Cansel K

Cansel K
Yarayla alay eder yaralanmamış olan
Puan vermedi
Kitabın kötü çevirisi yüzünden ne kitaba ne kendime haksızlık yapmak istiyorum ve bırakıyorum. Çünkü karpuzu kestim baktım kelek çıktı. İlla da yemem gerekmiyor. Eskiden olsa israf olmasın diye zorlardım kendimi ama Mîna Urgan'nın kitabını okuduktan sonra buna gerek olmadığına karar verdim. Gerçekten bir çevirinin kötü olduğunu anlayamam sanıyordum ama anlaşılıyormuş. Aktarılanlar çok kopuk ve bağımsız. Başka bir çeviriden belki daha sonra okurum ama önceliğim olmayacak şimdilik. Yukarıda atıfta bulunduğum alıntıyla sonlandırayım: "Az ömrüm kaldığı için kitapları seçerek, çok özenle seçerek okuyorum artık. Kısıtlı vaktimi yeni ama değersiz bir kitapla harcayacağıma, daha önce birkaç kez okuduğum ve sevdiğim kitapları yeniden okumayı yeğ tutuyorum. Başladığım kitabı kötü de olsa bitirmek huyundan Fethi Naci'nin bir sözü sayesinde kurtuldum: 'Karpuzu kestin. Baktın ki kabak. Gene de zorla yiyecek misin o karpuzu? ' demiş Fethi Naci." Mîna Urgan,Bir Dinozorun Anıları,sayfa 146. Kendime Not: Bir şans daha verirsem tercihim Koridor Yayınları ve çevirisine güvendiğim Süleyman Doğru çevirisi olacak.
1000k
İrade TerbiyesiJules Payot · Flipper Yayıncılık · 202038,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Spoiler
Puan vermedi·109 syf.·
2022 26. kitabı
Yazarın hayat öyküsüyle paralellik gösteren, iyi anlatılmış bir roman okudum. Açıkçası farklı duygular hissettim. Bu duygular etrafında romanı değerlendirecek olursam: İlki üzüntü oldu. Dışarıdan iyi tanınan, diğerlerini güldürmek pahasına kendinden veren bir karakterin iç dünyasının mutsuzluk ve karamsarlıkla çevrilmiş olması çok acı. Bir insanı böyle düşüncelere iten yaşanmışlıkları hep merak etmişimdir. Aile mi toplum mu? Genetik mi cahillik mi? Belki de hepsi. Hepsi birleşince böyle yıkıntılarla uyuşmuş bir tepkisizlik ve mutsuzluk ortaya çıkıyor. Dazai'nin bunları yaşamış olması, defalarca intihar girişiminde bulunması ve en sonunda başarması gerçekten üzdü beni. Diğeri kırgınlık hissiydi. Yozo'nun etrafında onu gerçekten göremeyen, yaşadığı yabancılaşmayı fark edemeyen kişilere duyduğum kırgınlıktı. Aslında onun cevap veremeyişinden ve ezikliğinden faydalanıp onu sömüren kişilere tepkisizliği de kırdı beni. Yozo çok iyi bir insandı değil mi? Herkesi güldüren, istenildiğinde karısının eşyalarını rehin vermek pahasına arkadaşına borç veren, ona söylenenlere boyun eğen, insanların yalanlarına, aşağılamalarına sessiz kalan bir iyi yanı vardı işte, melek gibi bir çocuktu. Bahsetmek istediğim son duygu ise kızgınlık. Yozo'yu anlayabiliyorum. Onun yaşadıklarını yaşayan, düşündüklerini düşünen birçokları geldi geçti ve gelecek. Dostoyevski'yi hatırlayalım, Sabahattin Ali'nin karakterlerini... İnsan bir kuyu kimi zaman. Hiçbirimiz diğerinin yaşadığı zihinsel ve duygusal süreçleri yargılama hakkına sahip değiliz. Sadece anlamaya çalışabiliriz. Yaa nasıl böyle yapar, nasıl böyle düşünür? Çok saçma ama insan izin verir mi böyle ezilmeye? Nasıl bir erkek karısının tecavüzüne sessiz kalır? Olabiliyor işte bazen, insanın olduğu yerde hiçbir şey imkansız değil ki. Yine de
İnsan
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · Sel Yayıncılık · 202060,4bin okunma
3/10
·480 syf.·
2022 22. kitabı
İlber Ortaylı bilgisini, tarihçiliğini kesinlikle tartışamayacağım ,haddime bile değil, bir bilim insanı. Ancak kitabı bitirene kadar resmen kitapla mücadele ettim. Kitabı mutlaka okunması gerekenler arasına koyanlara da katılmıyorum. Kitap Atatürk ile ilgili sıradan bir Türk vatandaşının bilmediği hiçbir şey söylemiyor. Tarihi bir kişilik anlatılırken elbette dönemin şartları, olaylar verilebilir. Ancak bu o kişiyle alaka kurularak verilmeli diye düşünüyorum. Ortaylı alakalı alakasız bir sürü bilgiyi hiçbir kompozisyon mantığı olmadan sıralamış gibi hissettim. O onun dayısıymış, bilmem kim paşanın torunuymuş."Dünyada Atatürk" başlığı altında Soyvet rejimi anlatılıyor. Atatürk ile ilgili kurulan cümle sayısı iki. Başlığın birini araştırayım dedim, 2015'te bir gazete köşesinde yazdığı yazının aynısı koyulmuş. Bu gibi durumlar okurken beni gerçekten soğuttu. KPSS çalışırken Milli Mücadele ve Atatürk'e dair burada okuduklarımın çok daha düzenli ve sistemli halini okumuştum zaten. Üzgünüm ben İlber Hoca kadar bilgili değilim ve onun zihninden geçenler bana vahiy olarak inmiyor. Haliyle kurduğu bağlantıları takip etmek zordu. Çoğu zaman bir alaka da kurulmamış gibi. Aklına geldiği gibi yazmış izlenimi bıraktı bende. Yazar kitap boyunca Atatürk ile ilgili argümanlara da cevap veriyor. Ancak bunları takip etmemiş olanlar için ne tezler ne de antitezler yeterince açıktı. Kullanılan dil ve üslup yorucuydu. Şu açıktır bu açıktır diyip durdu ama benim için açık olan tek şey bu kitabın başarısızlığı oldu. Yorumların birinde "çok fazla şey söyleyen ama hiçbir şey söylemeyen bir kitap" yazıyordu. Sonuna kadar katılıyorum. Atatürk ile ilgili biyografileri okumak istiyorum ve okuyacağım. Bu bence içlerindeki en kötüsü olacak.
