elbette savaş her dönem içler acısı, trajedik ve derinliği, direniş ruhu her dönem fazlasıyla derin. Sinema tadında bir eser olduğunu düşünüyorum. Eserin konusu, ikinci Dünya Savaşı döneminde, İtalya'nın Nazi işgali altında olduğu bir süreçte geçmektedir. Romanın temel çatışması, savaşın yıkıcı etkileri ile nazilerin el koymaya çalıştığı paha biçilmez sanat eserlerinin korunması mücadelesi etrafında gelişiyor. Ağustos 1943'te, Roma'nın bombalanmasıyla anne ve babasını kaybeden 14 yaşındaki Massimo'nun yaşam mücadelesi başlar. Yaşadığı bombardımandan sağ kurtularak haydutların saldırısına uğrayıp yaralanan Massimo, kendini Monte Cassino'nun eteklerindeki manastırda bulur. Burada, kendisini Vatikan'ın sırdașı ve Usta Sanatçı olarak tanıtan, Pietro Houdini lakaplı esrarengiz ve karizmatik bir adamla yolları kesişir. Pietro Houdini, Massimo'nun hayatını kurtarır ve onu manastırın duvarları arasında saklanan sanat hazinelerini koruma görevinde yanına yardımcı olarak alır. Ancak savaşın şiddeti Monte Cassino'ya yaklaştıkça, bu paha biçilmez sanat eserlerinin koruma altına alınması gerekir ve askerler manastırın ruhunu çalmayı elbette bașarır. Pietro, üç önemli Rönesans dönemi eserini yani Tiziano'nun altı işinden üçünü saklamayı başarır. Bu eserler Rönesans ustasının; Venüs ve Adonis, Perseus ve Andromeda, Diana ve Actaeon. Ve devamında olaylar ilginç sekil alarak ilerliyor.
İnceleme
Pietro Houdini'nin LanetiDerek B. Miller · Koridor Yayıncılık · 20269 okunma
Reklam
Reklam