Yoksulluk her tarihte karşılaşılabilecek bir konum: varsıllık kadar rastlantısal ve olası, ancak varsıl olanların bunu bir şans, diğerlerin[in]se bunu bir kin, olanaksızlık ve acı olarak yaşamaları; ve ne yazık ki bunu savunamamaları. Romain Gary, Onca Yoksulluk Varken adlı kitabında, orospular kendilerini kıçlarıyla savunan varlıklardır diyordu ve haklıydı, çünkü yalnızca onlar bu iğrenç yaşam kavgası içinde etin değerini içeriden ve dışarıdan bilip, paha biçebiliyor,
Sahâbe dedi ki: “Ya Resûlullah! Mus’ab’ın elbisesi parçalanmış, üstünde ki hırkayı yukarı çekiyoruz ayakları, ayaklarına çekiyoruz başı açıkta kalıyor, ne yapalım?” Bunun üzerine Efendimiz (sas) Mus’ab’ın bedeninin başına geldi. Şöyle bu halde olan Mus’ab’a yaşlı gözlerle baktı: “Ah Mus’ab ah! Seni Mekke’de ilk gördüğümde üzerinde paha biçilmez elbiseler vardı. Senden daha güzel giyinen yoktu. Şimdi sen, saçların dağılmış ve sadece eski bir hırkanın içinde üzerini bile tam örtmeyecek elbiseler içindesin...”
Bu İstanbul şehri ki,paha biçilmez ona/Tüm İran mülkü feda olsun tek bir taşına/Öyle bir incidir ki iki deniz arasında/
Yeridir dünyanın güneşi ile tartılsa .
NEDİM
İman kalbi bir durumdur. Dokunulabilecek ya da herhangi bir müşterinin değer biçebileceği maddi bir eşya değildir. İmanın kıymetini ancak onu göğsünde taşıyan kişi takdir edebilir. Bazılarının nazarında bir lokma ekmeğe satılabilecek bir şeyken diğer bazılarının nazarında paha biçilemez bir değerdir. Onun pazarlığı ancak göklerin ve yerin Rabbi ile yapılabilir... Müslümanı yeryüzünde Allah'ın dinini ikame etmeye,İslam ahlak ve kültürünün ilkelerini inşa etmeye iten güç işte budur. İşte bu güç onu en büyük zorluklara,en şiddetli işkencelere katlanabilir hale getirir. Müslümanın imanı pahası ne olursa olsun dünya değerleri ile ölçülemez hale geldiği günlerde dünya onun önünde eğilmiş ve ona itaat etmiştir. Ama bugün iman,herkesten korkan,herkese boyun eğen ucuz bir eşya haline gelmiştir.