1000Kitap
Gazi Mustafa Kemal Atatürkİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 201813,6bin okunma
Spoiler
8/10
·128 syf.·
2022 17. kitabı
Zaten bildiğimiz olguları, olayları, durumları, hisleri, fikirleri farklı ifade biçimleriyle okumak için edebiyata ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Bu bir yaratım şekli ve insan olmak için, olgunlaşmak için kendimiz dışındaki yaratıma sığınıyoruz. Kitabın konusu dikkate değer ama anlatımı, seçilen sözcükler, düşünmeye iten kısımları daha da güzel. Okurken yukarıda bahsettiğim durumu yaşadım. Öncesinde zihnimden geçen sorgulamalar birbirinden özgün tamlamalar ve benzetmelerle karşımdaydı. Çoğu kadın gibi zaman zaman ben de annelik, bunun getirdiği sorumluluklar ve bağlılık, özveri üzerine düşünüyorum. Anne karnındaki bebeğin, -dölütün artık her neyse- yaşam hakkını da.Tüm bu düşünceler silsilesiyle yüzlestim bir kez daha kitapta ve bu çok hoşuma gitti. Bölümün birinde hayali bir mahkeme kurulması, annenin bu mahkemede vicdanını başka insanların bedenlerinde konuşturması aslında haklının olmadığı sadece en iyi savunanın kazandığı bir münazara izliyormuşum hissi verdi. Konuya ilişkin farklı düşünceleri ustalıkla yansıtmış yazar. Kürtajın bir cinayet olduğunu düşünüyordum belli bir aydan sonra ama kitapla birlikte düşüncelerim de olduğundan başka bir hale geçiş yaptı. Kitapta doğrudan bir kürtaj işlenmiyor, annenin ihmali sonucu meydana gelen bir ölüm var. Ancak bana yine de buradan hakeretle kürtaj konusunu düşündürdü.Kaldı ki yazar sadece buna değinmemiş. İçinde doğrudan yaşamı ve varoluşu görebileceğimiz, adaletsizliği, insanı, hiçliği, kadın olmayı sorgulayabileceğimiz yerler de var. Kurgusu, dili, anlatım biçimiyle ve anlattıklarıyla özellikle kadınların mutlaka okuması gerekiyor.
Kadın
Doğmamış Çocuğa MektupOriana Fallaci · Can Yayınları · 20222,412 okunma
6/10
·288 syf.·
2022 9. kitabı
Serkan Karaismailoglu'nun alanına hakimiyeti, kendine has üslubu tartışılmaz. Ancak ben bu üsluptan sanırım çok hoşlanmadım. Kitabı bağırsaklarla ve mikrobiyota ile ilgili bir kitap okuyacağım için aldım. Ancak karşıma bunun da ötesinde tekrarlayan bağlaçlar zinciri çıktı. Verdiği bilgiler, örnekler -özellikle deney örnekleri- beklentimin karşılandığı yerlerdi. Öğrendiğim çok şey olduğu için mutluyum. Bağırsaklarıma dair farkındalığımın da geliştiğini söyleyebilirim. Yine de daha kısa ve daha az dolandırılarak anlatılabilirdi bu anlattıkları. Konunun popüler bilim olması için Game of Thrones'a gelmesine, yediğim iskenderin 8884993 sayfada gideceği yere gidememesine, alakalı alakasız bilgi vermeye gerek yoktu. Sürekli konuyu dağıtıp dağıtıp özetle, kısaca, gelin bir de şurdan bakalımlar bir süre sonra dikkatimi çok dağıttı adeta gıcık oldum. Özetle, (iç sesim: Hay senin özetin batsın) daha dolandırmadan, daha az bağlaç kullanımı ile ve farklı bir üslupla yazılsaydı çok severdim. İyi okumalar.
İnsan
Beyinde Ararken Bağırsakta BuldumSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20178,7bin okunma